Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
240
 

Yargıya müdahale

Yargıya müdahale
 

Foto Hürriyet


“Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Pöttering, konuşması sırasında yanına gelen TRT kamerasına dönerek "AKP, demokratik bir partidir. Onu kapatmak absürttür" dedi.

Avrupa Forumu'nun yapıldığı sırada verilen arada Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ile bir süre sohbet eden Pöttering, "AKP'nin demokratik yollarla iktidara gelen bir parti olduğunu" belirtti.

Pöttering'in konuşması sırasında, Bakan Ali Babacan, arkasında duran bir Türk televizyonunun kamerasını göstererek, "Arkanızda kamera var" dedi. Pöttering de bu kameraya dönerek, "AKP, demokratik bir partidir. Onu kapatmak absürttür" diye konuştu.

kaynak: hurriyet.com.tr

Ülkemizin, yönetimimizin geldiği durum içler acısı. Avrupa’da bazı ülkelerde “Ermeni soykırımı uydurmadır” dediğinizde dava açılıyor, bir parlamenterimiz orada “bu davalar absürttür” diyemiyor ve yargıya intikal etmiş bir durum için bir Avrupalı bakanımızın ve kameraların içine baka baka yargıya müdahele sayılabilecek söz ediyor.

Vay be Türkiye’m “Türk milletini aşağılamak ve alenen tahkir etmek” suçu ile kendi vatandaşına eziyet edecek yasalar çıkarırken bir yabancının senin kılcal damarlarında dolaşmasına müsaade edeceksin. Bu Avrupalı arkadaşın yaptığı Türk milletine hakaret değil midir? Çünkü yargı Türk milleti adına karar verir. ve bu karar henüz çıkmamışken bu tür laflara maruz kalmak ve bunu gülerek izlemek çok ayıptır çok.

Değerlerin değerini sürekli yitirdiği bir dönemden geçiyoruz, hiçbir şeyin anlamı olmadığı bir noktaya doğru sürükleniyoruz. Bu sürüklenmeyi de işin, ilginç yanı, değerlerin sahipleri olduğunu iddia edenler yapıyorlar. Sosyal ve ahlaki değerler bağlamında, en ahlakçı noktalarda başlayan bozunma, çürümeyi seyreder olduk. Din ulemalarının şehvet düşkünlükleri, milli değerler bağlamındaki tavizlerimiz, bu yazıya konu olan durum, nereye baksak şizofren bir durum ortaya çıkıyor.

Bakınız on yıllardır süren bir çürümenin özetini Bekir Coşkun nasıl anlatıyor


“Öbür çocuklar...

NEDEN iktidardakilerin çocukları başarılı oluyorlar da, öbür çocuklar bir türlü başaramıyorlar hayata adım atmayı. Nedir bunun sırrı?

Cumhurbaşkanı’nın oğlu; 14.5 yaşında işçi, 16.5 yaşında patron...

Başbakan’ın oğlu "gemicik" sahibi...

Damat; kamu bankalarının kasasına yanaşmış holdingin başında...

Maliye Bakanı’nın oğlu; ithalattan ihracata, likit yumurtadan mısır işine kadar her yerde para basıyor...

Hangi bakan ya da milletvekilinin çocuğuna baksanız, uçmuş...

Aptal mı öbür çocuklar?

kaynak: hurriyet.com.tr

Bu çürüme devam ettikçe, ve hele imanlı(!) insanlar olarak sunulan bir iktidar çürümeyi önlemek yerine sürdürdükçe dışarıdan her türlü müdahele söz konusu olur ve biz buna bir şey yapamayız.

Atatürk gibi bir lideri olan bu ülkenin bugüne geleceği kimsenin aklına gelmezdi. Onuncu yıl marşındaki heyecan niçin dindi? Atatürk’ün yaptıklarına karşı çıkanların sesinin demokrasi adı altında çok fazla çıktığı zamanlardayız, onun devrimlerine karşı çıkanların sömürge zihniyetli olduklarını dilerim milletimiz anlamıştır.

Bağımsız, güçlü ve bölge dengeleri üzerinde etkili bir Türkiye olmak varken, ülkemizde sömürge valisi gibi gezen birilerinin lafını dinler olduk. Ben kişisel olarak Avrupa normlarının ülkeme yakışacağına inanan biriyim, ama normları bir yana bırakıp (yargıya müdahale etmeme gibi) çocuğa nasihat veren sömürge valisi tiplerine de sinir oluyorum. Laiklik bu ülkenin hassasiyeti, nasıl ki Nazizim Almanya’nın hassasiyeti ise. “Demokrasilerde düşünceyi kısamazsınız, Nazi partisi kurmamak absürtlüktür” desin bir sayın bakanımız Almanya’da, bir denesin ne oluyor görür. Kapatma davası bir hukuki süreçtir, sonunda ne olacağı belli değil, kapatılmaz ise parti aklanır ve herkes buna katlanır, kapatılır ise ülkemizin deyimi ile “şeriatın kestiği parmak acımaz”.

Yeter ki çürümeyi yaygınlaştıracak durumlardan kaçınalım. Akrabaların kayırılmasına alıştık, ama adaletin dejenerasyonu hepimizin sonu olur. Adalet bütünlüğümüzün temeli olmalıdır. Gözbebeğimiz gibi korumalıyız. Adaletin adil olmasını sağlamalıyız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

AB koşulları belli olan bir organizasyondur. Üye olmak veya olmamak tercihi de bize ait. Laiklik bizim hassasiyetimiz, nazizm de Almanyanın deyip atamayız. AB de partilerin hangi şartlar altında kapatılacağı bellidir. Şiddeti öven, şiddet kullanımına sıcak bakan siyasi partilerin kapatılması AB hukukunun bir gereğidir. Buna karşılık AB de dini inançlar bireylerin temel hak ve özgürlükleri kapsamında algılanır ve hiç bir parti örneğin türban kullanımını yasaklamıyor diye kapatılamaz. Siyasilerin yakınları haksız kazançlar sağlıyorlarsa yargı yolu açıktır, AB nin buna karşı çıkacağını hiç sanmıyorum. Çünkü bu tür haksızlıklar AB de suçtur ve cezalandırılabilir. Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 09.05.2008 19:43
Cevap :
Hangi AB ülkesinin rejimi ile ilgili olan bir parti ile karşılaştık ki? Nazizmi de şideet içermeden anlatbilirsiniz, yani Alman ırkının üstünlüğü(!) falan diye  10.05.2008 14:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 283
Toplam yorum
: 710
Toplam mesaj
: 93
Ort. okunma sayısı
: 1269
Kayıt tarihi
: 04.12.06
 
 

Nükleer fizik doktoru, şiir yazmaya çalışıyor, kalite yönetim sistemleri danışmanı, öykü deneme yaza..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster