Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

11 Mayıs '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
168
 

Yaşam Fark Ettikçe Zenginleşir

Yaşam Fark Ettikçe Zenginleşir
 

Yaşam paylaştıkça güzelleşir ve cömertliği kadar da büyür. Birilerinin yanımızda olduğunu bilmek, onun dünyasında yer edinmek büyük bir iştir. Sevmek, sevilmek, başkalarının başarılarına, yaşamındaki güzelliklere saygı duymak, gerektiği yerde yardım edebilmek, yaşamlarındaki zorlukları hafifletebilmek cömertliktir de aynı zamanda.

Hayatta her şey ilk adımın doyumsuz heyecanıyla başlar. İlk adımla hayat bulan yolculuklar nice keşiflere doğru yol aldırır. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanların aynı amaç için dünyaya geldiğini bilmek, yaşamımızı mutlu ve umutlu kılmaya yeter. Bireysel haz ve zevkler bir yere kadar doyurucudur ama toplumsal mutluluk ve huzur kalıcıdır. Zira geneli mutsuz ve huzursuz olan bir toplumda birkaç kişinin mutluluğu pek de bir şey değiştirmez.

Görmediğimiz yerler, daha önce tanışmadığımız insanların ve kültürlerin merak uyandırması, denenmemiş olanın sürprizi nedeniyle güzeldir. Dinler, diller, kültürler farklı olsa da duyguların benzer olması yakınlaştırır bizleri. Bazı insanı değerlerin evrensel olması sırf bu nedenledir.  Yanı sıra bütünlüğe hizmet eden farklılıklarda duygudaşlık kurularak ötelenir. Bir insanı yargılamadan, sorgulamadan anlayabilmek, onun ihtiyaçlarını gözetebilmek kısacası onu fark edebilmek insan olmanın da gereğidir.

Bilindiği üzere, 10- 16 Mayıs Engelliler Haftası. Amaç bir şeylerin kutlanması değil elbette. Farkındalık oluşturarak, engellilerin sorunlarını, bireysel, toplumsal ve yasal olarak yapılması gerekenleri, belki de o ana kadar düşünülmemiş olanları  görerek çözüm yollarına ulaşmaktır. Bir insanı gerçekten tanıyorum diyebilmek, onun dünya görüşleri kadar yapacakları ve yapmak için desteğe ihtiyaç duyduğu alanları da fark etmekle başlar. Fırsat verildiğinde, verilen fırsatlar kişilere uygun olduğunda kuşkusuz ki toplumdaki beklentiler de yükselecektir. Aslında yapılacaklar, yapılması gerekenler o kadar belirgindir ve göz önündedir ki asıl sorun görmeyle ve toplumsal uzlaşıyla alakalıdır.

Bazen yardım etmeyi büyük şeyleri değiştirmekle özdeşleştiririz. Oysa hayatta radikal kararlar bile küçük adımlarla başlar. Sokakta ayağınıza takılan bir taşı kaldırmak dahi birilerinin yararına olacaktır. Herkes birbirine yardımcı olup hak ve özgürlüklerine saygı duyduğu müddetçe barış ve huzur ortamı yakalandığından ortak yaşam anlam kazanır. Kuşkusuz dünyaya gelen tüm canlıların yaşama haklarına saygı duymak insani vasıfların vazgeçilmez kuralıdır. Bunun ön koşuluda karşılıklı anlayıştan geçer. İnsanlar birbirlerini dinlemeye zaman ayırabiliyorsa çoğu sorun kendiliğinden çözüme kavuşacaktır.

Engelliler ne ister? Sorusu en fazla sorulan sorulardan biridir. Engelliliği bir kısıtlılık hali olarak idrak edersek, verilecek cevap da bir o kadar nettir. Sosyal yaşama katılması için gerekli istihdam koşullarının sağlanmasını, yaşamını idame ettirmesi için engeline uygun fiziksel ve mekan düzenlemelerinin yapılmasını, yasal olarak verilen haklarının uygulamada da denetlenmesini, diğer bireyler gibi bireysel ve toplumsal haklarına saygı duyulmasını ister.

Yasal hakların uygulamada işlerlik kazanması toplumu ilgilendiren bir konudur. Engellilerin haklarını gözetip ihlali durumunda gerekli uyarılarda bulunmak engellilere yapılacak en büyük yardımdır kanaatimce. Hiçbir ayrım gözetmeden birbirimizi anlayıp, gerektiği yerde destek olmamız toplumsal değerlerimizi de yükseltir. Duygudaşlığa değer verilmezse farklılıklar, ötekileştirmeyi sağlayarak ayrımcılığa neden olur. Amaç ötelemekse o kadar çok sebep vardır ki ayrıştırmaya. Cinsiyetten, meslek gruplarına, dünya görüşlerinin farklılıklarına, statülere hatta fiziksel görünüşlere kadar uzar liste.

Kocaman evrende, mutlulukları, hayalleri, kırgınlıkları, yaşama arzuları, küskünlükleri bir olan insanları ayırmanın,  mantıklı bir açıklaması olamaz. Ayrı çehrelere, farklı yüz ifadelerine ve bedenlere sahip olmamız özel olduğumuzun göstergesidir hâlbuki. Mademki özeliz bizi özel kılan davranışlarımızın da birleştirici, bütünleştirici olması gerekmez mi?

Bir insanı tanımadan, dinlemeden, anlamadan gerçek manada görüşlerini öğrenmeden kendi fikirlerinizle onu anlatmaya kalkıyorsanız o zaman peşin hükümlü davranırsınız. Bu anlamda insanları benzer guruplara dahil ederek haklarında genelleme yapmak mantıksızdır. Engelliler şöyle yapar, bu şekilde davranır, şunlardan hoşlanır gibi klişe lafların yersiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü engel kısıtlanma halidir. Engellilerde bazı kısıtlanmaları nedeniyle hayatlarını idame ettirmeleri için de desteğe ihtiyaç duyarlar. Görüşler, zevkler, beğeniler, duygu ve düşüncelerdeki farklılıklar tüm insanları kapsayarak kişiselliği oluşturur. Kişiselliği hiçe sayarak genelleme yapmak önyargıdır.

Velhasıl, bu dünya canlılara verilmiş en büyük armağan. Hayat güzel bakınca ve güzelliklere beraberce ulaşınca güzel. Bazen küçük adımlar bile mutluluğa, huzura ve iyiliğe vesiledir. Yaşamımızda kayda değer tüm düzenlemeler fark edildikçe yapılmaya başlar. Çünkü yaşam fark ettikçe zenginleşir.

 

Sibel Yılmaz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öyle anlamlı bir yazıydı ki bazı satırları zihnime kazıdım. Şahsım adına çok teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle...

Sibel Yılmaz 
 14.05.2018 21:59
Cevap :
Görüşleriniz ve hassasiyetiniz için çok teşekkür ederim. Güzel bir gün dileklerimle, sevgi ve selamlar...  15.05.2018 14:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 365
Toplam yorum
: 880
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 451
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

İşletme Fakültesi mezunuyum. Kamu sektöründe çalışmakta iken malulen emekliye ayrıldım. Kitap oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster