Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '13

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
238
 

Yaşam bir puzzle

Yaşam bir puzzle
 

Bu sabah  gezetelerde okuduğum bir haber içimi çok burkmasına rağmen beni çok düşündürdü. Ben de kafamın içinden geçenleri siz okurlarımla paylaşmak istedim.

Haberde Üniversite birinci sınıfta okuyan 18 yaşında biri kız ,diğeri oğlan iki gencin  başına gelen vahim olay anlatılıyordu. Gençlerden delikanlı olan vizeleri bitince babaevine tatile geliyor. Buradan babaevinin  başka bir şehirde olduğunu öğreniyoruz. Gencin annesi oğlunun boynundaki morlukları görünce kız arkadaşı olduğunu anlıyor ve ilişkisi yüzünden evde kavga çıkıyor. .Anne üzüntüsünden 'Kendimi balkondan aşağı atacağım' deyince genç sinirinden cama bir yumruk atıyor ve şah damarı kesilerek ölüyor.

Olay bundan ibaret. Gazeteci  hanım, anneyi, genç kızı bulup konuşturuyor ve haberin sonunda olayın faturası oğluna anlayışsız davrandığı iddaa edilen anneye çıkartılıyor ve anne evladını kaybettiği gibi bir de yaşam boyu onun ölümüne sebep olduğunun vicdanı sorumluluğu altında kalıyor.

Bu tür olaylara çok rastlıyoruz gençler arasında. Bir zamanlar çok ünlü bir sunucumuzun oğlu da aynı şekilde kapıya vurduğu elinin kesilmesi sonucu ölmüştü.

Benim bu olayda değinmek istediğim tüm sorumluluğun anneye yüklenmesi durumu. Hepimiz genç olduk ve gençken hormonlarımızın çalışması sonucu kadın erkek karşı cinse karşı duyulan hisleri biliyoruz az çok. Ama ben bir de anneyim. Olaya gençler tarafından değil anne tarafından bakacağım.

Evet gençler  arkadaş olmakda, flört yaşamakda haklı olabilirler. Ama gençler bu flörtü yaşarken yaşadıkları olayı yaşamlarının merkezi haline getirip diğer sorumluluklarını kulak ardı edebiliyorlar. Oysaki biz gençlere yaşamın bir Puzzle olduğunu ve bu tabloda flört, arkadaş, hobi, eğlence olduğu kadar hatta daha fazla eğitim ve kariyer belirlemenin olacağını öğretmeye çalışıyoruz. Gençler eğitim yapacak, ilerki yıllardaki kariyerlerini belirleyecekler ki daha sonra yaşama tam donanımlı başlasınlar. Gelişen dünyada artık vasıfsız insanlara iş imkanı olmadığı gibi sadece Üniversite bitirmek de iş bulmak, iyi bir yaşam yaşamak için yeterli olmuyor. Birden fazla yabancı dil bilmek, master, hatta doktora yapmak gerekli olabiliyor. Bütün bunlar olmadan yaşama atılmak kolluk veya can simidi takmadan Okyanusta yüzneye benziyor.

Şimdi o anneyi düşünelim. Oğlu, babaevinden uzak bir şehirde Üniversite okuyor. Aile kimbilir ne kadar maddi fedakarlık yapıyor o genci orada okutmak için. Üniversiteye girmek bir dert, girdiğin bölümde okumak bir başka dert. Bu arada ailenin özlemini saymıyorum. Anne bu kadar fedakarlıklarla kazanılan bir okulda , gene fedakarlıklarla devam ettirilen bir eğitim sürecinde evladının kafasının ders ve eğitim harici  bir konu ile bulanmasına karşı çıkabilir. Hangi anne olsa böyle düşünür sanıyorum. Karşıdaki kızın annesi de böyle düşünüyordur mutlaka. Evet yukarda bahsettiğim gibi arkadaşlıkları olacak, bu olay gençlerin ruh ve beden sağlıkları için gerekli. Ama ya gençler birbirlerinden başka bir şey düşünemez olurlarsa , sonunda bu aşk  binbir zorlukla kazanılan eğitimden vazgeçmeye sebep olursa ne olacak.

Böyle örnekler o kadar çok görüyoruz ki. Toplumda 'Ah keşke 18 yaşında aşık olup evlenmeseydım, Okulu bırakmasaydım.Okusaydım şimdi çalışır ekonomik özgürlüğüme sahip olurdum. Severek evlendiğim kocamdan dayak yemezdim.'diyen o kadar çok genç kadın var ki.

Yukardaki olayda anne biraz fazla fevri davranmış olabilir ama insanların sinirlenince, gözü kararınca nasıl davranacakları belli olmuyor.

Ben gene de bu olayda sadece annenin suçu olmadığına inanıyorum.Gençlerimiz bence yaşamlarını garanti altına almak için eğitimlerine özen göstersinler. Bu arada aşka , arkadaşlığa da vakit ayırabilirler.

Mediacat bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haklısınız, gençler önce geleceklerini garanti altına alabilmek için eğitimlerine özen göstermeliler. Oğlu ölen annenin acısını Allah kimselere göstermesin.Selam ve sevgiler canım.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 28.11.2013 13:32
Cevap :
Aynen ben de sizin gibi düşünüyorum Sevgili Nahide Hanım. Ama büyük kesim ne yazık ki bizim gibi düşünmüyor. Oğlunu kaybeden kadıncağızı oğlunun özel yaşamına müdahalede bulunduğu için ruh hastası, kıskanç falan diye değerlendiren çok kişi var. Sevgi ve selamlarımla  28.11.2013 15:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 823
Toplam yorum
: 1066
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1016
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster