Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1308
 

Yaşamı ertelemek.....

Yaşamı ertelemek.....
 

Hiç ölmeyecek gibi yaşamak, evet çoğumuzun yaptığı bu değil mi?

Yaşam yolculuğumuzu yaparken, günlük uğraşıların içerisinde onca güzel duyguyu, sevgiyi zamanın süzgecinden kaçırır dururuz. Hep bir koşuşturma hep bir hedef çevresine kitlenen egomuz, bizi asıl mutlu edecek ne çok şeyi erteler durur.

Onca yoğunluk arasında kısacık bir tatil önerisi gelse sevdiğimiz bir insandan, işlerimizi öne sürüp, geçiştiririz. Uzun zamandır görmediğimiz bir dostumuzu bir gün arayıp eski günleri anma işini hep ileride bir tarihe atar dururuz.

Belki kalbini kırdığımız özür dilememiz gereken ya da sadece "afedersin" kelimesiyle çok mutlu olacak yakınlarımız vadır. Bu tek kelime için asla acele etmeyiz ve hiç ölmeyecek gibi yaşadığımızdan, bunu söylemeyi asırlarca öteye atarız. Zamanımız vardır ve elbet birgün karşılaşır söyleriz.

Çocuklarımızın sadece birkaç yıl sürecek çocukluklarını, saçma sapan bir eğitim sistemine kurban edip, onları birer yarış atına çevirip, kıyamet günü sınavına hazırlamak için en güzel yıllarını acımasızca onlardan çalarız. Öyle ya nasılsa çaldığımız çocukluklarını sonradan yaşayabilecekleri onlarca yıl vardır önlerinde.20 lerine geldiklerinde belki güzel bir üniversiteye girmiş ama yorgun, yaşamdan keyif almayan , erkenden ellerinden koparılmış çocukluklarının boşluğundan mutsuzlaşmış gençlerimizden şikayet ederiz bu kezde.Onların yaşamı ertelemesine bizim neden olduğumuzu kabullenmek aklımıza gelmez.Mutluluklarını çalanın kendimiz, daha doğrusu sisteme boyun eğişimz olduğunu düşünmek dahi istemeyiz.

Yaşamın bizce önemli olduğunu düşündüğümüz çoğu paraya ve statüye bağlı hedefleri peşinde, bizi gerçekden mutlu edebilecek ne kadar güzel duygu, insan ve an varsa insafsızca harcarız.Ertesi gün halletmemiz gereken basit bir iş için bir gece önceden çok güzel bir zaman dilimini erteleriz.Yerine bizi bekleyen yeni insanlar, yeni duygular ve yeni fırsatlar çıkacakdır nasıl olsa.Giden gitmelidir..Yapılması gerekenler listesi, herzaman yapılmakdan
hoşlanılanlar listesini malup eder yaşamda.

Ana baba olmayı evliliğin süresiyle bir tutan kimilerimiz , boşanmalarda çocuklarını aylarca, yıllarca görmek istemez. Ölmeyecek gibi yaşadıklarından daha milyonlarca fırsatları olacaktır önlerinde.Gün gelip ilgisizlik ve sevgisizlik ektikleri tarlada, aynı tohumları biçince nekadar geç kaldıklarını fark edip, bunu kötü kadere bağlayarak lanet okurlar.Çocuklarının o en güzel günlerini bilinçli olarak görmeyerek, yaşamın nasılda önemli bir kesidini ertelediklerinin hatta yok ettiklerinin farkına bile varamazlar.Olsun varsın yerine yenilerini yaşayacaklardır.


Aslında yazık ki, giden her şey tekdir ve asla bir benzeri yerine gelmez.Bunu fark ettiğimiz bir gün geldiğinde ise keşkelerimiz, yalnızlığımızın tek katığı olmak durumundadır artık.

Bir gül bahçesinde yürürken nasılsa ilerde daha güzelleri var diyerek burun kıvırdığımız  güller tükenip yerini çalılıklara bırakmıştır ve vazoya gül yerine onları koymaktan başka bir seçeneğimiz kalmamıştır ne yazık ki.Güneşi kaçırdığımız için ağladığımız bir günün akşam alacasında, birde bakarızki yıldızlarıda gözden kaçırmışız..

Ve gün gelir, hiç ölmeyecek gibi her şeyini ertelediğimiz yaşamda, hiç yaşamadan ölürüz aslında..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sibel alınmana gerek yok,zaten sana yazan kişi blog üyesi değilmiş,sanırım senin bloğun üzerinden,kendi düşüncesini aktarmış...seni suçlar gibi bir tutum sergilediysem özür dilerim.sonra bakınca şahsın üye olmadığını anladım,üzgünüm :((

hekimoğlu16 
 15.09.2008 11:36
Cevap :
doğru anlaşılmasına sevindim, sevgiler  15.09.2008 17:43
 

insanlar hakettikleri şekilde yaşarlar...ayrıca soykırım haftası ne demek anlayamadım bir anlam da veremedim,anısına hafta düzenlenen millet hangi millet aydınlatırsanız sevinirim...

hekimoğlu16 
 12.09.2008 12:09
Cevap :
anlayamadım? sanırım başkalarının yazılarıma yaptıkları eleştirileri benimmiş gibi algıladınız. Ben birşey yazmadım sözünü ettiğiniz konuda.  12.09.2008 17:46
 

Bu yazınızın bir pragrafına takıldım? yanıtlarsanız sevinirim. Bize acı çektiren ilişkilerden sonra gün gelir.... diye başlayan pragrafta; Ama onun bizi kaybetme korkusu olmadığını anladığımızda yavaşça kayboluruz yüreğinin içinden... şeklinde bir ifadeniz var. Sorum şu; bizlerin sevgisini yücelten ve yaşatan şeylerden biri olan kaybetme korkusunun payı nedir sevginin içinde ? Ayrıca kaybetme korkusu kelimesi yerine başka bir terim koyabilirmiyiz acaba,bu terim bana nedense çok anlamlı gelmedi. Görüşmek üzere...

salih haluk reşat şentürk 
 21.12.2007 17:21
Cevap :
Merhaba, bana kalırsa bir insanın sizi sevip sevmediğini anlamanızın en basit yolu sizi ilişkide kaybetme korkusu yada endişesi olup olmadığını anlamaktır.Eğer kolaylıkla gidebiliyorsa sevgisi yoktur. Onun için bunun yerine başka birşey koymak istemiyorum.Zira söylemek istediğim tamamiyle bu kavram zaten. Teşekürler,sevgiler  21.12.2007 21:57
 

benimde çok takıldğım ve üstüne çok okuduğum bir konuya değinmişsiniz..güzel tespitler ve hatırlatma oldu benim için...teşekkürler.

corcianaz 
 17.12.2007 11:47
Cevap :
Ben teşekkür ederim. Snırım hepimizin zaman zaman düşündüğümüz ama ertelemeğe devam ettiğimiz bir hayatımız var. Sevgilerle  17.12.2007 12:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 218
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 1548
Kayıt tarihi
: 15.05.07
 
 

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji bölümü mezunuyum. Farklı sektörle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster