Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
309
 

Yarına giden yol siyasete genç isimlerden geçer

Siyasetin ve diplomasinin okulu var mı?

Var!

Bu okullardan mezun olan kaç genç devleti yöneten kadrolara dâhil oldu?

Kimse anımsamıyor bile!

Akademiler neden var?

Kendisini ve yaşadığı toplumu her alanda ifade edebilecek genç beyinler yetiştirmek için!

Akademili öğrenciler yanlış giden bir şeyleri tartıştığında, protesto ettiğinde ya da boykot ettiğinde neden susturulur, bastırılır ve cezalandırılır?

Sıradanlaşmış her şeye karışmayan, toplumsal gelişimi, hataları ve gidişatı sorgulamayan yeni fikirler üretmeyen tek tip insanlar olsunlar diye!

Düşünen, hayatı araştıran, yaşadıklarını ve yaşamak zorunda bırakıldıklarını sorgulayan, dayatmaları ve bireylere hizmet için yapılmış yasaları reddeden bir gençliği dünyanın neresinde ve hangi kriterdeki ülkeleri cezalandırır?

Tabi ki 3. dünya ülkeleri, gelişmemiş ya da gelişiyorsun masalları ile uyutulan sömürge, yarı sömürge ülkeler!

86 yıllık cumhuriyet tarihimizin ilk kuruluş yıllarını bir kenara koyarsak (ki o tarihte de düşünceye üstü kapalı bir alerji varmış ve birçok kişi sadece yeni fikirler önerip muhalefet ediyor diye cezalandırılmış isyana yönlendirilmiş isyan edişlerinin neticesi olarak ta “İstiklâl Mahkemeleri”nde yargılanıp idam edilmiştir) çok partili düzene geçişte Cumhuriyet fırkası “Cumhuriyet Halk Fırkası ya da namı diğer Cumhuriyet Halk Partisi” kurulan siyasi partileri bir şekilde kitabına uydurup kapatmış ve dağıtmıştır (1946 yılından itibaren Türk siyasi hayatının CHP dışında 2. bir partinin demokrat partinin kurularak seçimlere çok partili olarak gidilmesi ile başlamıştır.

Çok partili hayat bundan önce terakkiperver cumhuriyet fırkası, serbest cumhuriyet fırkası ve 1945 yılında Nuri Demirağ tarafından kurulan Milli Kalkınma Partisi ile başlamıştır. Ancak bu partilerin hepsi kapatılmıştır)

Savaş sonrası yapılanma ve kalkınma hamleleri gerekçe gösterilerek yapılan bu muhalefet karşıtlığı ne yazık ki gelenekselleşmiş çok partili dönem ile yeni bir boyut kazanmış işin içine başka gerekçeler ve yeni misyonlar yüklenerek yetişen genç nesilleri susturarak, bastırarak, sindirerek, yontarak, tesviye ederek emir kulu yaparak günümüze kadar uzanan bir torna tezgâhına dönüştürülmüştür.

Devletin mevcudiyetinin kendisini kuran halk için olduğu gerçeğini yok sayarak halk devlete hizmet ve sadakat için vardır mantığına kanalize edilen toplum devleti hep kendisinden ayrı tutmaya başlamış, devleti tabulaştırmış kendisini devlete adayarak biat etmiştir.

Devlet halka hizmet için halk tarafından kurulup organize dilen bir hiyerarşik yapılanmadır mantığını savunan ve halkın devletin üstünde olduğunu, halkın çıkarlarının devletin çıkarlarından öncelikli olduğunu savunan yurt severlere karşı devletleşmiş çıkarcı çeteciler kendi sivil örgütlenmelerini tesis ederek devletin resmi güçlerinin yanına monte etmişler bu yasadışı sivil örgütlenmelerde “Vatan, Millet, Sakarya” edebiyatının yanına Din gibi bu halkın tartışmayı bile günah saydığı tabusunu monte etmişlerdir.

Tüm bu gelişmelere paralel öğretilen ama eğitilmeyen yeni nesiller yetiştirilmiş devletin vermediği eğitimi kendi olanakları ile alan ve düşünen, sorgulayan, yanlışlıkları protesto eden gençlik resmi ve gayri resmi güçlerce yasaları da arkalarına alarak şiddet, cebir, baskı ve işkenceye tabi tutulmaya başlanmış dahası düşünen yeni neslin önder kadroları yasal ya da gayrı yasal yollardan ölüme mahkûm edilmiştir.

Tüm bu olaylar neticesinde okullarımızdan düşünen beyinler yerine emir alıp uygulayan sıradan adamcıklar üretilmiştir, Türk siyasi tarihine yön verebilecek, halkın kaderini değiştirebilecek, TC ni hak ettiği onurlu ve kabul edilebilir yerine taşıyacak zamanının öğrenci liderlerini tesviye ederek yeni siyaset adamlarının, yeni devlet adamlarının, yeni politikacıların, yeni liderlerin önü kesilmiş ülke kısır politikacılara, çıkarcılara, kaypaklara, ikiyüzlülere, riyakârlara, Abdülcambazlara, sabunluk çağ dışı et yığınlarına, işbirlikçilere, mandacılara, sömürgecilere, hırsızlara, arsızlara bırakılmıştır.

Bir düşünün bakalım 68 kuşağı linç edilmemiş, idamlarla, yargısız infazlarla bertaraf edilmemiş olsaydı ve onlardan sonra gelen yeni nesiller onların yolundan cesurca ve başı dik yürüyebilseydi bu gün ehvenişer diyerek önümüze getirilip bizlere dayatılan bu sıradanlıkları milletin vekili sıfatı ile meclise sokar mıydık acaba?

Alkadraz_Kuşçusu

16 Ekim 2009 İst

www.turksiirmektebi.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 322
Kayıt tarihi
: 27.02.09
 
 

10 Mart 1962 İstanbul / Kadıköy - Kızıltoprak doğumlu biri kız 3 çocuk babası yaşadığı dünyadan önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster