Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
431
 

Yarım hekim candan, yarım hoca dinden edermiş.

Yarım hekim candan, yarım hoca dinden edermiş.
 

Heykeller ve dogmalar


Düşünceler ideolojiye dönüşmeden önce “sevgi” ön plandadır. Hatta ideoloji devlet kurumlarına yerleşirken temelinde “sevgi” vardır. Sevgiyle filizlenir yeşerir ideolojiler. Her ne kadar bir tepki ürünü olsalar da sevgi ve inanç ön plandadır kabul görmelerinde. Dinler de öyle değil mi?

İslam dinini ele alalım:

Hz Muhammed kendine gelen Allah kelâmlarını etrafındakilere anlatırken ona duyulan saygı ve sevgi ön plandadır. Bu saygı ve sevgidir ki İslamiyet’in yayılmasında etkili olmuştur.

Bu sevgi bilim ve eğitimle süslenince serpilip gelişmesi daha bir hız kazanmıştır.

Emeviler zamanında İslamiyet bilim ve eğitime verilen önemle en üst seviyelere ulaşmış, İslam dünyası en parlak günlerini yaşamıştır, Avrupa, Ortaçağ karanlığını yaşarken.

Hıristiyanlıkta da durum farklı değildir. 12 Havarilerdeki tanrı sevgisi insanlara güven vermeseydi Hıristiyanlık böylesine yayılır mıydı?

Dinimizin temeli de tüm dinlerde olduğu gibi tanrı sevgisine dayalıdır. Söz gelimi büyük halk ozanı tasavvuf şairi Yunus Emre “Yaratılanı severim yaratandan ötürü” dememiş midir?

Anadolu’da İslâmiyet bu sevgi coşkusuyla yayılmamış mıdır?

Ne zaman tanrı insan ilişkisi kişisel çıkarlarımızla örtüşmeye başladı, işte o zaman sevginin yerine korkunun aldığını görürüz.

Tanrı adına insanların özgürlükleri kısıtlanır, kırbaçlanır, asılır. Hatta bakire kızlar idam edilmeden önce cennete gitmesin diye tecavüz edilir. Hep bunlar “Tanrı” için yapılır.

Aslında günümüzde İslam dünyası, Ortaçağ Hıristiyanlığın yaşadığı günleri yaşamakta, Halk akıl ve mantığın ışığına ulaşma yollarını aramakta. Sözgelimi İran akıl ve mantıktan uzak antiemperyalist bir tepki zırhıyla kapanmış, kendi insanlarına özellikle kadınlara aşırı bir baskı uygulanmaktadır. Ne adına biliyor musunuz? Allah adına. Arabistan’da durum biraz daha farklı. ABD emperyalizmi ile iş birliği içindeki Krallık yapılan her türlü yolsuzlukları yine kılıfına uydurup Allah adına kendi insanlarını ve orada yaşayanları mutsuz kılabilmektedir. ABD ise Afganistan’da şeraite göz yummakta onun karanlığında sömürüsünü daha rahat gerçekleştirebilmektedir.

Sevginin olmadığı yerde yayılmak istenen Tanrı düşüncesi gelişebilir mi?

Atatürk’ün yapmış olduğu en büyük devrimlerden biri “laiklik”tir.

İslam dünyasının içinde bulunduğu karanlıktan çıkış yolu “laiklik”ten geçer. Yani tüm insanların dini inançlarını özgürce yaşayabildiği, aklın mantığın ve çağdaş hukukunun üstün olduğu, dogmalardan uzak bir laiklik anlayışı.

Peki, tarifteki “laiklik” anlayışı günümüz Türkiyesindeki laiklik anlayışıyla örtüşmekte midir? Buna “Evet” diyebilmek çok zor.

Atatürk: "Yaşamda en gerçek yol gösterici bilim ve tekniktir. Bilim ve tekniğin dışında yol gösterici aramak dalgınlıktır, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır.", "Ben manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı", hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım bilim ve akıldır.” demektedir.

Bakın şimdi biz neler yapmaktayız. http://www.haberler.com/ataturk-bustunu-yikan-inek-baska-koye-satildi-haberi/ internet sitesine girerseniz “Malatya'nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Kadiruşağı köyünde okul bahçesindeki Atatürk büstünü kıran inek başka köye satıldı. Yelişyurt ilçesine bağlı Kadiruşağı köyünde, otlanmak amacıyla girdiği köy okulunun bahçesindeki Atatürk büstünü kıran inek, açılan soruşturmadan çekinen sahibi tarafından başka bir köye satıldı.” (12 Mayıs 2009 Salı Haberler.com)

Tüm köy halkı konuyla ilgili olarak soruşturma geçirebilmekte. Düşünebiliyor musunuz yapılan işler “Atatürk”ü koruma ve sevdirme adına yapılmaktadır. Böyle bir yolla Atatürk insanlara sevdirilebilir mi? Bu davranışlar sadece onu dogmalaştırmadan öteye geçmez. Ben bu soruşturmanın gerisinde Ata’ya ihanet görüyorum.

Yarım hekim candan, yarım hoca dinden edermiş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 124
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 02.10.08
 
 

1955 Milas doğumluyum. Nüfüs kaydım orada ama "doğduğun yer değil, doyduğun yer" memleketin olurmuş ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster