Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1703
 

Yaş kemale erince...

Yaş kemale erince...
 

Yaşınız kemale erince öğreniyorsunuz insanları olduğu gibi kabullenip, sevmeyi…

Yaşınız kemale erince öğreniyorsunuz varlığıyla zenginleştiğiniz insanları hayatınızda tutabilmeyi ve sizi mutsuz eden insanları usulünce hayatınızdan çıkarabilmeyi…

Yaşınız kemale erince keşfediyorsunuz küçük şeylerle mutlu olmanın sırlarını ve o zaman anlıyorsunuz acıların insanı  olgunlaştırdığını...

”Artık kaygılarımdan kurtuldum, huzurlu ve mutluyum ” dediğiniz o olgunluk çağında yaşadığınız bazı olumsuz olaylarsa tamamen değiştirebiliyor yaşamınızın rotasını…

İşte o an hayatın hiçte inandığınız, düşlediğiniz ya da planladığınız gibi devam etmeyeceğini ve bir gün en değer verdiğiniz insan/lar/dan, ya da en sevdiğiniz şeylerden vazgeçmek zorunda kalabileceğinizi anlıyorsunuz...

...

“Küçücüktü, güneşi son derece az alırdı ama çok şirin bir bahçesi vardı…

Yaz-kış uyanır uyanmaz bahçeye çıkar, cıvıldaşan sabah kuşlarının sesini dinler, mevsimine göre çiçeklerle, meyve fidanlarıyla, özene bezene diktiğim domates, biber fideleriyle ilgilenirdim. Büyüyen çitler sokakla arama yeşil bir duvar ördüğü için dışarıyı görmez, kendi yarattığım saklı cennette saatlerin nasıl geçtiğini anlamazdım.

Yoğun işlerimden dolayı bahçeme birkaç gün ilgisiz kalacak olsam, özlerdim…

Nice misafirler ağırladım erik ağacının gölgesinde, nice kutlamalar yaptık sıcak kış bahçesinde…

Daha güzel, daha manzaralı, daha yeni bir ev söz konusu olduğunda o ev, özellikle bahçesi için benim vazgeçilmezimdi..!

Hayli hüzünlü,  ama o evden ayrılmak gerekliliği doğduğunda beni en çok yaralayan, alışık olduğum düzenden, rahat yatağımdan ya da salondaki konforlu kanepeden değil, bahçesinden ayrılmak zorunda kalmamdı…

Engel olamadığım gözyaşlarım; tüketilenlerden ziyade, sil baştan yaşamak zorunda olduğum o tatsız şeyler, bir de ben gidince öksüz kalacağını sandığım bahçeM içindi…”

...

Şimdi…

Sokak kedileriyle oynaştığım o yemyeşil bahçenin tadında olmasa da, her akşam güneşi doyumsuz renklerle dağların ardına uğurladığım, sık sık gökyüzünü, bulutları, yıldızları seyre daldığım bir terasım,  terasımda sayısız saksım, saksılarda sakız sardunyalarım, kasımpatılarım, limon, portakal, begonvil fidanlarım ve nane, fesleğen, taze soğanlarım var…

Henüz dalında cıvıldaşacak bir ağaç bulamasalar da, koyduğum ekmek kırıntılarını yemeye gelen âşık kumrularım, gri güvercinlerim ve neşeli serçelerim var.

Yani, asla yapamam sanırdım ama yanılmışım, çoktan alıştım bahçesizliğe, bilmiyorum bahçeM alıştı mı bensizliğe?

...

Huzur-kargaşayla, gözyaşı-kahkahayla, umut-hayal kırıklığıyla iç içeymiş öğreniyorsunuz, önyargılardan kurtulduğunuzda...Ve anlıyorsunuz, biraz da kendiniz için yaşamanız gerektiğini, yaş kemale ulaştığında.!

                                                     

                                                                                   *****

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaş kemale erince dediniz de, sanıyorum herkes kendince bu tür hesaplaşmaya girer. Tüm yaşamın ince bir özeti gibidir bu, kalanı, silineniyle. Hesap bazen doğru bazen yanlış çıksa da bizi biz yapan şeylerden oluşur hepsi. Yaşamak hep güzeldir bana göre, acı ve tatlı olması ince bir dengeyi barındırır içinde. Dingin duygulara selam ile.

Güz Özlemi 
 17.12.2015 10:32
Cevap :
Nasıl becerdim bilmiyorum; yorumunuzu yayınlamışım ama yanıtlamayı unutmuşum, çok özür dilerim..! Yaşın kemale ermesi, sizin bahsettiğiniz o ince dengenin kurulduğu anlamına da geliyor biraz, haklısınız...Ve yaş almanın en güzel tarafı bu dengeye, ahenge ve dinginliğe ulaşmış olmak galiba...Değerli yorunuz için çok teşekkürler...Esen kalın...   27.12.2015 22:59
 

Fatma Hanım, bunca yıldan sonra öğreniyoruz öğrenmesine, kabul etmesek de bazen yutkunarak da olsa idare edip geçiştiriyoruz. Esen kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 06.12.2015 23:15
Cevap :
Evet Şahin Bey haklısınız...Ne kadar tatsız olsa da artık idare edebiliyor olmak, yaşımızın kemale ermesiyle alakalı değil mi zaten? "Yaşlanmak" demiyorum bakın, "yaş almanın" en güzel tarafı da bu galiba..:) Tüm iyilik dileklerim ve teşekkürlerimle...  07.12.2015 17:15
 

yazinin basligi icin; Herhalde bizi kastetmiyorsunuz !!!

Newyorker 
 06.12.2015 13:29
Cevap :
Hayıııırrr, estağfurullah! Siz daha o kategoriye girmiyorsunuz.Hepsi kendimle alakalı...:)Selamlar...  07.12.2015 17:17
 

özetle: yaşanan hiçbirşeyin sizi şaşırtmadığını farketmek, dingin ve huzurlu bir insan olmak, gülümseyerek karşılayabilmek hayalkırıklıklarını, sessizliği daha çok sevmek, daha az şeyi daha dolu dolu yaşamak, kullandığınız kelimeler aynı olsa da anlamlarının değiştiğini görmek, yağmuru ve sonbaharı sevenleri anlamak daha çok, ilkbaharın çocukca heyecanına daha çok kapılmak. dostların birbirini anlamaya başlaması, dostluğun eğlenceyi, alkolü, geceleri paylaşmaktan çıkıp hayatın her anına yayılması. anıların güzelliğine sahip olmak, ve geleceği daha güzel görebilmek. tüm dünyaya sahip olma düşüncesinden kurtulmak. bir yaşamın sıradanlığı içindeki gizleri keşfetmek.. ışığa ve renklere kanmadan grinin güzelliğini yaşamak.(alıntı)

die stimme des mondes 
 06.12.2015 0:45
Cevap :
Evet, galiba, özetle, aynı yazdığınız gibi..:)Yaş kemale erince böyle avantajlarınız oluyor işte; zamanın sizden alıp götürdüklerine karşın hayata böyle pozitif bakabiliyorsunuz...Teşekkürler, selamlar...  07.12.2015 17:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 247
Toplam yorum
: 2172
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1467
Kayıt tarihi
: 29.01.08
 
 

Antalya ve Akdeniz aşığı bir öğretmenim. Feci duygusal, iflâh olmaz bir romantiğim..:) Bol bol ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster