Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '07

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
1719
 

Yaşama hakkı

Yaşama hakkı
 

Bir bebek dünyaya geldiği andan itibaren birey olma hakkını kazanmıştır. Her ne kadar kendi yaşam gereksinimlerini ilk başlarda gerçekleştirmediğini düşündüğümüz bebekler, acıktıkları zaman veya uykuları geldiği zaman veyahut da yataktaki konumlarından rahatsız oldukları zaman ağlayarak çevresindeki ebeveyniyle iletişim kurar ve aslında bir birey olduğunu ortaya koyar.

İşte doğduğumuz andan itibaren kazandığımız birey olma hakkını, ne yazık ki yaşamımızın ileriki yıllarında her geçen gün giderek kaybediyoruz. İnsan hakları evrensel beyannamesine göre doğduğumuz andan itibaren kazandığımız temel haklar ve özgürlükler başta aileler tarafından sonra okul aracılığı ile devlet tarafından gün geçtikçe biz insanların elinden alınmaktadır.

Daha bebek çağlarında ki bir birey merak ettiği şeyleri öğrenmek için aile büyüklerine sorduğu sorularda tutucu bir aile içinde yaşıyorsa sert bir dille, biraz daha modern bir ailede yaşıyorsa da daha yumuşak bir dille uyarılarak, bireyin ilk yıllarında düşünce özgürlüğüne ket vurmakta ve o yaşlarda bilinç altına yerleştirilmektedir. Böyle bir ortamda yetiştirilen bir birey ilerde ne kendi haklarını nede başkasının haklarını aramada kendinde o güveni hiçbir zaman ilk başlarda göremeyecektir. Çünkü hayatının ilk evrelerinde sorduğu sorulara yanıt almak bir yana dursun, her şeyi öğrenmeyi hak etmediğini düşünen bir birey olduğunu düşünecektir. Çok basit gibi gelen bir konuda bile özgürlüklerin ne derece kısıtlandığını görebilmek mümkün, sadece baktığımız yerin biraz farklı olması gerekmektedir. Daha sonraki okul yıllarında derste söz almayı öğrenen birey, kendisine verilen söz sırasında sorduğu sorulara yanıt alamadığı zaman, hala birey olmayı hak kazanmadığını düşünecektir. Halbuki bilse doğduğu andan beri o hakları elinde mevcut acaba nasıl davranırdı? Diye düşünüyor insan!!!

Doğduğumuz andan itibaren kazandığımız yaşama hakkımız her geçen gün biraz daha kısıtlanıyor hatta zaman zaman elimizden alınmasına göz yumar hale gelmişiz. Buradaki sorunun temelinde yatan iki unsurdan birincisi aile ve devlet tarafından konulan engel ikincisi ise insanın kendi haklarını öğrenmek istememesi. Bugün Afrika'da her yıl binlerce çocuk açlık ve buna bağlı olarak bağışıklık sistemi rahatsızlıklarından yaşama veda ediyor..

İnsan hakları evrensel beyannamesini imzalamış bir çok toplum sadece göstermelik birleşmiş milletler aracılığı ile Afrika'da ve daha bir çok geri kalmış ülkelere yardım ediyorlar.

İşin sevindirici tarafı bu olayın göstermelikte olsa yapılıyor olması hiç yapılmamasından daha iyidir olmasındandır.

2000'li yılların insanlık tarihi bakımından bir çığır açabilmesi için öncelikle çağımızın dinin hümanizm olması gerekir. Ve merkezinde insan olan her unsur yükselmeye ve yücelmeye layıktır.

Başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere sanayi devrimini tamamlamış bu ülkeler, ürünlerini satabilmek için yapılan her şeyi kendilerine hak bilmiş ve ne yazık ki çağımızın gelişmekte olan ülkelerinin büyük hastalığı olan kapitalizme esir etmişlerdir. Orta çağ Avrupa sı kendini Vatikan dan ve engizisyon mahkemelerinden kurtulmuş bulurken, şimdi de kapitalizm denilen hastalığın beşiğinde kendinde bulmuşlardır. Bu yüzden apolitikleşen dünya insanları haklarını aramaktan yoksun hale gelmiş ve farkında olmadan yaşama haklarımız alınmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 01.10.06
 
 

Ben Hacettepe Üniversitesi fizik öğretmenliği mezunu yeni bir öğretmen adayıyım. Fakat bunların yanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster