Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
2191
 

Yasak aşkın ikilemi

Yasak aşkın ikilemi
 

Hayatı doya doya yaşamak; sonuçlarına katlanmadan, belkide doğacak sorunlara sonuna kadar katlanırım diyerek, doludizgin, mantığı bir yana bırakarak, alabildiğine, delicesine...
Sadece düşünmenin bile insanın içine ne denli hoş kıpırtılar verdiği düşünülecek olursa, müthiş zevkli olacaktır yaşaması da. Canının istediğini dilediğince yapmak, rüzgara kapılmış bir yelkenli misali özgürce... Yaşadığın evrende kimseler yokmuş gibi biraz bencil, biraz heyecanlı, biraz çocuksu, biraz biraz herşey. 

Kendinle yapacağın iç savaşa, hesaplaşmaya, boğuştuğun tüm sorunlara kapılarını kapatarak. Sadece arzularına ve duygularına kulak vererek, mantığının sesini duymadan, duymak istemeden. Geride bıraktıklarını onların çektikleri acıları, gözlerindeki hüznü, iç burukluğunu düşünmeden, düşünmek istemeden. Sahip olduğun iç huzuruna, kendine olan iç saygına ve güvene, sorumluluklarının tümüne elveda demecesine. Her şeyin o andan itibaren hep daha iyi ve hoş olacağını, aşkın yasak olsa da yaşam boyu süreceğini düşünerek, mutlu olacağını hissederek. Pembe bulutlarla bilinmez bir derinliğe koşar adımlarla. O derinliklerde sarhoş olacağını bile bile hem de. 

Aşk bu, ne yasak dinler, ne yaş, ne de dur durak... Bir kez insanın kalbine düşmeye dursun... 

Acaba yasak olması mı onu bu denli esrarlı, bir o kadar gizemli ve yaşanılası hale getirir bilinmez ama; insanları en ummadıkları yerde, en tarifsiz duygularında yakalar belki de. Umutsuzlukla imkansızlığın yoğunlaştığı bir anda çalıverir kapıyı. İçeriye buyur edilmeyi beklemeden girip, tatlı tatlı canını yakmaya başlar insanın. 

Yasak aşkın yakıcı rüzgarına kapılanlar, kapılmak için yanıp tutuşanlar, aşkı hiç tatmayıp özlemle bekleyenler... 

Bir kısmı yaşadığını sandığı delice aşkın peşinde sürüklenip geride bıraktıklarının hüznünü görmezden gelirken; bir diğer kısmı mantığını ön plana çıkarıp gelip geçici hevesler uğruna kendi öz saygısını ve güvenini feda etmemeye çalışır. 

Aşkın peşinden sürüklenip giden ve önceleri çılgınca mutluluğu yaşayanlar bir süre sonra geride bıraktıklarının hüznünü, hayatın sadece aşktan ve kendilerinden ibaret olmadığı gerçeğini görmeye başlayınca kendileri ile bir iç hesaplaşmaya girerler ister istemez. Yapılan kıyaslamalar, artılar, eksiler, nedenler, niçinler bir kum silsilesi gibi üzerlerine yığılıverir. Düştükleri bunalımdan çıkmaya çalışırken, o uğruna her şeylerini feda ettikleri aşklarını da kırarlar ellerinde olmadan. Böylece başlayan huzursuzluk, tatminsizlik duygusu içlerini yakar, kavurur. Yine önlerinde vermek zorunda oldukları bir karar ve yol ayırımı vardır. Bu denemeler yanılmalar içinde kaybettiklerine geri dönemezler ve yitirip gittikleri bir anda o kadar çoğalır ki; bunların karşısında kendi yarattıkları yalnızlıklarında boğulmaya başlarlar. Çünkü insan aşıkken kalpleri çok vurdumduymaz olur, akıl hep arkadan gelir; bu da o aşamada bir işe yaramaz “keşke”leri artırmaktan başka. 

Aşkı deli gibi yaşamak istediği halde mantığının sesi ve iç güdüleri ile hareket edenler ise başta kendilerini yapayalnız bir çaresizlikte hissedip pişmanlık duygularını sarsmaya başlasa da bir süre sonra aslında sahip olduklarının onlar için ne denli kıymetli olduğunun bilincine varırlar. Belki biraz sıradan ve durgun ama saygın bir hayatı yaşamanın keyfine varırlar. Zaman zaman akıllarına gelen hoş duyguları, tatlı ve sıcak birer anı olarak hatıralarında saklarlar kimselere söylemeden gizlice. Aşk onlar için her zaman en güzel, en heyecanlı ama bir o kadar da erişilmez bir duygu olarak kalacaktır benliklerinde. 

Belki de aşkı her şeye rağmen yaşamış olanlardan farkları sadece aşk hakkındaki düşünceleri olacaktır. 

Çünkü aşk bir yandan bakılınca erişilmesi zor duyguları, diğer yandan bakılınca ezik bir yüreği ve gözyaşlarını anımsatacaktır bizlere. O nedenle değil midir ki aşkın tarifi, yeri, zamanı yoktur ve yorumu bir o kadar zordur diye... 

Sevgiyle kalın 

Belgin ERYAVUZ 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 522
Kayıt tarihi
: 09.04.11
 
 

Makine mühendisiyim, bir kız annesiyim. Okumayı, yazı yazmayı, yazarak paylaşımlarda bulunmayı, insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster