Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
222
 

Yarım kalmışlıklar

Yarım kalmışlıklar, en çok yaralar insanı. Son kez bakış dünyaya. Sonra, sevdiklerini kendileriyle başbaşa bırakıp, çekip gitmek dünyadan. Belki elinde değil ama gene de bencilce gidiş. Masanda yarım fincanın, sandalyedeki minderde ağırlığının bıraktığı çukurluk. Kalleş nefes. Son izlerini toplatıyor insana. Minicik ayağının izi vardı aşı karnende, acı gülümsemenin izi var şimdi  çehrende.

Halbuki ne hayallarin vardı. Çıtır çıtır sonbahar yapraklarının arasında, kıpkırmızı şemsiyenle yürüyecektin daha.

Müstakil evin bile olacaktı. Havuzlu, fıskiyeli.

Evladınsız bir dakikaya bile tahammülün yoktu.

Gün ise bu kadar umursamaz işte. Ezan aynı ezan, kuş aynı kuş, insanların esnemeleri aynı.

Kabarık ve gösterişli yeleleriyle, aslan gene av üstünde.

Efes antik kentinde, 1920'lerde resmi çekilmiş, üzerinde kadın ve üzüm figürü olan üçgen mermer kalıntısı hala aynı  2008'lerde. Beklenmeyen bir şey değildi belki. Ama, bu kalıntının 1920'lerdeki resmini görünce hala dimdik ayakta, nedense şok geçirdim yine de.  İnsan içinse, böyle bir şans maalesef yok.

Uzun yaşamın sırrı diye bir şey  yok. Sadece yarım kalmışlık var. O da sevdikleri olan insanlar için.

Zamanın efendisi, biçerdöver gibi.

Yaşarken dövüyor, ölürken biçiyor.

Buğday tanelerine ise, sadece bir mevsimlik saltanat sonunda teslim olmak kalıyor.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 87
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 5194
Kayıt tarihi
: 20.05.12
 
 

Hukukçu bir anne.  Hayatta her şeyin kontrol edilemeyeceğini zor da olsa öğrendim.  Hayat, kısa b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster