Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
11799
 

Yaşamım benim en güzel şiirim; Can Yücel..

Yaşamım benim en güzel şiirim; Can Yücel..
 

Başka türlü birşey..


Anam babama aşık olmuş,
Babam da anama..
Gezelim bu çarşamba demiş babam.
Sur-dişli anam, öyle şık bir fistanı yok,
Ablasının nişanlığını istemiş ödünç,
Teyzem daha toplu, oturmamış üstüne entari,
Teyelle, iğneyle ayarlamışlar üstüne
Anamın..
Babam, kavilleri üzre, gelip topkapı dışındaki evlerine,
Anamı alıp, kaçbir tıramvaylan aktarma,
Bebeğe götürmüş o Afrodit 'i
Bebek sırtlarına çıkmışlar..
Babam oturtmuş anamı çayıra,
Denizi göstermiş,
İyi şeylerden söz etmişler,
Derken öpecek olmuş anamı,
Anam çoktan razı..
Babam el atınca orasına, burasına,
Fistandaki iğneler batmaz mı eline!
Ay! demiş bağırmış babam..
O gün, o çayırda, o an
Düştüğüm için ben anamın imgelemine,
Yaşamda da, şiirde de
Böyle iğneli konuşmaklığım..


{ Can Yücel - İğneli Şiir }


Yıllar önce bir Milli Eğitim Bakanı ’nın makam odasının kapısı çalındı, içeriden kararlı ve tok bir ses "girin" diye seslendi, oldukça mütevazi döşenmiş odaya iki lise talebesi girdi..

Tombul yanaklı olan Milli Eğitim Bakanı ’na yanaşarak; "Babacığım merhaba elini öpmeye geldik Gazi ile beraber.." diyerek arkadaşını gösterdi, mezun olmuşlardı iki samimi arkadaş okudukları liseden, Gazi ve Can bakanın elini öptükten sonra masanın karşısındaki koltuklara oturdular..

Tombul yanaklı çocuk söz aldı; "Babacığım biliyorsun okulumuzu her ikimiz de başarı ile bitirdik ve bir yıldır para biriktiriyorduk, eğer senin de iznin olursa bakanlığın bursundan yararlanıp Amerika ’ya okumaya gitmek istiyoruz."

Kısa bir sessizliğin ardından bakan söz aldı; "Oğlum biraz dışarı çıkar mısın, bizi arkadaşınla bir iki dakika yalnız bırak.." oğlu dışarı çıktıktan sonra Milli Eğitim Bakanı uzun boylu çocuğa şöyle dedi;

"Bak evladım, ben sizin gibi başarılı öğrencilerin yurt dışında eğitim görmesini herzaman desteklerim, fakat bir bakan olarak oğlumu Amerika ’ya gönderirsem bunu başkaları farklı değerlendirecektir, bu yüzden sadece sana burs veriyorum, gerekli işlemlerin yapılması hususunda talimatı vereceğim az sonra.. hayırlı olsun" diyip dışarı çıkmasını söyledi..

Heyecan içinde kapının önünde bekleyen Bakan ’ın oğluna sarıldı çocuk "Can, sana bir iyi bir de kötü haberim var, baban bana burs verdi fakat senin gitmeni onaylamıyor.." tombul yanaklı çocuk elini cebine atıp içi para dolu mendili çıkartarak arkadaşına uzattı "al bunları Gazi, nasıl olsa bana lazım değil bu para artık" dedi ve bir yıldır biriktirdiği Amerika hayallerini arkadaşının avucuna uzattı..

Oğlunun geleceğini bile ülkesinden sonra düşünen onurlu Milli Eğitim Bakanı; Hasan Ali Yücel ’di..

Oğlu, büyük edebiyatçı; Can Yücel ’di..

Ve onun lise arkadaşı, dünyanın en ünlü beyin cerrahı Prof. Dr Gazi Yaşargil ’di..

Şimdilerde bize ütopik gibi görünen bu hikayenin ardından başlar onurlu bir babanın evladı olarak hayatı arşınlayan Can Yücel 'in hayat devinimi.. Şiirler yazar, çeviriler yapar, karısı Güler 'e yeşillenir, kızı Su ile durulur..

Ağız dolusu küfür eder, yakışır da o küfürler sigaradan sararmış sakallarının örttüğü kutsal dudaklarına..

Kendisini anlatması istendiğinde döktürür ustaca ve bilgece;

Dün Canım olan
Yarın, Düşmanım olmaz benim
Yaşananların hatırı hep saklı kalır,
Hatırları hep sorulur selamları hep alınır..

Sildiklerim vardır bir de,
Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır
Adları anılmaz, hatırları sorulmaz,
Sadece beddualarımdır..

Vicdanla birlikte
Şeref ararım ben sevdiklerimde.
Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim
Zaman gelir şerefsizleri de severim..

Her yerde gözüm kulağım vardır benim
“eksik söylemek yalan söylemek değildir” mantığındaki “çok dürüstler”
Beni değil, kendilerini kandırırlar yalnızca
Bilmezden gelişlerim, aptala yatışlarım
Kaybetme korkumdan değil,
Karşımdakilerin yalan söyleme potansiyallerine olan merakımdandır..

İnkar olmaz benim hayatımda
Yaşananı, “yaşanmamış” saymam
Sayanları da saymam
Kelimelere sığmaz,
Sayfalar sürer beni anlatmak,
Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın
Yaşayan bilir beni, yaşamayan anlamaz..

Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz,
Büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz..


Bazen Deniz 'lerin ardından 'Mare Nostrum' der devrime olan özlemini dillendirir;

En uzun koşuysa elbet
Türkiye 'de de devrim
O, onun en güzel yüz metresini kostu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak..
En hızlısıydi hepimizin,
En önce göğüsledi ipi..
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk,
Aşk olsun..

Kendisine 'nasılsınız..' diye soran üniversite öğrencilerine, güncelliğini hiç yitirmeyen şekilde;

Memleketin hali benim halim,
Öyle bir kabız olmuşum ki
Boğazıma kadar bok içindeyim..

şeklinde cevap verir..

BBC Türkçe yayınlar bölümünde spikerlik yaptığı yıllarda Nazım Hikmet ölür, ve Nazım 'ın öldüğü gün hiçbir şey yapmaz görevlilere de " ulan Nazım öldü be!.. " diyerek cevap verir. Tüm gün Nazım okur çeviri yapmaz, o gün BBC 'de Türkçe yayını yapılamaz ve Can Yücel boykot yaptı falan da denince istifa eder, hemen ardısıra Türkiye 'ye dönecek kadar yüreklidir ne de olsa..

Bir sergide ortada dolanırken, alımlı bir kadın heyecanla yanına gelir;

- Can Bey, tanıştığımıza ne kadar memnun oldum anlatamam. sizin en büyük hayranınızım.
Can Yücel sırıtır:
- demek öyle, yatalım o halde?
kadın küskün bir ifadeyle bozuk atar:
- aşk olsun Can Bey!!
Can Yücel cevaplar:
- aşk da olacak elbet..

diyecek kadar da hınzırdır büyük üstad..

Bazen kadınlara dair;

Kadınlar doğurdular beni bağıra bağıra
Gine onlar öldürecekler beni aşktan
Bağırta bağırta..

Bazen aşk 'a dair;

Bir güzelin çirkiniydim
Çirkinlerin en güzeliydim..

veya,

Cıvıl cıvıldı gözleri yeni dağılmış bir ilkokul gibi..

ve hatta,

Bana bir varmış de,
Bir varmış, bir yokmuş
deme!
İçime dokunuyor..

Bazen babası, büyük insan Hasan Ali Yücel 'e dair;

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin..

Bazen hırsız diye nitlendirdiği politikacılara;

Bok yiyin efendiler, bok yiyin.. Milyonlarca sinek yanılmış olamaz!..

Bazen insana ve insanlığa dair, mahkeme ironisiyle;

N'aptım biliyor musunuz reis bey,
tuttum insanları sevdim..

Bazen karısı Güler 'e;

Hayatta yattık dün gece
Üstümüzde meltem
Kekik kokuyor ellerim hala
Senle yatmadım sanki
Dağları dolaştım..

veya,

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime degmeden avuclarımı terleten sıcaklıgını taa icimde hissetmek..

Bazen güzel kızı Su 'ya;

Bir derin uykudaydım ölümün içinden
Açtım ki gözlerimi
Bir suyun gölgesi gibi
Kendisi adeta bir suyun
Ayakucunda sen oturuyorsun

Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum!

Bazen ölüme dair;

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama..

veya,

Kaybederken kazanmayı şiirden öğrendim
Öyle bir harp meydanına döndü ki ömrüm
Mağlup bir şah iken gâlip bir nefer-i merkûm
Yürüyorum sılaya, uyağımda ölüm..

dizeleriyle mıh gibi çakılmıştır usumuza; Türkçe 'nin gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biri olan Can Yücel..

" Yaşamım benim en güzel şiirim!.. "

Demesinin ardından, gırtlak kanseri olup, göç vaktinin yaklaştığını öğrendiğinde ise evinin duvarına kazır azrail ile bile dalga geçilebileceği gerçeğini;

Konser oldum, bitmemiş senfoniyi bitirdim!..

Dünya tarihinin gelmiş-geçmiş en güzel Mal Beyanı değil midir, Can Yücel 'e atfedilen şu satırlar;

1-Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2-Gökyüzünde bi bulut
3-Bitlis'te beş minare
4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7-Palandökende bir palan, iki döken
8-Kastamonu'da üç kasto
9-Üç fay hattı
10-Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
11-Dünyada mekan
12-Ahirette iman
13-Denizde kum
14-Uzayda yerçekimsizlik
15-Bi çuval gazoz kapağı
16-Bi kibrit kutusu sigara izmariti
17-On sekiz saç biti
18-Biri ingilizce 6 adet küfür
19-Yirmi tane boş naylon poşet
20-Sevenlerin kalbinde kurulmus bir taht
21-Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
22-Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
23-Bi ayakkabı çekeceği
24-İki büyük taş kütlesi
25-Bir adet ağaç gölgesi
26-Üç kuş kanadı sesi
27-Bi sürü kedi köpek
28-Bi marmara denizi
29-Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30-Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31-Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
32-Nakit 15 kuruş
33-Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bi ömür..

Mezar taşında yazan kısa beyit sana saygı duruşu belki de;

İçimdeki karanlığı patlatacağım,
Ve beynimin en ölümcül yaşlarıyla,
Ağlaya ağlaya..
Yepyeni bir insan,
Pırıl pırıl bir Can bitecek,
Toprağa..

Senfonin hiç bitmeyecek ve biz her Ağustos 'da denize kızıl şarap dökeceğiz ardından be Can Baba!..

Adana Cezaevi 'nde yatarken sana hediye getirilen üzümleri uzunca zaman bekletip yaptığın acemi şaraplar, çok sevdiğin karanfiller, özlediğin avuç içi kokusu, vedâhi en güzel şiir mısraların eşliğinde huzurla uyu..


22.Aralık.2010
Kerem Porazan

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bugün tanıştım Can Yücel'le. Gecikmiş bir tanışma oldu. yazınız güzeldi, sıcaktı. Şairlere hep selam.

İbrahim ARSLAN 
 13.09.2012 10:53
Cevap :
Geç de olsa Can Baba 'yla tanışmış olmanız şiir tadında sevindirdi bizleri.. O 'nun emsalsiz şiirleri gibi geçsin günleriniz.. Sevgiler..   04.03.2013 15:45
 

ne güzel ifade ediyorsun,ne kadar dolu bir anlatım seninkisi..özlemi hissettim ... can yücel e can özlemi...

sema özdemir 
 24.12.2010 11:36
Cevap :
Can Baba 'yı özlememek elde mi, Ağustos zamanı kızıl şarap dökerken denize sizi de görmek isteriz aramızda.. Teveccühünüz için sonsuz teşekkürlerimle..  24.12.2010 12:18
 

Vallahi de sen çok yaşa Can baba!!!!!Değmez ona buna ağlamaya he vallah!Bu arada iğnelemek lazım ara sıra,kelimeler bana batacağına batsın hakedenlere bu defa!Saygılarımla...

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 22.12.2010 13:55
Cevap :
Katkınız için teşekkürlerimle..  22.12.2010 16:26
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 11964
Kayıt tarihi
: 17.12.09
 
 

İmgelemelik 'ten düştüğü 6.Mayıs.Bindokuzyüz-fi tarihinden bu yana; Sonsuzluk 'da İnsan.. Mülteci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster