Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
621
 

Yasa ve adalet

Başlığa bakarak, çok ağır bir yazı yazacağımı düşünmeyin. Ufak bir sütunda böyle bir konuya giriş bile yapılamaz. Sadece dikkatinizi çekmek ve konuya farklı bir açıdan yaklaşımımı göstermek istiyorum. 

“Evren” der ünlü düşünürler, “3 logos” (Grekçe söz, usa dayanan söz, yasa, düzen, bilgi) “üzerine oturur.”: 1- Yasa; yani kurallar/ilkeler 2- Yasanın harekete geçmesi yani yaşam/enerji 3- Yasanın enerji ile şekle girmesi yani şekil. Doğaya baktığınız zaman şekli olan her şeyde bu 3 logosu görebilirsiniz. Örneğin; bir çiçek; oluşumunda bir takım kurallar vardır ki bilim, bunları teker teker ortaya çıkartır, kanıtlar; fotosentez gibi. Çiçek, tohumdan gonca bir gül haline gelirken bir enerji harcar ki bilimin bir başka kolu da, bu hareketi formülleştirmeye, anlamaya çalışır. Sonuçta biz yapraklarını açmış, mis gibi kokan, kırmızı bir güle hayranlık duyarız ki bu da gözlerimizin gördüğü şekildir. 

Bu fikri insan üzerinde inceleyelim; çünkü insanın da bir şekli vardır: Örneğin “açıkgöz insan”. Kişi eğer “açıkgöz” olmayı kendisine ilke edinirse, onun kurallarını bilir ve buna göre davranışlarını sergiler ki bu davranışlar, kişinin açıkgöz olarak algılanmasını sağlar ve bizler onu “açıkgöz insan” olarak betimleriz. Okuyucularımız arasında bunu ilke edinen veya “tembel bir hayat”ı ilke edinen bir kişi olduğunu sanmıyorum, bize uygun bir örnek verirsek; “güvenilir insan” örneğini ele alalım. Güvenilir olmak için hangi kurallar, ilkeler geçerlidir? Ne yapıldığında ya da yapılmadığında güvenilir olunur? Öncelikle bunlar düşünülerek, temellendirilir. Fikirsel planda ilkelerimizi belirledikten sonra, bu kavramı canlandırmak gereklidir, yani yaşamın içerisine sokmak. Kişi bu kurallara uygun davranmaya başladığında ve bu kuralları bozmadan istikrarla uyguladığında artık “güvenilir insan” olarak tanımlanmaya başlanır, değil mi? 

Şimdi gelin bunu şirket düzeyine çıkartalım. Şirketimizin yasasını belirleyelim. “İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.” diyen Bosch, firmasının ilkesini belirleyerek, buna uygun firmasını yönetti ve bugün biz Bosch firmasını “Güvenilir” bir firma olarak algılıyoruz. 

Bir top oyununda bile “kaliteli bir maç” (3.logos) izledik dediğinizde gerçekte, tüm stad içerisindekilerin önceden belirlenmiş kurallara (1.logos) uyduğunu ve en iyisini yapmak için mücadele ettiğini (2.logos) vurgulamaktayız. 

Peki şimdi biz kendimize soralım, bizim şahsi ve/veya firma ilkelerimiz nelerdir? 

Belki düşündük, belki düşünmedik, belki ilkelerimizi evrensel ilkelerle uyumlaştırdık belki egosantrik yaklaştık, ama yanıtlayabileceğimizi sanıyorum. Esas soru şimdi geliyor. İlkelerimize sadık mıyız? 

Bu sorunun yanıtı için anket yapmaya gerek yok, sanırım. 

Adalet, bu yasaların her bir kişi/kurum tarafından bilinmesi, anlaşılması ve uygulanmasıdır. Tersi, adaletsizliği yaratır; yani staddaki bir oyuncunun bilerek veya bilmeyerek faul yapmasıdır, adaletsizlik 

2011’de her bir firmamız, ülkemiz ve her bir ferdimiz için ilkeli bir yıl diliyorum. 

 

Bu yazı, Yeni Yüksektepe Kültür Derneği'ndeki felsefi sohbetler ışığında, Bursa Hakimiyet Gazetesi İnsan Kaynakları için hazırlanmıştır. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 2587
Kayıt tarihi
: 27.05.11
 
 

Çoklu paydaş ortamında çalışma yeteneği, özellikle inovasyon ve kümelenmeyi teşvik etmek için kamu k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster