Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
96
 

Yargıyı Göreceksin, Sakın Şaşırma!

Yargıyı Göreceksin, Sakın Şaşırma!
 

Orhan Veli’nin küçücük şiirini hatırlayın önce; nasıl da güzeldir:
“Gemlik’e doğru denizi göreceksin sakın şaşırma.”

Bilen şaşırmıyor ama bizim adliye koridorlarında eğer yargıyı görürseniz gerçekten şaşırabilirsiniz.

N’olur n’olmaz, biz uyaralım da!

Evet bugünün ana kelimesi “şaş.”
Şaşmaktan emir kipi: Şaş!
Gözleriniz şaşırırsa olursunuz şaşı.

Türkiye’de her gün yaşanılagelen sayısız olaya şaşırmamanız olanak dışı.
Karnınız acıktıysa hem çorbası var hem yemeği, onun da adı: Şaştım Aşı.

Şaşkınız.
Yargının “anlaşıl/a/mayan” hallerine bir tuhafız.

İki haber; tesadüf veya sayfa editörünün özel ilişkilendirmesi nedeniyle yanyana çıktı gazetede.

Şaşırtmaya devam ediyor yargı.

Birinci haber; bir bakanımızın bir muhalefet liderine söylediği sözler ile ilgili.

Hangi bakan olduğu, hangi muhalefet lideri olduğu önemli değil; çünkü haberin içeriğine konu edilen olay, korktuğumuz gibi bakana veya muhalefet liderine özgülenmiş bir kararı ifade ediyorsa o zaman zaten şaşı falan değildir yargı, ruhuna Fatiha okumamızın zamanıdır.

Evet bir bakan, muhalefet liderlerinden birine “şerefsiz, alçak, çirkef, düzenbaz, sahtekar” demişse de bu sözler “eleştiri” sınırları içinde sayılmış ve savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş.

Mağdur taraf, savcılığın bu kararına itiraz eder mi, bu kendi takdirleri kuşkusuz ama.
Söylenen bu kelimeler nasıl “eleştiri” sınırlarında kabul görmüş bunu anlamak mümkün değil.

O zaman genelleme mi yapacağız?..
Herkes birbirine şerefsiz, alçak, çirkef, sahtekar diyebilir mi?..

Ne yani, eğer şüpheli ile mağdurun yukarıda da değindiğimiz gibi taşıdıkları sıfat önemli değilse, diyebilirler öyle mi?..

Madem “takipsizlik” çıkacak bu kelimelere…
Herkes birbirine şerefsiz deme hakkına sahip o zaman.
Ne engin hoşgörü!… Ne de güzel bakış açısı!…

Keşke bu eleştiri sınırını her daim böyle kullansalar savcılarımız da özellikle basın alanında, ifade hürriyeti anlamında, gerçekten sert eleştiri gerektiren hallerde Türkiye’nin AİHM başta olmak üzere başı ağrımasa.

Birinci haberin yanındaki diğer ikinci habere gelecek olursak:
Tartıştığı kişiyi defalarca bıçaklayan simitçi ilk celsede tahliye edilmiş.

Görüntülere bakıyorsunuz dehşet.
Sokak ortasında, insanların arasında…
Sanık, ilk duruşmada tahliye edilmiş.
“Adli kontrol” dahi verilmemiş.
Ve mahkeme enfes gerekçesini sunmuş tahliye ile beraber: “Tutukluluğun devamı ölçüsüz olur.”

Demek ki ölçüsüzlük diye bir kavram varmış…
Hatırlanmış.
Hatırlanmaz çünkü böyle kavramlar.
Tahliye kararı verilmesi elzem olanlarda hatırlanmaz.
Ama adam kesene tahliye verilebilir.
Genelkurmay başkanı tutuklanır, hatırlanmaz.
Kanserden ölüm döşeğinde olan nice isim tutuklanır hatırlanmaz.
Bıçakla kurbanlık keser gibi caddeye yatırıp bıçakladığın adamda hatırlanır…

Normaldir.
Şaşkındır yargı.
Kararnameleri takip edebiliyor musunuz, habire atama haberleri çıkıyor.
Stajlarını bitiren yeni adaylar, hakim ve savcılığa adım atıyorlar ve siz onları şak diye İstanbul’un merkezine, Ankara’ya, Balıkesir’e, İzmir’e gönderiyorsunuz..

İş yükü çok, deneyim yok, sudan çıkmış balık halinde çoğu.
Ne yapacaklar, nasıl davranacaklar hukukun oynaklığı onlara da yansıyor tabii..

Şaşırmamak mümkün değil.
Bir şaşkınlık halidir gidiyor.
Olmaması gerekenler oluyor.
Olması gerekenler olmuyor.

Şerefsiz diye diye adam bıçaklasan da rahatsın öyle mi, e öyle diyor işte yargı!
Şerefsiz kelimesini hakaret sayma, adamı bıçaklasan da defalarca, ölçüsüz tutuklama olmaz diye rahat ol.

Ne diyelim?
Neresinden tutalım?..
Nasıl edelim?
Nerelere gidelim?

 

Abdülkadir Güler, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de şaştım bu işlere. Allah Milletimizi korusun...Aminnnnnn!

Abdülkadir Güler 
 30.01.2020 6:15
 

Yazınız ilgi çekici..61 yaşındayım, bugüne kadar adliyelere 6 defa ya gittim ya gitmedim.Allah da düşürmesin..Ancak bugün şahit olduklarım beni hem çok şaşırttı hem de çok üzdü.Bilirkişi müracaatımda bilgisayarda sorunlar yaşayınca belki yardımcı olurlar diye adliyeye gittim.İlgili dairede bir yetkilinin kapısını çalıp maruzatımı arzdedecek oldum, keşke etmeseydim.Adam kovmaktan beter etti beni.Biraz daha konuşsaydım belki de tutuklatacaktı. 35 yıldır devlete memur ve yönetici olarak hizmet ettim.Kim olursa olsun bir vatandaş bana gelince oturtur, çay söyler, güler yüzle derdini dinler ve çözmeye çalışırdım.Bana karşı yapılan bu muamele eğer bilirkişi olarak seçerlerse halim ne olur diye endişeye sevk etti.Demek ki bina yapınca adliye, okul, hastane olmuyor.Bunları hizmet yapan insandır..En iyi dileklerimle..

mustafa semih arıcı 
 29.11.2018 0:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 72
Kayıt tarihi
: 07.02.18
 
 

1971 Balıkesir doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Balıkesir'de tamamladıktan sonra Ankara Ü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster