Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '11

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
1029
 

Yaşanabilir kentler

İzmir, Türkiye’nin 3. büyük kenti, Bornova ise İzmir’in 3. büyük ilçesi. Bu “büyüklük” nüfusa ilişkin. Peki öyle mi? İzmir ve Bornova gerçekten büyük mü ya da söylenildiği gibi çağdaş mı? Büyüklük ne demek, çağdaşlık ne demek? Bir kente/ilçeye çağdaş diyebilmek için nasıl bir kent/ilçe olması gerekir? 

Bir şehir düşünün ki; denizi var yüzülmüyor, suyu var içilmiyor, yolu var gidilmiyor (trafik keşmekeş). Böyle bir kente çağdaş denilebilir mi? 

Her şeyden önce çağdaş bir kentte farklı görüşlerin rahatça ifade edilebiliyor olması gerekir. Ya da çağdaş bir kente baktığınızda gördüğünüz şey metal yığını arabalar, beton yığını binalar olmamalıdır. Çağdaş kentlerde yeşil alan miktarı 10-20 m2/kişi’dir. Çağdaş kentlerde kaldırımlar yayalarındır. Çağdaş kentler “engelsiz”dir. Çağdaş kentlerde yağmurun yağması bir sorun yaratmaz, altyapı sağlamdır. Çağdaş kentlerde yaşam kalitesi önemlidir. 

Yaşam kalitesi; altyapı, ulaşım, toplumsal ilişkilerin güçlendirilmesi, kentlerin görsel niteliklerinin geliştirilmesi gibi kavramları içerir. Kenti ancak yaşam kalitesini artırarak çağdaş hale getirebiliriz. Peki yaşam kalitesi nasıl artar? 

- Nitelikli eğitim olanakları yaratarak (yeni okullar, üniversiteler, nitelikli eğitmenler),  

- Güvenliği sağlayarak,  

- İş ve ticaret olanakları geliştirerek,  

- Herkese eşit sağlık olanakları sunarak,  

- İnsan sağlığına zarar verecek her türlü etkiyi ortadan kaldırarak (havayı, suyu, toprağı kirletmeyerek),  

- Satın alınabilir, afetlere karşı güvenli konutlar yaparak,  

- Engelleri kaldırarak (engellilere, yaşlılara rahat dolaşım olanağı sunarak),  

- Farklı kültür ve inanca sahip kişilerin bir arada yaşamalarını sağlayarak,  

- Kültürler arası kaynaşmayı sağlayarak,  

- Çekim alanları/buluşma mekanları oluşturarak,  

- Kültürel, tarihi ve doğal kaynakları koruyarak,  

- Toplu ulaşım ağını geliştirerek,  

- Otomobile bağımlılığı azaltarak,  

- Yaya dolaşımını kentin her yerine yayarak,  

- Bisikletli ulaşımı özendirerek,  

- Yeterli kültür ve sanat etkinliklerine yer vererek,  

- Geniş rekreasyon olanakları oluşturarak,  

- Gürültü kirliliğine son vererek,  

- Görüntü kirliliğine son vererek,  

- Spor olanakları oluşturarak,  

- Kent estetiğini geliştirerek kentlerde yaşam kalitesinden söz edebiliriz. 

Peki bunları nasıl sağlarız? Yerel yöneticilerle merkezi idarenin sivil toplum örgütleri ve halk ile birlikte koordineli çalışmaları ile bunları sağlamak olanaklıdır. Seçilmiş ve seçmenine hizmet sözü vermiş her temsilcinin bunları yerine getirmek de asli görevidir. Her milletvekilinin kentinde yapılacak her çalışmaya destek olmak gibi bir görevi ve sorumluluğu bulunmaktadır. Kentinde istihdam yaratacak yatırımların önündeki engelleri kaldırmak, halk ve yerel yönetici ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasındaki iletişimi sağlamak ve güçlendirmek, kentin sorunları ile ilgili kendisine aktarılan her türlü konunun çözümüne ilişkin katkı koymak için her milletvekili çaba harcamalıdır. Tüm vekiller bu bilinç ve sorumluluk içinde hareket etmek durumundadırlar. Her vekil kentin kültürel kimliğinin oluşmasına katkı koymalıdır. Yaşanabilir olmanın “sürdürülebilir” olması da gereklidir ve güçlü kültürel kimliğe sahip kentler bölgesel, ulusal hatta uluslar arası ölçekte sürdürülebilir kentler ve topluluklar oluşmasını sağlar. Böyle kentler çoğalınca ülkenin kalkınması da hız kazanır ve sürdürülebilir olur. 

Kentte her aktör (seçmen, sivil toplum kuruluşları, üniversite, medya, yerel yönetici, milletvekili) yapıcı ilişkiler içinde olmalı ve anlaşmalar, ortaklıklar ve güven ortamı yaratılmalıdır. Politikalar kentlerdeki belirli ihtiyaç ve fırsat alanları üzerine uzun vadeli olarak odaklanmalıdır. Yönetişim kavramının gereklilikleri olan açıklık, katılım, sorumluluk, etkinlik ve tutarlılık sağlanmalıdır. 

Gelecek nesillerin çıkarlarını korumak hepimizin görevidir. 2011 yılı Haziran ayında yapılacak genel seçiminde bu bilinç ve sorumluluk duygusu ile oy kullanmak gerekir. Siyaset, duyarlılık gerektirir ve siyaseti duyarlı insanların yapması gerekir. O nedenle de ülkesine, milletine hizmet etmek isteyen dürüst, samimi, çalışkan kişilerin seçmen karşısına çıkarılması ve desteklenmesi gerekir. Toplumsal, ekonomik, çevresel sorunları bir bütün halinde ele alarak yaşadığı kente ve ülkesine hizmet etmek onuruna gerçekten layık olanlar erişmelidir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 520
Kayıt tarihi
: 02.12.09
 
 

Çevre Bilimi Uzmanı – Peyzaj Mimarıyım. Yüksek lisansımı çevre sorunları ve biyokütle enerjisi üz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster