Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
232
 

Yaşamak ve Yaşadığını sanmak

Bazı günler diğerlerinden farklıdır. Yeniden doğmanız için, daha güzel hissetmeniz için tüm sebepler bir araya gelmiş gibi hissedersiniz.

 

Mesela öyle günlerde sokakta yürürken bastığınız taşın bile sanat olduğunu düşünürsünüz. Taşın deseninin, renginin sanat olduğunu düşünürsünüz. Güneşin daha güzel doğduğunu bulutların daha tatlı göründüğünü, insanların daha mutlu göründüğünü de..Güzel bir bina gördüğünüzde gülümsersiniz. Ilık rüzgar sizi mutlu eder.. Sonra fark edersin ki bu tamamen bakış açınla alakalı. Sen o güne kötü başla herkese, her şeye sinirlenmeye sebep bulursun ki. 

 

 

  Yaşamayı hissetmemiz lazım. Şu yaşadığımız zor günlerde anlıyoruz ki dışarı çıkıp biraz gezmek ne kadar büyük bir nimetmiş.Ama ben hep şunların bilincindeydim. Yeşil çimenlerin arasında nokta nokta mor ve sarı çiçekler bahar geldii diye bağırırken o manzara karşısında ben termosumdan bir yudum filtre kahve içerken hep kıpır kıpırdım. Küçük çocuk annesine bağıra çağıra otobüste bir şeyler anlatırken bu durumdan otobüsteki herkes rahatsız oluyorken ben hep gülümsedim. Çocukların sorduğu komik, güzel sorular işte bilirsiniz.. :)

 

 Birine yer verdiğimde o da gülümsedi. Yanındaki beyefendiyle bir iki cümle bir şeyler konuştular. Gülümsemek yanındakine bulaştı. Yanındaki kalkarken başkasına gülümseyip yer verdi. Bulaşıyor. Virüsten daha bulaşıcı bir şeyi ben toplu taşımalarda öğrendim. Çok eğlenceli, çok tatmin edici çok güzel hissettiren duygular. Gülümsemek..Güzel bakma hastalığına yakalanın o güzel gönlünüz hep aydınlık kalsın. Rengarenk olsun ruhunuz..

 

Çöp atacakken taşların arasında küçüçük bir çiçek görünce istemsiz gülümsüyorum.    Ya da çiçek açmış kuru dallar yüzünüzde tebessüm bırakmıyor mu? Gelecekle ilgili umut veriyorlar gibi. Portakalın turuncusu, elmanın kırmızısı bile mutlu ediyor evde öyle mutfağa öylesine girmişken. O iki meyveyi çekip herkese her şeyi anlatmak istiyorum. Ama neyi?? Yaşamaya değer o kadar fazla güzellik var ki. Neyi nasıl anlatacağımı hiç bulamadım. Ama hep hissettim.. 

 

  Vapurda yolculuk etmek İstanbul'da farklı bir durum değil bizim için. Ama o yolculuğun aslında 20 dakikalık bir mola olduğunu farkedip o güzel denize teslim olup bir  kahve veya salep içerken bir de nostaljik bir şarkı açınca öyle güzel şeyler hissederim ki. Böyle küçük şeyler bana öyle yaşama enerjisi veriyor ki kimseye anlatamıyorum o yüzden yazmak istedim.

Küçük bir ağaç gövdesinde ağız yüz görüyorum küçüçük bir insan kafası beliriyor ve birine gösteriyorum o da şaşırıyor mutlu oluyor. Tabi bunların hepsini hep bir kişiye anlatınca bir süre sonra 'deli mi bu acaba her şeye de böyle bakılmaz ki yav?' diyor. :) Bunları yazmak bile şu an çok mutlu ediyor. Çünkü ilk defa bu kadar insana aynı anda ulaşabileceğim sanırım.

 

  Yaşayalım. Kötü olan tüm hisler bir gün unutuluyor. Anı yaşayın. Bazı şeylere çocuk gibi bakın o zaman her şey o kadar yoluna giriyor ki.. Bu bile bakış açımızla alakalı. Sevin, sevilin, paylaşın, gülümseyin.. (Benim hayat tarzım gülümsemek, başıma çok iş açmışlığı vardır ama vazgeçmedim.:))

 

   Haftada bir kere müze ya da sergiye mutlaka gidin.Gittiğim ilk sergiyi hatırlıyorum. Bana çok komik gelmişti. Çerçevelenmiş bir fotoğrafta boş bir tabak ve tabakta peçete ve tost kırıntıları vardı. Bu neydi şimdi ben de bunu çekebilirdim? Ne hissetti bunu çekerken nasıl baktı da ne gördü? Eserin sol alttaki açıklamasını okudum, o an çoğu şeyi anladım. Artık o peçeteye, kırıntılara eskisi gibi bakamazdım. 

 

Boğaz manzaralı bir otelde baristalık yapıyordum. İçinde portakal suyu olan bir bardak kırıldı. Ama sanat eseri gibi ağız kısmı sıra sıra kırılmış içinde tupturuncu bir renk kaldı boyalı gibi görünüyor bardak. Gözlerimle o anın fotoğrafını çektim o kadar güzel göründü ki. Hikayesini yazsam bir sergide en güzel köşede durabilirdi belki. 

 

 Bir ara o kadar fazla kitap üst üste okudum ki. Kendimi o dünyadan çıkarmayı hiç istemedim. İnsanlar kitaplarda daha nazikti.Kitap okuyunca daha ince bir ruha sahip oluyor insan, daha güzel bakabiliyor, daha nazik olabiliyor. Şu günleri atlatalım filtre kahve keyfi sözüm olsun..

 

Sağlıkla kalın, sevdiklerinize iyi bakın. 

 

 

Filiz Alev, hesap kapatılmıştır bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın yazarım; baktım ki mesaj 'sıfır', hoş gelmiş bir yazarımızda hiç hoş durmuyor, açılış benden olsun derken; meğer mesaj çalışmıyormuş, yoruma yazayım bari dedim naçizane, müsadenizle... Önerilerinize nail olmuşuz, teşekkürler ediyorum. Tekrar "hoş geldiniz" derken başarılar, kolaylıklar diliyorum size. Sevgiyle kalın... Lâkin mesafeyi de koruyun :-) Saygılar, sevgiler...

Efsane FB 1907 Baterist Metin 
 13.06.2020 3:33
Cevap :
Ne kadar naziksiniz merhaba acaba neden mesaj atılmıyor bir fikrim yok kullanmayı öğrenemedim sanirim :) çok güzelsiniz teşekkürler   13.06.2020 14:39
 

Bunların hepsini biliyoruz da fazla bağlanmak istemiyoruz, sonra ayrılması zor olur.

Kerim Korkut 
 07.04.2020 15:18
 

Bu ufacık mutlu edecek detayları gözleri kapalı insanlara okutabilmek için çaba gösterelim Emeğine sağlık Betül

Recep Tanır 
 21.03.2020 22:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 159
Kayıt tarihi
: 21.03.20
 
 

Kahve kokulu profil.. Ayvansaray Üniversitesi Çocuk Gelişimi önlisans mezunu. Atatürk Üniversit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster