Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '15

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
30
 

Yarsav genel kurulundaki konuşmam

Yarsav genel kurulundaki konuşmam
 

Yargıçlar ve Savcılar Birliği (Yarsav)


24.10.2015 günü yapılan YARSAV Genel Kurulunda yaptığım konuşmayı bilginize sunuyorum. 
 
Değerli meslektaşlarım, 
Saygıdeğer konuklar, 
 
YARSAV, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hukukun üstünlüğü için çıktığı yolda 9 yılını geride bıraktı ve şimdi bizler 4. Olağan Genel Kurul için toplanmış bulunmaktayız. Hepimize kutlu olsun. 
 
Son 9 yılda pek çok olay yaşandı. Hukuk ve yargı sisteminize dair pek çok gelişme oldu. Bunların hepsine kötü demek elbette mümkün değil, arada iyi şeyler de oldu ama geldiğimiz noktanın 9 yıl önceden daha iyi olduğunu söylemek çok güç. 
 
Hepinizin bildiği gibi 2014 yılında HSYK seçimleri yapıldı. YARSAV, yaşanan HSYK seçim sürecinde; değerlerini, ilkelerini ortaya koydu ve bunları savundu. Yapılan tüm baskı ve etkileme çabalarına, önerilen makam ve imkanlara rağmen değerlerini ve ilkelerini savunmaktan geri durmadı. 
 
Ben de YARSAV ve Yargıçlar Sendikasının desteklediği HSYK adayları arasındaydım ve bu sürecin içinde bulunma imkanı buldum. Öncelikle Genel Kurul huzurunda, birlikte yol yürüdüğümüz meslektaşlarıma, üyelerimize, üyemiz olmasa da bizi candan destekleyen herkese teşekkürlerimi sunarım. Bu yolu yürümek benim için onurdu. Bu yolu, yol arkadaşlarımla birlikte; “yolda pusuya yattıklarını, arkadan çelme attıklarını bilerek” yürüdük. 
 
Yaşanan süreç, herkesin gözü önünde gerçekleşti. Elbette, eksiklerimiz, hatalarımız oldu. Bunca kargaşanın, Devlet imkanlarının alabildiğince kullanıldığı, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamayı değil, “yargıyı ele geçirmeyi” hedeflemiş iki grubun arasında, tüm imkansızlıklara ve karalamalara rağmen ayakta durmaya çalıştık. Bağımsız ve tarafsız bir yargı için “ne cemaat, ne hükümet” dedik ve demeye devam ederek bu günlere geldik. Geçmişte yaşananları, hatalarımızı ve kazanımlarımızı gözardı etmeden önümüze bakmamız ve “yeni şeyler söylememiz” gerekli.
 
Değerli meslektaşlarım, 
 
İnsanlar bazen değerlerini, ilkelerini ve düşüncelerini sınama imkanı bulur. Bunları sözde mi savunuyor yoksa bu değerlere gerçekten mi sahip bunu anlar. Bazıları bu sınavdan geçer bazıları ise savrulur. Yaşanan seçim süreci, genelde yargı mensupları özelde de YARSAV üyeleri için böyle bir sınama imkanı verdi. Malesef bu sınavdan iyi sonuçlarla geçtiğimiz söylenemez. Bir meslektaşımın deyimi ile “yürütmenin 'cemaatle mücadele ülküsüyle' ambalajladığı yem borusu ötünce” bazılarımız değerlerinin arkasında duramadı. 
 
Yargı mensuplarının ve üyelerimizin bazıları, önlerine konulan “haklı olan” ile “yararlı olan” seçeneklerinden, “yararlı olanı” seçti. Elbette herkes kendi seçiminden sorumludur ve seçimlerini eleştirsek bile bundan dolayı kimseyi kınayacak halimiz yok. Fakat, doğru olanı, haklı olanı değil “yararlı olanı” seçen kimi meslektaşlarımız, bu seçimlerini önce kendilerine ve etraflarına sonra da bizlere “haklı” olarak göstermek için bizleri karaladı. Kendisinin değil YARSAV'ın “değiştiğini”, “dönüştüğünü” iddia etti. 
 
Haklının değil, güçlünün yanında saf tutmanın dayanılmaz cazibesine kapılanlar, yaptıkları tercihin menafaatleri gereği olduğunu değil, inançları ve ilkeleri gereği olduğunu izah etmeye çalıştılar. İşin üzücü yanı, bu süreç devam ediyor. YARSAV'dan kopmak, kendisine “yararlı ve güçlü” yanda yer bulabilmek için bahane arayanlar, kendilerinin değil YARSAV'ın “dönüştüğünü” söylemeye devam ediyor. Son dönemde üyeliğimizden ayrılıp “yararlı ve güçlü olanın” yanına geçenler ile konuştuğunuzda hepsinin nerede ise aynı cümeler ile kendilerinin savunduğunu görebilirsiniz. 
 
Gidenlere ve gitmeyi düşünüp de şimdilik gidemeyenlere söyleyeceğim şudur: Yolunuz açık olsun. Varacağınız yer de mutluluklar dilerim. Gitmek için neden aramaya çalışmayın. Gitmek istiyorsanız gidin. Ama rica ederim, kendi dönüşümünüzü izah etmek için dün birlikte olduğunuz dostlarınızı, yol arkadaşlarınızı karalamaktan vazgeçin. Artık burada olmadığınıza veya olmayacağınıza göre, “bizi kurtarmaya” çalışmaktan da vazgeçin. Biliyorum, “muhalefete muhalefet etmek” keyifli ve risksizdir ama bari siz bu duruma düşmeyin.
 
Yine de gidenler için yapacak bir şey yok, bizler “dost omuzbaşlarını omuzlarımızın yanında duyup, kellemizi orta yere, yüremizi yumruklarımızın içine koyup”, bizimle birlikte “yürümeyenleri boş sokaklar gibi” arkamızda bırakarak doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. 
 
Değerli meslektaşlarım,
Saygıdeğer konuklar,
 
Yargının ilk sivil toplum örgütü olan YARSAV, süreç içinde bize pek çok şey öğretti ve pek çok kazanım sağladı. Bugün geldiğimiz noktada, en azından, yargı mensuplarının örgütlenmesinin gerekli ve yasal olup olmadığına dair bir tartışma yapılmıyor. Bu kazanımlarımızdan aldığımız ivme ile ve bunlarla yetinmeyerek yola devam etmeliyiz. 
 
Ülkede hukuk ve yargı ile ilgili bunca şey ortadayken yapacak ve söyleyecek çok şeyimiz olduğu herkesin malumu. 
 
Yargıyı ve hukuku ele geçirmek, kendi amaçları için kullanmak isteyen yürütme, bunu kolaylaştırmak için her yolu deniyor. Bizler, hukuk insanları, hukuk ve adaletin bize çizdiği yoldan ayrılmadan bununla mücadele etmeliyiz. Hukuku savunurken, Adalet Tanrıçasının gözünde yer alan bağın ne anlama geldiğini unutmamalıyız. Hak ve özgürlüklerini savunmak gereken kişinin kim olduğuna, hangi görüşten olduğuna, o görüşe bizim iştirak edip etmediğimize bakmadan hukuku savunmaya devam edeceğiz. Voltaire'nin dediği gibi “fikirlerinize katılmıyorum fakat fikirlerinizi özgürce söyleme özgürlüğünüzü sonuna dek savunacağım” demeliyiz. 
 
YARSAV, geçirdiği 9 yıl içinde, hukuku ihlal edenlere karşı çıktığında; “siyaset yapmakla, ulusalcı olmakla, solcu olmakla, bölücü olmakla” suçlandı. Şimdi de “cemaatçi olmakla” suçlanıyor. Oysa YARSAV'ın istediği şey son derece açık ve basit: Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı. 
 
Dün, her türlü hukuksuzluğu yürütme ile birlikte yapanların, bugün bizimle aynı şeyleri söylüyor olması bizleri şaşırtmasın. Bu durum, onların dönüşmesinden veya değişmesinden ya da bizimle aynı çizgiye gelmelerinden kaynaklanmıyor. Hukuku, yapmak istediklerinin bir aracı kabul eden bu yapı şimdi de aynı şeyi yapıyor ve dün yok etmeye çalıştıkları hukuk bu kez kendilerine dönünce hukuktan yanaymış gibi tavır gösteriyorlar. Nitekim, bazılarının ağızında yer alan “yargılanacaksınız!” söylemi, hala hukuku bir “tehdit aracı, bir sopa” olarak gördüklerinin göstergesi. Bugün hukuka aykırılık yapanlar için de günü geldiğinde hukuku savunacağız. Yargı onlar için bir “sopa olarak” kullanılmaya çalışıldığında da bu duruma karşı çıkacağız.
 
Bu gerçeğin farkında olmamız, dün pek çok hukuksuzluk yapanlara, bugün yapılacak hukuksuzluklara ses çıkarmayacağımız anlamına gelmemelidir. Onlar hukuku “taktiksel bir araç olarak” kullanıyor olsalar da biz hukuku gerçekten savunmaya devam etmeliyiz. 
 
Hukuku bir araç, bir sopa olarak kullananlar, eski ortaklarından öğrendikleri ve bir zamanlar birlikte uyguladıkları yöntemleri eski ortaklarına ve toplumun kendilerinden saymadıkları tüm kesimlerine uygularken bizlerin durup “yesinler birbirlerini” deme lüksümüz yoktur. Zira, kavgalarını bizim evin önünde yapıyorlar ve yok ettikleri, sadece birbirleri değil, hepimizin sahip çıkması gereken hukuk sistemimiz ve adalete olan inancımızdır. 
 
Değerli konuklar, 
 
Belki bazılarınız günlük hayatınızda muhatap olduğunuz ve işlem ve kararlarını görüp duyduğunuz hakim ve Cumhuriyet savcılarına bakarak, bizler hakkında olumsuz düşünceler içindesiniz. Bazılarınız yargı mensuplarının desteklenmeyi hak etmediğini bile düşenebilirsiniz. 
 
Lütfen bizden umudu kesmeyin. Bize vereceğiniz destek herbirimizin şahsına verilecek destek değildir. Yargı mensuplarına vereceğiniz destek, bağımsız ve tarafsız yargı sistemine vereceğiniz destektir. 
 
Son 10 yılda yargı mensupları; sokakta, lojmanlarının önünde, makam odalarında, yüksek yargı binaları içinde şehit edildiler. Görevlerinin başında, makam odalarında kolları bükülerek gözaltına alındılar, tutuklandıklar, soruşturmalar geçirdiler, yaz veya kış denilmeden bir sabah ansızın sürgün edildiler, hak etmedikleri cezalar aldılar, hak ettiklere görevlere getirilmelidir.
 
2014 yılında oluşturulan HSYK bir yılını henüz geçtiği halde şimdiden 23 kararname çıkardı. Bir yılda yargı mensuplarının yarıya yakınının görev yeri değişti, oradan oraya savruldu. Önemli bir göreve gelmek için “liyakat”  değil “sadakat” arandı ve yaşanan seçim sürecinde aldığı pozisyonun ne olduğu sorgulandı. 
 
Tüm bunlar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Barolardan, meslek odalarından, demokratik kitle örgütlerinden ve tüm yurttaşlarımızdan, yargı mensuplarına sahip çıkmalarını bekliyoruz. Avukat meslektaşlarımızdan bizim haklarımız için de müdafilik görevi yapmalarını bekliyoruz. Bursa Barosu Başkanı sayın Ekrem Demiröz'ün sözü ile “farklılıklarımızı değil ortak noktalarımızı öne çıkarıp” birlikte hareket etmedikçe, birimize yapılan her hukuksuzlukta bir araya gelip toplanmadıkça, hepimizi tek tek kıracaklar ve hukuk sistemini yok edecekler. Buna izin vermeyelim. 
 
Değerli meslektaşlarım,
 
Bir sivil toplum kuruluşunu kuran ve ona üye olanlar “herşeyi devletten bekleme” alışkanlığına sahip olmayanlardır. Bu nedenle sivil toplum kuruluşlarına üye olanlar kimse onlara demediği ve kendileri için bir fayda beklemediği halde bir işin ucundan tutmaya çalışır. Önümüzdeki süreçte, üyelerimizin Dernek ile bağlarını güçlendirmek gerekli. Bu sorumluluk hem yönetimin hem de tek tek üyelerin omuzlarındadır. Herşeyi “yönetimden beklemeden” inisiyatif alarak, bu çabalara destek vermeliyiz.
 
Üyelerimizin, çalıştığı adliyeler ile Dernek yönetimi arasındaki ilişkiyi sağlaması gerekli. Bu anlamda; adliyede yaşanan olayları, meslektaşlarımızın mutlu ve acılı günlerini Yönetim ile paylaşıp, meslektaşlarımıza destek verilmesinin sağlanması her üyenin görevi olmalıdır. 
 
YARSAV, yargı mensupları ile, üyeleri ile, adliyeler ile ilişkilerini geliştirmelidir. Mesleki ve bilimsel çalışmalara ağırlık vermeli, çalışma grupları oluşturarak sorunlara somut önerilerini ortaya koymalıdır. 
 
Biliyorum, bunları yapmak, özellikle bu süreçte çok zor. Korku ve baskı ikliminde yapılabilecekler çok sınırlı. Bunları yapmak için üyelerimizin, üye olmayan meslektaşlarımızın desteği gerekir. Bu desteği sağlamalı, onları harekete geçirmeliyiz. 
 
YARSAV'ın önümüzdeki süreçte, yargı mensupları ile, yargının kurucu unsuru olan avukatlar ve onların meslek kuruluşları olan barolar ile, diğer meslek kuruluşları ile, demokratik kitle örgütleri ile daha iyi işbirliği kurması, birlikte hareket etme yollarını araması ve yeni yollar bulması gerekli. Zira, hukuk ve yargı sistemimizin yaşadığı sorunlar sadece hakim ve Cumhuriyet savcılarının sorunu değildir. Hukuktan, adaletten ve demokrasiden yana olan toplum kesimleri ile birlikte hareket etmeliyiz. 
 
Evet biliyorum etrafımızda “keder dilediğimiz kadar, yorgunluk da göz alabildiğine” ve evet biliyorum “Hürriyet hepimize yetmiyor” Ama birlikte çalışırsak “Hürriyet hepimize yetebilir”. “Yeter ki ekmek ve hürriyet yolunda dövüşebilmek için yaşayabilelim.” 
 
Ve evet “Biliyorum,
şiirle şarkıyla olacak iş değil bu
dalda narı,
tarlada ekini kızaratmaz güvercinin gurultusu.
ama yine de 
dişler arasında bıçaklar gibi parlar 
kavgada
şiirin doğrultusu” 
 
İşte bu yüzden doğru bildiğimiz sözleri, bu sözler kime yarar diye bakmadan söylemeye devam etmeliyiz. Sözümüzü, doğru ve mesleğe yaraşır şekilde söylemenin yollarını bulmalıyız. Bize karşı çıkanlara, haksızlık yapanlara karşı çıkarken “orantısız zeka” kullanmalıyız. 
 
Çünkü şunu da hepimiz biliyoruz:
“Saraylar saltanatlar çöker 
Kan susar birgün 
Zulüm biter 
Menekşeler de açar üstümüzde 
leylaklar da güler. 
Bugünlerden geriye, 
Bir yarına gidenler kalır, 
Bir de yarın için direnenler.” 
 
Direnmeye, konuşmaya, doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. 
 
Saygılarımla.
24/10/2015, Ankara 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 122
Kayıt tarihi
: 30.05.15
 
 

1991 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum. Halen Karşıyaka Adliyesind..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster