Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Temmuz '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
366
 

Yaşamak ve yaşatmak

Bir günlük yevmiye bile etmeyen borç-alacak kavgası sebebiyleinsanların hayatını kaybettiği bir ülkede yaşıyoruz. Bir insan bu kadar mı öfkeli olur, bu kadar mı düşüncesizce hareket eder, bu kadar mı yaptığı şeyin farkında olmaz?
Selektör yaptı, korna çaldı diye bir sürücünün üzerine levye ile yürüyen, torpido gözünde silah arayan tipler de yine bizim aramızdan çıkıyor. Bu tür haberlerin medyada yer almasının, hatta onlara özel bir sayfa açılmasının ne işe yaradığını da anlayabilmiş değilim.
Gördüğüm kadarıylabu yayınlar, vatandaşlarımız tarafındanibret alınarak,böylebasit olaylar yüzünden insana yakışmayan davranışlarda bulunmayı önlemek yerine,onlara "bak işte benim de yapmam gereken bu, ben de kanun manun dinlemem, alırımın ayağımın altına.." dedirten, haksız bir cesaret aşılayan ve yanlış davranışlara sürükleyen bir teşvik unsuru haline geliyorlar.

*****

Başkent Gazi Hastanesi'nde çıkanyangında, "Oksijen deposu patlayacak, yanacaksınız" uyarılarıyla hastane binasının tümüyle boşaltılması istenirken, doktorların yapmakta oldukları ameliyatları yarım bırakmadan, bütün tehlikeyi göze alarak tamamladıkları haberini okurken, itiraf etmeliyim ki gözlerim yaşardı.
İnsan hayatına verilen değer kadar bir insan için kutsal olabilecek başka birşey düşünemiyorum. Hayatla ölüm çizgisi arasındaki mesafe, gözle görülemeyecek kadar incedir. Ölüme sebep olmak o kadar kolayken, bırakın yeni bir can yaratmayı, bir canlının hayatını devam ettirmeyi başarmak bile çok zordur.
Sadece hekim olarak değil, sıradan bir insan olarak hepimizin görevi, kendi hayatımıza ve bütün insanların hayatına saygılı olmak, onların yaşayabilmesi için elimizden gelen her türlü imkânı kullanmaktır.
"Öldürme" duygusu gibigaddar ve vahşi bir dürtü, ancak, yaşamın anlamıyla ilgili hiçbir bilgiye sahip olmayan hayvanlara ait olsa gerek. İnsansa, yaşama ve yaşatma duygusuyla donatılmış yüce bir varlık olmalı. O zaman toplum içinde yaşamanın, insanlarla beraber olmanın keyfi çıkar.
Birçok şeyden zevk alamayışımızın, mutluluğu tadamayışımızın, sürekli karamsar ve bedbin oluşumuzun temelinde belki de bu güvensizlik duygusu yatıyor. "Bize kendisinden asla zarar gelmeyecek insanlarla beraber yaşıyoruz" duygusu topluma egemen olmadıkça, insan hayatı bir kâbus olmaktankurtulamaz.
Medeniyet ortamında yaşamanın esprisi de zaten budur, bu olmalıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 958
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster