Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Nisan '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
9145
 

Yaşamla ilgili felsefi dertleşmeler

Yaşamla ilgili felsefi dertleşmeler
 

Güncel bir örneği ise şöyledir: Örtülü bir kadın, şayet tesettürü din eksenli kullanmakla birlikte, şık ve kaliteli kıyafetler kullanarak kendini yükseltme, değerini arttırma gibi görüyorsa bu husus mercek altına alındığında ona inançsız etiketini ya


İslâm’da iman ve amel birliği yanında, özellikle tasavvufla ilgilenenlerde yaşamın oldukça önemli yer tuttuğunu tesbit ediyoruz. Zira somut çalışmalar isteyen koruyucu hükümlere riayet olmadan imanı muhafaza etmek mümkün değildir.

Ancak din olgusunu kurallar seviyesinde tutmak da bir din öğretisi olmaz.

Kısaca ibadet adı ile gerçekleştirilen çalışmalar bir hayli önemlidir; ama hükümlere uyum sağlamak, yaşam moduna geçebilmek hassasiyet/algılama ister.

Akıllı insanların çıkaracağı sonuç budur.

Çoğu zaman bir kişinin yazısı, bilgisi, açıklaması, bir teorisi beğenilir. Ama bu her şey demek değildir. Zira, o kadarla kalamaz. Uygulanması gözlemlenir.

Kimse bilgiyi çöpe eşitlemek istemez. Yani bir insan veya toplum bunun yaşama geçmesini arzular.

Beklenen ve hedeflenen de budur.

Yunusu, Mevlanayı, Hacı Bayram veliyi, Mehmet Akif’i,Tevfik Fikret’i okuyan her insan, üstün bilgilerine rağmen onları alçak gönüllü, hoş görü içinde olan kişiler olarak görür ve bilir.

Bu anlamda şayet anlatılanlar tüm boyutlarıyla ya da kısmen yaşama tatbik edilemiyorsa, hemen hissedilir; ardından dudak bükülür, yazan/söyleyen, teoriyi açıklayan küçümsenir, evrensel sistemin bir sömürü aracı gibi kabul görür.

Ve durum birden farklılaşır, birey görüşlerini ispat edecek şartları sergileyememesi nedeniyle mütebessim bir çehre ile izlenir. Bu kadarı ile de kalmaz, artık ona akıl verilme devresi başlar. Teoride kalmaması tavsiye edilir. ‘Dinlemeyiz. Eksik olsun’ gibi lafların ardı arkası kesilmez.

Belli ikazlar da fayda vermiyorsa bu kez suçlamalar gelir, işler karmakarışık, içinden çıkılmaz hale dönüşür.

Şimdilerde toplumsal çalkantı sonucu bilginin olduğu yerde ,kişiler kesinlikle ‘yaşamı görmek, gözlemlemek’ istiyor.

Çünkü, benimseme gelişmeleri arttırdığı gibi uyum ve özdeşleşmeleri de çoğaltabiliyor. Birey, idol seçtiği kişinin yaşam karelerini kendinde bulmayı arzu ediyor.

Onu takibi kolaylaşıyor. Hayatını kendine mal edebiliyor.

Örneğin, ilmini yaşama dönüştürmüş olanın, kendisinden beklenen akla dayalı bir modeli ortaya koyması ve sapkınlıklarla flörtten vazgeçmesi, birçok kişiyi yıkımdan kurtarabileceği gibi, inançlarını kolayca terk edemeyeceklerine, aksine güçlendirebileceklerine işaret olabiliyor.

Bazen de yaşamını izlediği ve kabullendiği kişinin bilinçli şekilde önüne farklı kareler sunması onu tedirgin edebiliyor

İşte bu noktada bazı yanılgılar oluşur. Bireyin yetersiz bilgileri ve yaşamı devreye girebilir. Bazı şeyleri yapısına uygun bulmaz.

Burada bilgiye ve onu ortaya koyana tam bir inancın bulunması şarttır.

Veya gözlemlenen bireyin eksik yönleri vardır. Bu bakımdan tam bir yaşam sergileyememektedir. Birtakım zaaflarının olması, yaşamının hiç olmadığını göstermez.

Ama o, bu hali ile yine de rehberlik yapabilecek durumdadır. Bu ayrıntıya da özenle dikkat edilmesi şarttır.

Güncel bir örneği ise şöyledir: Örtülü bir kadın, şayet tesettürü din eksenli kullanmakla birlikte, şık ve kaliteli kıyafetler kullanarak kendini yükseltme, değerini arttırma gibi görüyorsa bu husus mercek altına alındığında ona inançsız etiketini yapıştırmak doğru olmaz.

Saygınlığının yine de kaybedilmemesi icap eder. Teori, pratiğe ve yaşama pek uymamıştır; ama niyet yine de bozuk değildir.

Bu bir örnekse daha yüzlercesi bulunacaktır.

Sevgili okurlar, bahsini ettiğimiz kesim, yaşam şekillerini çok yoğun bir şekilde takip ettikleri bu dönemde, karşılaştıkları her şeyin anlatılanlara uygun olmasını bekliyor.

Olmayınca kızıyor, bozuluyor. Ve özellikle dindar insanların, yaşam sahalarında hayatı olumlu düzeyde etkilemelerini arzu ediyor.

Haksız da değiller doğrusu.

Bu açıdan bakıldığında yaşam modunun az da olsa gösterilmesi gerekiyor.

Aksi halde inandırıcılıktan uzak tavırlarla anılıyorlar. Hem kendileri hem de muhatapları adına iyi bir eylem yapılmış olmuyor.

Ahmed F. Yüksel

https://twitter.com/sufafy

https://twitter.com/AhmedHulusi

http://www.ahmedhulusi.org/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İman- Amel-Yaşam.. Benim için ayrılmaz üçlüdür. Ama genel halk perspektifinden baktığımızda durum böyle değil!. Onlar İMAN olayına sanki, doğuştan gelmişcesine girmişler ve bir daha araştırmamışlardır. Yani bu iman kelimesi bana göre; dillerinden öteye gitmez. Adeta bir gelenek, örf ve aile devamı gibi, neredeyse, soy gibi, memleketleri gibi... Çünkü çoğunluğun AMEL hususuna bile gereken önemi vermediğini anlatmama gerek yok sanırım. Hatta bu sebepten ötürü, ameli uygulayanlara bazı eş, dost ve akrabaları ya uyarılar, ya da övgüler düzenler..! Tabi, hal böyle olunca da YAŞAM nerdeeeeee, biz nerdeeee durumu ortada gerçek ve değişmez bir doğru gibi kalır. Hatta konuşma, felsefe yapma esnasında bazı sevdiklerinizi, yaşama dönük uyarmak, cimciklemek istersiniz, bırakın şööyle bir sarsmayı:)) Hemen şu cümleyi söylerler: ‘’ Ooo onlar üstün kişiler, nebiler, resuller, veliler… Biz kiim? Öyle olmak kimm?!’’ Ve siz de aynen ünlem ve soru işareti gibi kalakalırsınız..!!!

Zeynep Kayacan 
 30.04.2014 23:49
 

Oldukça ince bir örnek var yazıda, iyi anladığımdan emin olmak için bir daha okudum. Şu bölüm: ‘’ Güncel bir örneği ise şöyledir: Örtülü bir kadın, şayet tesettürü din eksenli kullanmakla birlikte, şık ve kaliteli kıyafetler kullanarak kendini yükseltme, değerini arttırma gibi görüyorsa bu husus mercek altına alındığında ona inançsız etiketini yapıştırmak doğru olmaz.’’ Sanırım bazı çevrelerde yapılan eleştirileri kast ettiniz. Ve buna ben de katılıyorum. Şöyle ki, dine ve dini yaşama ciddi anlamda tepkili olan bazı çevreler ve kişiler var. Hatta bunların içinde, yazarlar, oyuncular, yani sanatçılar da mevcut. Ve bazen ilginç sözlerle gündemi de oluşturuyorlar. Bir kişi, aslında DİN EKSENLİ, örtünmüşse; bakımlı da olabilir, şık da olabilir. Tıpkı diğer insanlar gibi. Helalinden kazandıktan sonra, zengin de olabilir, lüks de yaşayabilir.. Bu konuyu biraz açmak için yorumlara taşımak istedim. Sevgi ve saygılarımla...

Saniye Düzgün 
 22.04.2014 21:44
 

Insan okurken hiç bitmesin istiyor. Teşekkürler sayın Yüksel. Kartal / Londra.

kartal bicer 
 22.04.2014 12:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 630
Toplam yorum
: 2043
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10020
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Araştırmacı Yazar.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster