Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
578
 

Yaşam ışığı kadınlar için çok kısa

Yaşam ışığı kadınlar için çok kısa
 

Konusu çok TEHLİKELİ ve çok ŞİMŞEK çekecek bir deneme yazısını, klavyemden göndereceğim. 

Bu yazı tamamen gözlemlerime dayalıdır. Bilimsel bir psiko-analiz yazısı değildir. Kitaplara dayanmayan bir yazı. Zaten ne psikoloğum ne psikiatrist. Cahil cesareti ile bu deneme yazısını kaleme alıyorum. 

Gözlemlerime göre kadınlarımızın yaşam ışığı yani yaşamdan zevk alma yaşları 14 ila 24 yaşları arasında sıkışıp kalmış gibi. Tabii aşağı yukarı bu yaşlar. 

24 yaş, hadi diyelim ki 30 yaşından sonra kadınlarımız kendilerini tamamen değilse de " kısmen " bırakıyorlar, yaşamdan kopuyorlar 

Hele 50 - 60 yaşlarına gelince hayattan ellerini ayaklarını tamamen çekiyorlar. 

Bu yaşamdan kopma olgusunun temellerini küçük yaşlarda atmaya başlıyorlar. Özellikle sporla ilgileri yok denecek seviyede oluşuyor. 

Erkek çocukları top oynar, voleybol oynar, basketbol oynar, pin pong oynar. Kızlarımız ise genellikle seyreder veya seyretmez, sporla ilgilenmezler, düşkünlükleri yoktur. Her erkek çocuğu mutlaka bir spor dalıyla ilgilenir, oysa kız çocuklarımızın büyük bir kısmı spordan uzaktır. Koşamazlr, zıplayamazlar, tırmanamazlar. Neden? Nedenleri var ama bence çok önemli değil. Zira kızlarımız şartları zorlamaz. Spor yapmak istemez.. Genetik olsa gerek. 

İstanbul Maratonuna katılan bir tek yaşlı kadınımız var mıdır? Kadınlarımız neden koşamaz. Zira evlerde toplanmak, gün tertip etmek genlerine yazılmıştır. Çünkü hayattan fazla zevk almazlar. 

Kadınlarımız çok çabuk olgunlaşıyorlar. Çocuksu yanları kısa zamanda kaybolurken, karşı cinse alakaları da giderek azalıyor. Giyim kuşamlarına gösterdikleri özen erkekler için değil, çevrelerindeki hemcinsleri için oluyor. Erkeklerin ise öylemi? Tam tersine, içlerindeki çocuk hiçbir zaman ölmüyor... Bir de karşı cinse alakaları. "Azgın teke tabiri" hiç de hoş olmazsa da, yaşlı erkekler için kullanılıyor. Kadınlarımız için böyle bir tabir kullanmayız. Zaten imkansız gibidir. 

Bir de topluma ayak uydurma, teknolojiyi kullanma hususlarında kadınlarımız çok pasif kalıyor. Hemen hemen çevremdeki 50-60 yaş arasındaki erkeklerin çoğu Bilgisayar kullanırken, bayanlarımızın çoğunluğu Bilgisayarla, internetle ilgilenmiyorlar. 

Topluma ayak uyduramıyorlar iddiamın en büyük kanıtı, Milliyet Blogta 50 yaşın üzerinde bayan yazarın çok az oluşudur. MB'de kaç tane 60 yaş civarı Bayan yazar gösterebilirsiniz . Ama genç bayan yazarlarımızın sayısı çok fazla. Hatta genç erkek yazarlarımızdan fazla olduğuna inanıyorum. Çünkü kadınlarımız erken olgunlaşıyorlar ve fikir üretiyorlar. Daha sonra bu dinamizm giderek azalıyor. Yaşam zevkine paralel olarak. 

Kadınlarımız tarihle, siyasetle, ekonomiyle hiç ilgilenmiyorlar. Bu durumu fakülte mezunu kadınlarımız dahil, her kategorideki bayanlarımızda görüyoruz. Biz apartman bahçesinde üç beş erkek bir araya gelsek politika konuşuruz, bayanların ben hiç politika konuştuklarına şahit olmadım. Ya yemek tarifi, ya çocuklar, ya da giyim kuşam ağırlıklı sohbetler yaparlar. Neden? Hayatla ilgileri fazla değil de ondan bence. 

Bir de enteresan bir şey, 50 -55 yaşlarından sonra kadınlarımız süslenmeyi bırakırlar. Saçlar boyanmaz. kuafföre gidilmez. Renkli elbise giyilmez. Hayat bitmiştir artık. Sadece torunlar, gelinler ve ev işleri vardır. Börek çörek eksilmez. 

Erkekler öyle değil. Kuafföre çok sık gideriz. Spor ayakkabı, spor pantalon, kep, şapka, mont hastasıyızdır. Ben yaşlı bir bayanın Jean pantolon veya mont hastası olduğunu görmedim. Çünkü hayata bağlı değil de ondan. 

Bir de restoran, bar, meyhane düşkünlüğü veya bu mekanlara gitme isteği kadınlarda çok azdır. Biraz evde yemek yapmaktan kaçma isteği bu arzuyu kamçılar. Oysa her erkekte bu mekanlar her zaman ilgi çekicidir. Çünkü yaşama çok bağlıdır erkekler. 

Ama bütün bunların ötesinde, kadınlarımızın çok mantıklı, dirayetli ve yol gösterici olmaları erkekler için büyük şanstır. 

Çocukları yönetmek çok zordur. Tanrı onun için böyle yaratmış, böyle kurmuş düzeni ve dengeyi. 

Yeni fikirler dünyanız olsun. /Y.Ç. 

NOT : Bütün ve büyük bir samimiyetle ifade etmek isterim ki Sivil Toplum Kuruluşlarında görev alan, çeşitli kurslara , eğitimlere katılan ve Blog sitelerinde yazıları olan, buna MB dahil, Bayanlarımız bu değerlendirmemin tamamen dışındadır. Katıldığım bir Bilgisayar Kursunda bir çok yaş sınıfından bayan kursiyerlere hayran kaldım. Ülkemizde bu denli yüksek değerli bir çok bayanı görünce - bir çoğunun iki üç çocuğu vardı - ülkemle ve kadınlarımızla iftihar ettim, gurur duydum. Ama bu bayanlarımız ne yazık ki azınlıkta. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Filiz Hanım'a verdiğiniz cevaptaki şıklarda yer alan özelliklerde hanımlarımız var; inanın var:)) BEN:)) ve benim gibi hem cinsim olan bir çok her yaşta olan değerli hanımlarımız. Ama; onlar hayata o kadar bağlanmış ki; erkekte, kariyerde, ev, arabada vs vs de değil kendi bu yaşadıklarında işte o bahsettiklerinizi yaparak mutluluğu buluyorlar gerisi ayrıntıda kalıyor:) Issız madamlar mı çoğaldı kimbilir? sevgimle harika bir yazı.

YEŞİM BUYURGAN 
 24.05.2011 12:14
 

Yılmaz Beyciğim şeker tadında bir yazı daha okumak nasip oldu. İnanır mısınız okuyunca ben kendimi bir yerlere sığdıramadım. Ama bir yandan da farklı olmanın mutluluğunu yaşadım. Son gittiğim eğitimde beni tanımlamaları: önder ruhlu, enerjik, konuşkan, sempatik, empati kurabilen, insancıl, başarı odaklı, işkolik, yaratıcı, dinamik.... vb kelimeler oldu: bu eğitimin son kısmında kişilerin birbirine yaptığı geri bildirimlerdi ve benim için 17 civarında kişinin belirttikleri. Bunları kendimi övmek için değil (sevmem megalomanlığı:)) ) sadece şunun için anlattım. Siz dışarıya yansıttıklarınızla, kendinizi doğru ve olduğunuz gibi ifade edebildiğinizde, enerjiniz, çizginiz de doğruysa harika geri bildirimler alıyorsunuz. Ben 70 yaşıma gelebilirsem gene şimdiki gibi spor kasket şapkam, genç ruhumla geziniyor, enerjimi saçıyor ve ve burada blog yazıyor olurdum:)) sevgimle

YEŞİM BUYURGAN 
 24.05.2011 12:09
Cevap :
Filiz hanım, sizin yaşam ışığınız Türk kadınlarından çok ileride.Zaten şu bir gerçektir ki blog yazan her bayan yazarımız standartların çok üstünde yer alıyor.Saygılarımla.  24.05.2011 20:17
 

Bence erkekler tembel,kadınlarsa kısıtlı yani yapamıyorlar. Genel olarak ellili yaşlardan sonra hem erkek hem de kadınlarda hayatı bırakma durumu var.Belli ortamlarda yaşayan bilgi ve kültürü az kadınlar spor yapmayı isteselerde etraftan çekindiği için yapamıyorlar.Bir köylü kadının koşu yaptığını düşünsenize.Ona gülerler. Sorun genel olarak halkta.Kültürel yetersizlik var. Mum ışığını yeteri kadar yayamayınca etrafı sönük kalıyor.Olay bu.

Kerim Korkut 
 22.05.2011 12:54
Cevap :
Ülkemizde yerleşmiş olan zihniyetin kökten değişmesi lazım. Bunlar hangileri denirse birincisi kadına bakış açısı. İkincisi hakkına razı olma aptallık değildir. Üçüncüsü saygılı davranmak nedir?. Sıralamaya devam etsem blog sayfası dolar taşar herhalde. Ağaç Harekatı teorinizde bunlara yer vermişsinizdir .İşimiz çok zor Kerim bey.  22.05.2011 14:00
 

Giderek uzadığını izliyorum. saygılar...

Kadri KANPAK 
 27.04.2011 0:02
Cevap :
Biraz gelişme olabilir, ama hala çok yetersiz.Kadınlarımız çok büyük bir baskı altındalar. Bu baskı bebeklikten başlıyor bence. Saygılar.  27.04.2011 9:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 459
Toplam yorum
: 2189
Toplam mesaj
: 120
Ort. okunma sayısı
: 976
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster