Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
63
 

Yarım Kalan Öyküler - Gündöndü

Üniversite öğrenimi de olmasa İstanbul’dan daha da batıya gideceği yoktu. Neyse ki üniversiteye giriş sınavından hemen sonra da aklına Selimiye Camii ile ünlü, Osmanlı’nın ikinci başkenti,Türkiye’nin batıya açılan kapısı, Edirne gelmişti. “Tercihler açılınca ilk yazacağım yer Trakya Üniversitesidir” diyordu kendine.

Çok zaman geçmeden aniden merak düştüğü bu Trakya kentine yolculuğu çıkmak istemiş ve Üniversite okuyacağı yeri önceden görmek istemişti.

İstanbul’un trafiğinden kurtulmak çok kolay olmasa bile nihayet Mahmutbey gişelerinden çıkabilmişti. Buradan sonra yabancı plakalı araçlar çoğalmış ve İstanbul plakalı araçların yerini yerli plakalar almaya başlamıştı. Etrafta ise sağlı sollu dizilmiş tarlaların tamamı sapsarı Ayçiçeklerle kaplıydı. Sapsarı bir ırmak edasıyla süzülen tarlalar gözlerini kamaştırıyordu.

Birkaç kilometre gittikten sonra bir tesiste mola verip dinlenmek ve bu güzel ayçiçeği kokularını içine çeke çeke izlemek istedi. Fakat görünürde bir tesis yoktu. Sağı solu süzerken ileride otobanın sağ kenarında kıvrılan yolu gördü. Arabasını oraya sürdü. İçerilere doğru ilerlerken soldaki tarlanın hemen önüne dikilmiş çınar ağacını gölgesinde duran sandalyede uyuklayan çocuğu gördü. Birden durdu. Tarladaki ayçiçekleri iştahını kabartmıştı. İçindeki taptaze yağlı çekirdekler ne de tatlı olurdu. Fakat tarlaya daha fazla yaklaşamazdı çünkü aldığı terbiye de bunu gerektirirdi. Ve bir tane ayçiçeği için de bu çocukcağız onu kırmazdı.

Nazik ses tonuyla çocuğa seslendi.

-Bakar mısınız?

Çocuk oralı olmadı...

Saat öğle yarısı... Şimdi İstanbul’da olsaydı, o da, çoktan uykuya dalmıştı. Çocuk uyuyacak belli ki, duymadı. Fakat genç kız kararlı.

Naif ince ses tonu biraz daha açıldı.

-Hey çocuk, bakar mısın?

Çocuk bir gözünü açtı, karşısında duran genç kızı görünce iyice uyandı. Başındaki hasır şapkayı çıkarıp doğruldu. Bu modern giyimli kadın ne istiyor olabilirdi. Çocuk cevap verecekti ki genç kız söze girdi.

-Şu ayçiçeklerinden birini bana satar mısın?

Çocuk genç kıza bakakalmış, ne dediğini anlamaya çalışırken Nihal tekrarladı.

-Şu ayçiçeklerinden diyorum. Bir tane alabilir miyim? Bana satar mısın? Ederi neyse fazlasını veririm.

Çocukcağız bu güzel Türkçeyi nerden duysun ki? Ay diyordu... Çiçek diyordu. Sağına soluna baktı. Kız eliyle sarı gündöndüleri gösterince nihayet anlayıverdi. O da elini uzatıp sordu?

-Güdündü mü istersin beya?

Nihal isteğini farklı bir tümce ile yineledi.

Çocuk tekrar;

-Güdündü mü? Dedi.

-Evet onlar. Ayçiçeği değil mi onlar?

-Bilmem… Güdündü derim ben on ’ara. Buraları eep güdündü der.

Ardından henüz doğrulduğu banka ayaklarını uzatıp tekrar gözlerini kapattı.

-Em satlık deiil uunlar...

Çocuğun tatlı Trakya şivesi hoşuna gitti genç kızın.  Ancak; aldığı son cevabın ardından yüzünü büküp arabasına yöneldi…

Çocuk ardı sıra bağırdı

-EEeeey abla.

Genç kız döndü.

-Güdündüler satlık diil dedim. Alamazsın demedim.

Genç kız, çocuğun uzattığı Ayçiçeğini alarak Edirne yolculuğuna devam etmek üzere yola çıktı.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 40
Kayıt tarihi
: 25.05.19
 
 

-Sen Çeyrek Ben Yarım -Elveda Çocukluğum -Yarım Kalan Öyküler -Tehlike Savaşçıları 1 kitaplarının..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster