Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
550
 

Yaşamın hüzünlü dönemeci yaşlılık

Yaşamın hüzünlü dönemeci yaşlılık
 

ezgi umut


Ege bölgesinde oluyor olay. Bir ihbar sonucu basılıyor pansiyon. Oraya bakılması için bırakılmış yaşlı insanlarımız kurtarılıyor. Haberi Hürriyet İnternet 'te okumuştum. İlin Sosyal Güvenlik Kurumu Ekipleri ve jandarma baskını sonunda sekiz yaşlı insanımız alınıp akrabalarına teslim edilmiş. Birkaçı da hastaneye yatırılmış.

Çok derin ve hüzünlü bir konu yaşlılıkta bakım. Bugün birileri, insan barınmasına uygun olmayan ve gerekli özeni göstermeyen yaşlı bakım evleri açabiliyorsa, bunun sorumlusu kimdir? Kontrol mekanizmaları yok mu? İhbar olmasa o yaşlılara ne olacaktı? Vatandaşın postalarına, telefon konuşmalarına kadar izleyebilen yetke, konu sosyal devlet ve sağlık olunca niye ortalıkta yok?

Yaşlılık yaşamın aslında en acı, en hüzünlü devresi, özellikle memleketimizde. Tüm akrabalarını yitirmiş, hiç bir sosyal güvencesi olmayan yaşlılar da var. Hoş sosyal güvencesi olan da ancak zar zor beslenebilir o emekli maaşı ile. Eğer sığınacak bir evi ve çoluk çocuğu yoksa yandı.

Akrabalarınca istenmeyen, tartaklanan veya çeşitli nedenlerle azap çeken yaşlılar da olabilir. Düşününüz ki yıllarca tarlası, kalemiyle, teri , kültürü , emeği ile kendisine, çevresine ve memlekete katkıda bulunan insanlar yaşlanınca bazen ailelerince ve genelde de devletçe sırttaki kambur olarak görülmektedir.

Yakınları için de kolay değildir, hele Alzheimer ya da beyin damarları tıkanmasına bağlı bilinç ve bellek yitimi varsa. Bu durumda olan yaşlı yalnız bırakılamaz. Ne yapacağı hiç belli olmaz. Yemek yemeği, su içmeyi unutur, dışkısını tutamaz., daha neler neler...Yaşlı hastanın yakınları da psikolojik sıkıntılara düşerler. Maddi sorunlar da cabası. İşte bu noktada eskinin o büyük evlerde topyekün yaşanılan imece yoğun hayatlarına nasıl da özeniyorum ama yok artık. Sosyal devletin yaşlılarına kol kanat germesi gerekmez mi?

Yaşlıları telefon baskını nedeniyle kurtaran devletin kaç tane “yaşlı bakım evi” var? Bu evler, bellek yitimine uğramış veya idrarını tutamama , yürüyümeme , yemeğini kendi başına yiyememe gibi illetlerle baş etmeye çalışan hastaları kabul ediyor mu? Daha doğrusu böylesi bakıma muhtaç yaşlılara sürekli bakım verebilen kaç tane sosyal güvenlik kurumu var?

Bu hasta yaşlılar sokağa mı, yoksa eskimoların yaptığı gibi vahşi doğaya mı terk edilsin istiyor yetkililer?

Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım. Bakım evindeki yaşlıyı akrabasının yanına gönderince, sosyal güvenlik kuruluşu sorunu çözmüş oluyor mu?

Ya yaşlı kişi, akraba baskısından kaçıp o bakım evine gittiyse? Bunu araştıran, izleyen var mı?

Ya ailenin yanında da beter bir yaşama katlanmak zorunda bırakılıyorsa yaşlı kişi?

2020 yılında yaşlı nüfusun çoğunlukta olacağı bir ülkeyiz. Ne yapılıyor, önlemler var mı ?

Sosyal güvenlik bakımından ne kadar geri kalmışız, eksiklerimiz nelerdir ?

Ne yazık ki bu ve bezeri sosyal problemlerin çözümünü bekleken, gün geçmesin ki sahte gündemlerle, sahte umutlarla da ömürlerimiz tüketiliyor, zaman akıp geçiyor. Atı alanların Üsküdar'a geçtikleri, hem de dört nala geçtikleri bir zamanı yaşamaktayız. Oysa kefenin cebi de yok...

Memelektimizin, insanlarımızın sorunlarına, gerçek anlamda , tüm içtenliğiyle çözümler üretecek yönetimleri beklemek Godot ' u beklemek mi olacak ?

Evet, yaşlılık yaşamın hüzünlü dönemeci, memleketimizde yaşam yolu ne kadar parlak olsa da, o yolların sonu hüzün odalarına açılıyor.

Yakın geçmişte, bir huzur evinde cayır cayır yanan yaşlılarımızı anımsadım elemle. Sorumsuzluğun hesabı soruluyor mu yoksa unutulup gitti mi? Daha bilmediğimiz kimbilir ne acılar var, sosyal devletin elinin uzanmasını bekleyen... ezgiumut kasım 2009

ezgiumut kasım 2009

Foto

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1157723&Date=04.11.2009&b=Antalya yarin felaketi bekliyor&KategoriID=15

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yaşlılarımı hem sayarım, hem döverim, hem bakmam, hem bakar gibi görünürüm. Küçüklerim severim, döverim, taciz ederim. Biz hamd olsun Müslüman bir ülkeyiz. Sevgiler canım...

narçiçeği 
 06.11.2009 14:32
Cevap :
Sevgili Narçiçeği teşekkürler. Şimdi gelmiş olmalı. ne yazık ki doğrularısöylediklerin. sağol sağlıcakla.  07.11.2009 1:26
 

Domuz gribi teşhisi koymayıp hastayı evine yollayanlar ya da başka hastanelere sevk ederek başından savan doktorlar var. Yaşamın kıyısında dilleri olmayan yaşlılara neler yapıldığını az çok tahmin edebiliyorum. Yaşlılar, hele hele çocuklar ve hastalara sosyal devlet anlayışı ile bakıldığını sanmıyorum. Liberalizmin içinde de yer almaz zaten. Dikkat çektiğin için teşekkürler sevgili Ezgi... Daha yaşanası bir dünya ve güzel günler diliyorum...

vakayinüvis 
 05.11.2009 8:39
Cevap :
katkı ve yorum için teşekkürler. Dilimizde tüy biter saygı , özgürlük, adalet ve ahlak diye diye ama işte sonuçta sokalarda sürünen ezilken, horlanan insanların da gözden kaçırmayıu yok saymayı maharetle başarırız. sağlıcakla.  05.11.2009 19:40
 

Aynen de söylediğin gibi Sevgili Ezgi. Yalancı gündemlerle ne kadar çok şeyden hızla uzaklaşıyoruz değil mi? Geçtiğimiz yıl çok sevdiğim bir arkadaşım, iş için sıklıkla gittiği rusyada kalbinden rahatsızlanır. Sadece yabancı bir ülkeden gelmiş bir işadamı olmaktan başka bir sıfatı yoktur. Alel acele bir hastaneye kaldırılır. bütün tetkikleri yapılır. Bütün ilaçları verilir ve tedavisine başlanır. 10 gün kadar hastanede yatar. Bir ay yatması gerektiği konusunda ısrar edilir. Ama arkadaşım on gün sonra, ancak sorumluluğu kabul ediyorum diye imza atarak hastaneden çıkabilir ve Türkiyeye döner. Bütün bunlar için de beş kuruş ödemez. Sosyal devlet işte budur. Bugün rus vatandaşı iseniz elektrik su ısınma hatta telefon gideri diye bir gideriniz yok mesela. Geçenlerde gazetede bir karikatür vardı. Ne obama bilmem ne mi yapmış? dur kardeşim ıslak imza iyi gidiyor şimdilik gündemi değiştirme diyordu. Nelerle uğraşıyoruz. Uğraştırıyorlar değil mi? Sevgiyle kal

Yıldız... 
 05.11.2009 2:30
Cevap :
Katkı ve yorum için teşekkürler. Çok ilginç bir olay anlattığın. Sosyal devlet ve insanlık neymiş işte örneği. Bu arada bir hastane macerası geliyor da aklıma cebinde kendi antibiyotiğiyle yatan hasta. sağlıcakla.  05.11.2009 19:44
 

Sempati, dertpati, empati, kompati, vicdan, merhamet gibi duyguların iğdiş edildiği bir insanî yozlaşma çağındayız! Bu gidişin genleri gelecek kuşaklara geçtikçe 40-50 bin yıllık kültürel ve ahlaki evrimimiz bir negatif evrim sürecine girecek. Toplum önderleri ve düşünürleri siyasetle ve ihale/hazine soyma hileleri ile uğraşadursunlar bakalım! Yaramı daha da büyüten bir haberdi bu. :-(( Selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 04.11.2009 10:43
Cevap :
Yorum için teşekkürler Mehmet Bey, aşınma enhızlı bu topaklarda sanırım. Sosyal devletten, sadaka ekonomilerine geçiş ve sadakalar yandaşa, hak hukuk hak getire. Acınızı depreştirmek istemezdim. sağlıcaka kalın.  04.11.2009 22:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1317
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster