Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
7335
 

Yaşam ile ölüm arasındaki çizgi

Hayat.... Bazen anlamsız gelse de yaşanmaya dair tek gerçek... Yaşamanın anlamsız olduğu düşündüğün anlar olmuştur hayatınızda... Her şeyin bittiğini sandığın ve artık anlamsız gelen bir hayat... Ölümün çare olduğunu sandığın zamanlar... Ama yanıldığın anlardı... Ne kadar acı çekersen çek ölümün çare olmadığını anlaman uzun sürmedi... Gözünün önünde çekilen acılar ve yaşanan mücadeleler sana ışık tuttu...

Bittiğini sandığın anda başladı hayat...
Sonra derin bir hüzün sardı benliğini...
''Ben bu kadar sağlıklı iken mutlu olamadım ama kimi insanlar hastayken bile mutlu olmayı başarabiliyorlar...''
Bazen nefes almaya bile üşenirken aslında aldığın nefesin ne kadar değerli olduğunu öğrendin...
Biliyorsun ve tanık oldun... Bak gör işte insanları yaşanan hayatları...Nasıl mücadele ediyorlar değilmi?
Sadece bir soluk almak için nasıl da acı ile bakıyorlar değilmi?
Sen konuşabiliyorsun, gülebiliyorsun, yemek yiyip gezip arkadaşlarınla görüşebiliyorsun...

Ama ya onlar... Belki de hayatlarının en güzel döneminde hiç beklemedikleri bir anda geçirdikleri bir kaza ya da ne olduğunu bile bilmedikleri bir hastalık yüzünden makineye bağlı bir şekilde kendilerinde olmadan yaşam mücadelesi veriyorlar... Ve yalnızlar ve çaresizler o noktada sevdiklerinin bile yapacak hiç bir şeyleri yoktur... Beklemek, amansız bir bekleyiş dışında... Ne olacağını bilmeden, belki yaşar belki döner ümidi ile çaresiz bir bekleyiştir yaşadıkları...

Yoğun bakım hastaları... Onların hayatı yaşadıkları bir ibret öyküsüdür yaşanmış acı bir öykü...

Her hastanın ayrı bir öyküsü vardır hayat dair... Kimi yaşamın en güzel yerinde umut içinde yaşama, hayata dair planlar yaparken yeni hayatlar kurtarmak adına vereceği yemini tutamadan aldığı diplamanın sevincini ailesi ile yaşayamadan geçirdiği kaza sonucu aylardır yoğun bakımda yaşatmak isterken hastalarını şimdi ders aldığı hocaları onu yaşatmak için mücadele ediyor... Kim bilir ne çok hayali vardı hayata dair?... Kimbilir ne canlar kurtaracaktı?.. Şimdi kendi canını kurtarmak için savaşıyor... Ailesi makineye bağlı kalmadan alacağı her soluk için kendi canlarını vermeye hazır ama o bunu başaramıyor...

Henüz 16 aylık tek bildiği anne ve babası... Henüz tanıyamamış hayatı... Ama hayat onu tanımadan teslim ediyor ölümün soğuk sesizliğine... Küçücük bedeni savaşmaktan aciz... Üzerindeki cihazlar ondan büyük... Kin bile bilirdi ki annesinin gözleri önünde balkondan düşeceğini... Elini uzatsa tutacakmışçasına yakındı halbuki... Ama tutamadı başaramadı... Küçücük bedeni üç gün dayanabildi bu acıya... Aile perişan, yaşaması için ellerinden geleni yapmak istediler ama olmadı....

Genç ve güzeldi... Kimbilir kaç can yakmıştı... Kimler aşık olmuştu kimler o güzel yüzüne... Bir zamalar okulun en güzel kızıydı... Bir bakan dayanamayıp tekrar bakardı güzelliğine...Tatil için gittiği yerde bunların olacağını nerden bilebilirdiki? Ölüm de sevmişti onu anlaşılan almak istiyordu... Ama o yaşamdan henüz tat alamamıştı ve gitmek istemiyordu... Ne çare, geçirdiği ufak bir kaza onun hayatında ölümden daha kötü izler bırakmıştı... Nerden bilecektiki iskeleden atlarken kuma çakılacak ve sonra boyun omurlarında zedelenme sonucu bir daha ellerini dahi oynatamıyacaktı.... Çok mücadele etti ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgide... Ve ölüm kaybetmişti... Alamamıştı onu ama intikamı acı olmuştu... Şimdi yatağa bağımlı... Ailesei bu durumuna bile razı ama o bunun verdiği acı ile her gün ölüyor... Kalkıp koşmak değil hayali uzak kalıyor ona... İstediği ellerini kullana bilmek... Yazı yazmak, kendi yemeğini yemek... Onca fizik tedaviye rağmen olmadı... Ama vaz geçmedi sevdi yine de hayatı....

Bunlar gibi binlercesi... Yaşam ile ölüm arasında giden binlerce insan... Onlar çok şey istemiyorlar hayattan eskiden istedikleri kadar. Şimdi hayalleri dah küçük... Ama yapacak güçleri yok... Hayat insana tek bir şans verir... Ya değerlendirirsin yada hayal edersin...

Ne zaman başına ne geleceğini hiçbir zaman bilemezsin... Sanmayın ki dünyanın en mutsuz insanı sizsiniz...
Yürüyebiliyor musunuz? Konuşup derdinizi anlatabiliyor musunuz? Gülebiliyor musunuz? Peki ağlayabiliyor musunuz?
Cevap; evet ise...
Siz dünyanın en şanslı insanısınız... SEVİNİN... Bunları yapamayanlar da var çünkü...

Küçük bir öykü ve son....

Harvard Üniversitesi'nde bir matematik dehası öğrenci... Verilen bütün problemleri saniyeler içinde çözüp cevaplayan bir beyin küpü... Çok güzel bir yaşantısı ve zenginlik içinde yaşıyan bir ailesi var... Hayat bütün şartları sunmuş... Ama yetinmesini bilmiyor ve hep daha fazlasını istiyor... Hayatın kendisine acımasızca davrandığını iddia ediyor....

Ve bir gün okul kütüphanesinde baygın bir şekilde bulunup hastaneye kaldırılır... Teşhis... Beyin kanaması... Aylarca kontrol altında tutulur... Hayata dönmeyi başarır...Yapılan incelemeler sonucu, beynin belli bir bölümünde hasar olduğu ve bu nedenle beş dakika önce yaşadıklarını ve yaptıklarını hatırlıyamıyor... Hayatı beş dakikadan ibaret...

Artık yaşadıklarını bırakın yemek yediğini bile not etmek zorunda kalıyor...

Eğer sağlığınız yerindeyse hiçbir şey için üzülmeyin...

Her şeyden daha önemli tek bir şey vardır... O da siz...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Böyle güzel duyguları,o denli güzel sözlerle derleyip sunmanın sonunda o kadar güzel bir yorum çıkmış ki seni gerçekten de tebrik ediyorum... Yazılarının devamını bekliyorum.. BİR DOST.

Denizzz 
 27.10.2006 11:20
Cevap :
Yorumlarınız ve cevaplarınız için teşekkür ederim...  27.10.2006 18:38
 

Anlamlı yazın ve beraberindeki mesajlar için teşekkürler. Yenilerini merakla bekleyeceğim.

Kırkında LEVENT 
 24.10.2006 15:43
 

Sevgili Deniz, Bugünden tezi yok uzun günlükler yazmanızı diliyorum, belki de yazıyorsunuzdur. İleride kitaplar da bekliyorum sizden. Şu cümleniz ders yüklü: ''Gülebiliyor musunuz? Konuşup derdinizi anlatabiliyor musunuz? Peki ağlayabiliyor musunuz? Cevap: evet ise... Siz dünyanın en şanslı insanısınız... Sevinin...'' Şanslı insanların farkında olamadıkları mutluluğu hatırlatmışsınız. Bana beni soranlara:''Ben dünyanın en mutlu insanıyım cevabını veriyorum.'' Yazınızı okuyunca ne kadar haklı olduğumu anladım. Gülme, konuşma, ağlama faaliyeti umutla, çalışkanlıkla, sevgiyle, iyilikle, merhametle harmanlanırsa ne güzellikler kazanırız. Hayatın derslerini iki şekilde kazanırız; çok okuyarak ve çok insan tanıyarak. Milliyet'in armağanı sizleri tanıma şansımız ve ne iyi oldu. Bir dolu okuyan, düşünen, yazan insan. Emekler boşa gitmeyecek, bu yazılar hedefe ulaşacak. Sizlere kolaylıklar diliyorum. Siz hem sağlık, hem umut, hem hayata bağlılık veriyorsunuz hastalarınıza. Sevgilerimle...

Cemal Hüseyin Çağlar 
 23.10.2006 23:30
Cevap :
Hayat bazen inanılmaz şekilde değişikliklerle bizi şaşırtır zaten... Bu mesleği yaparken bana bu denli bir olgunluk ve bakış açısı kazandıracağını hiç düşünmemiştim. Zaman geçtikçe ve çevrede olan bitenleri izledikçe daha fazla sarılıyorum yaşam... Ben mutlu olmasını biliyorum dilerim herkes mutlu olmayı öğrenir... Yorumlarınız ve mesajlarınız için teşekkürler... Yüreğinize sağlık....  25.10.2006 1:19
 

Yazınız bana "herşey insanlar için" sözünü hatırlattı.Gerçekten hayat sevinç ve hüzünle birlikte devam ediyor.kader bizim için ağlarını nasıl örüyor bilemeyiz, ama yapamız gereken her anını en iyi şekilde değerlendirmek vede kimseyi bilerek üzmemek.mazlumun ahını almak,kötülük yapmak, masum insanları öldürmek çok kötü bir şey ne olursa olsun hayat sevgi ile bağlanmak gerkir.Başkasının üzüntüsü üzerine mutluluğumuzu asla kurmamamız gerkeir.selamlar.bayramınız kutlu olsun..

Mehmet EREN 
 23.10.2006 13:31
Cevap :
yorumlarınız ve cevaplarınız için teşekkürler.Geçekte yaşanmış olayları ve yaşam sevincinin hayatın ne denli önemli olduğunu vurguluya bildiysem ne mutlu bana... Sizlerinde yüreğine sağlık...  25.10.2006 1:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1686
Kayıt tarihi
: 22.10.06
 
 

Bursa'da özel bir hastanede hemşire olarak çalışmaktayım.. Spor yapmayı, müzik dinlemeyi, gezmeyi ço..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster