Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '14

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
155
 

Yaşadıklarımızı tekrar gözden geçirdiğimizde !

Yaşadıklarımızı tekrar gözden geçirdiğimizde !
 

HIZIR ALEYHİSELAM


Hayat ne gariptir!

Bazen içinde yaşadıklarımızı mı anlamayız, o an mı fark etmeyiz. Bilinmez! Bilenen bazı olayların sonrasında bir çeşit ayılma şekli ile yaşadığımızı hatırlarız ve şaşırırız.

Şaşkınlığımız aslında kimseye değildir, kendimizedir.

Herkes kendine güvenir, akıllı bulur, dikkatli olduğunu düşünür. Oysa bazen o kadar ufak olaylarda büyük hatalar yapılırki sonrasında şaşkınlık hali ciddi boyutta büyük olur.

Hadi canım sen de!

Bu minik cümlenin içinde neler yatar eğer incelemeye alırsak!

Bu ciddi bir hayret ifadesidir. Olmaz-ı anlatmaktır.

Bunun adı çok istemekle de bağlantılı olur.

Bunun adı heyecandan da görmemezlik olabilir.

Bazen de birebir yaşadığınız olayı baktığınız halde görmezsiniz.

Bir küçük hikâye okudum, çok hoşuma gitti.

Düşünmemi sağladı. Benim de yaşadıklarımın içinde kimbilir böyle bakıp görmediğim neler olmuştur.

Şöyle sakin kafayla düşününce bir kaçını hatırladım bile.

Bence sizlerde önce bu anlatıyı okuyun sonrasında da düşünün.

Şaşıracaksınız.

Ben okudum ve gerçekten hayatımda neleri bilmeden atladığımı hatırladım.

Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmî’de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm’ı görmeyi öteden beri çok istermiş. Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmî’ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya. O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.

“Neye bakarsın hâtun?”

“Dediler ki, bu câmîde her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.”

“Peki, onu görsen nasıl tanıyacaksın?”

“Bilmem.”

“O zaman buradan geçse, sen onu tanıyamazsın.”

“Doğru, nasıl da akıl edemedim.”

“Bak öyleyse, sana onu nasıl tanıyacağını öğreteyim.”

“Olur.”

“Arkamdaki câmîyi görüyor musun?”

“Evet.”

“Işıklarına bak. Söndü mü şimdi?”

“A evet, söndü.”

“Şimdi bir daha bak, ışıklar tekrar yandı mı?”

“Baktım. Evet, şimdi de yandı.”

“Peki öyleyse. İşte aynı böyle, arkasında duran câmînin ışıklarını olduğu yerden kıpırdamadan yakıp söndüren birisini görürsen, işte o Hızır’dır.”
 “Doğru mu?”

“Doğru”

“Hay Allah râzı olsun, demiş ve kadın beklemeye devâm etmiş. Fakat tabiî herkes dağıldığı halde, târife uygun kimse çıkmamış. Bizimki de mahzun eve dönmüş. Kocası sormuş:

“Gördün mü Hızır Aleyhisselâm’ı?”

“Yok, göremedim.”

“Vah vah.”

“Olsun, göremedim ama nasıl görülür çok iyi öğrendim.”

Acaba bu hatun sonrasında yaşadıklarını tekrar gözden geçirmiş ve Hızır Aleyhiselam’ı gördüğünü anlamışmıdır?

Eğer anladıysa vay haline!

 

 

 

Nazan Şara Şatana

 

  

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1580
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4821
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster