Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '08

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
578
 

Yaşamdan öğrendiklerimiz - Asad'ın Öyküsü

Asad’ın Öyküsü

Faslı genç kızın babası bir iplik eğiricisi idi. İşleri iyi gittiğinden Akdeniz yolcuğuna çıkarken kızını da
yanında götürmüştü. İplikleri satmak istiyordu, kızına da kendisine iyi bir koca olabilecek bir koca
aramasını söylemişti. Ancak Mısır yakınlarında çıkan bir fırtına geminin batmasına neden oldu, baba
öldü kız ise karaya savruldu. Perişan ve bitkin, önceki hayalini hayal meyal hatırlar bir halde kumların
üzerinde yürüdü, ta ki dokumacı bir aile ile karşılana dek. Onu aralarına alıp kumaş dokumayı
öğrettiler. Nihayet mutlu olmuştu.

Ancak bir kaç yıl sonra Doğu’dan İstanbul’a doğru yol alan köle tacirleri onu kıyıda yakalayıp köle
pazarına götürdüler. Gemilere direkler yapan bir adam işinde kendisine yardım edecek köleler satın
almak için pazara gitmişti, kızı fark ettiğinde acıyıp onu satın aldı ve karısına hizmet etmesi için eve
götürdü. Ancak korsanlar yatırım yaptığı yük gemisini çalınca, adam başka köle alamadı.

Kız, adam ve eşi tüm direkleri kendi kendilerine yapmak zorundaydılar. Kız dürüstçe ve çok
çalışıyordu. Adam kızın çok yetenekli olduğunu düşündüğü için en sonunda ona özgürlüğünü
bağışlayıp iş ortağı yaptı. Bu, kızın çok hoşuna gitmişti.

Bir gün adam, ondan yaptıkları direkleri Cava’ ya götürürken eşlik etmesini istedi. Kız kabul etti, ancak
gemi Çin kıyılarının açıklarında tayfuna yakalandı. Kız yine garip bir kıyıdaydı ve yine kaderine lanet
ediyordu.

“ Neden hep bu kötü şeyler benim başıma geliyor ? ” diye soruyordu. Hiç cevap yoktu. Kumların
üzerinden kalkıp kıyıdan içerilere doğru yürümeye başladı.

Çin’ de, yabancı bir kadının ortaya çıkıp imparator için bir çadır yapacağına dair bir efsane vardı. Hiç
kimse nasıl çadır yapılacağını bilmediği için, bütün halk ve birbirini izleyen tüm
imparatorlar bu kehanetin sonucunu merak ediyorlardı. İmparator, tüm yabancı kadınları saraya
getirmeleri için her şehre yılda bir kez ajanlarını gönderiyordu .

Sırası gelince kazazede kız da imparatorun huzuruna çıktı, imparator bir tercüman aracılığıyla ona çadır
yapıp yapamayacağını sordu.

“ Sanırım yapabilirim ” dedi kız.

Bir ip istedi ancak Çinlilerde ip yoktu. Bunun üzerine bir iplik eğiricisinin kızı olduğunu hatırlayarak ipek
isteyip iplik eğirdi. Kalın bez istedi, ancak Çinlilerde kalın bez yoktu, bu yüzden dokumacıların arasında
geçen hayatını hatırlayarak çadır için kullanılan türden bir bez dokudu. Çadır direği istedi, ancak
Çinlilerde hiç yoktu, bu yüzden direk yapan adamdan öğrendiklerini hatırlayarak çadır direkleri yaptı.
Bütün her şeyi hazırladığında, hayatı boyunca görmüş olduğu tüm çadırları elinden geldiğince
hatırlamaya çalıştı. En sonunda çadır yaptı.

Buna hayran kalan ve eski kehanetin gerçekleşmesinden çok etkilenen imparator, kızın tüm dileklerini
yerine getirdi. Kız yakışıklı bir prensle evlendi, çocukları ile birlikte Çin’ de kaldı ve mutlu bir yaşam
sürdü. Yaşadığı şeyler o anda berbat görünmüş olsa bile, sonuçta mutluluğunu bunlara borçlu
olduğunu anlamıştı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 5212
Kayıt tarihi
: 21.10.06
 
 

Kimya Mühendisiyim. 35 yıldır kimya sanayiinde üretimde çalışıyorum. Kişisel gelişim konu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster