Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mayıs '07

 
Kategori
Rüyalar
Okunma Sayısı
1968
 

Yaşanan güncel rüyalar

Yaşanan güncel rüyalar
 

Kelebek Rüyası :

"Günün birinde Cuang Cou, bir kelebek olduğunu, sevinçli, yaşamından mutlu bir kelebek olduğunu rüyasında görmüş. Bu kelebeğin Cuang Cou'dan haberi bile yokmuş.Birdenbire uyanmış, bir de görmüş ki, gerçekten Cuang Cou imiş. Şimdi artık, Cuang Cou rüyasında bir kelebek mi olmuştu, yoksa bir kelebek rüyasında kendini Cuang Cou olarak mı görmüştü, bunu bilemiyormuş.Bir kelebekle Cuang Cou arasında fark vardır. Ama ne dersin, varlıklar işte böyle değişirler..."(Bu öykü, Say Yayınlarının Çin Denemeleri adlı kitaptan aynen alınmıştır. )

Yorumu size bırakıyoruz...

Evliliğin Böylesi :
Ruby Caroll tahsilini tamamlayıp öğretmen olarak hayata atılmış genç bir kızdı. Bir gece rüyasında hiç tanımadığı bir adamla buluştuğunu gördü. O da kendisi gibi öğretmenlik yapmaktaydı. Meslek hayatları üzerine uzun uzadıya sohbet ettikten sonra birbirlerine adreslerini vererek ayrıldılar.

Caroll uyandığında ilk iş olarak rüyasında gördüğü adamın adresini bir zarf üzerine kaydetti. Oturduğu Parksville şehri, rüyasına giren Hughes adındaki gencin yaşadığı St. Paul’a oldukça uzaktı. Ve adamı ömründe bir defacık olsun gördüğünü hatırlamıyordu.

Kısa süren bir kararsızlıktan sonra oturup mektup yazdı ve rüyasında aldığı adrese gönderdi. Belki mektubu henüz yerine bile ulaşamadan üst köşesinde Herschel Hughes St. Paul-Arkansas adresi bulunan ve zarfın tam ortasında kendi adresi yazılı bir mektup aldı. Merakla açıp okuyunca hayreti fazlasıyla arttı.

Rüyasında gördüğü Hughes de aynı rüyayı görmüş ve kendisine evlenme teklif ediyordu.

Kısa bir süre sonra, rüya ile başlayan tanışma, evlilikle son buluyordu.

Askeri Sırrı Açığa Vuran Rüya :
2. Dünya Savaşı sıralarında Amerikan askeri makamları, birliklerin yerlerini büyük bir titizlik içinde gizlemekteydi. Asker ailelerinin haberleşmesi ise posta kutuları vasıtasıyla gerçekleşiyordu.

Amerikan ordusu subaylarından Jony Crebs karısına; birliğin meçhul bir yere sevk edildiğini ancak bir ay sonra nereye mektup göndermesi gerektiğini bildiren bir telgraf çekti.

Bayan Clara bu işe çok üzüldü. Fakat birkaç gece sonra rüyasında kocasından bir mektup aldığın görmüş ve zarfın üzerindeki adresi okumuştu.

Sabahleyin uyandığında henüz hafızasından silinmemiş olan kocasının birlik adresine bir telgraf çekti.

Yüzbaşı Jony Crebs’in eline telgraf geçtiğinde komutanı da; askeri birliğin yerini karısına açıklamaktan hakkında tutuklama emri çıkartmıştı.

Bu işe çok şaşan Yüzbaşı Crebs, karısına adresi bildirmediğini ispatlayıncaya kadar bir hafta hapis yatmak zorunda kaldı.

Kasadaki Dinamit :
Louis Juncko isimli bir genç New York’ta bir çilingir yanında çırak olarak çalışmaktaydı...Bir gece kabusu andıran rüyasında ustasıyla beraber bir kasayı açmak için çalışıyordu... Tabi bu iş için oksijen kaynağı kullanmaktaydılar. Kasa birden infilak edince sıçrayarak uyandı.

Ertesi sabah rüyasını unutmuş, neşeli bir şekilde işine koştu...

Ustası da telefonla sipariş edilen bir iş için onu beklemekteydi. Kamyonete yerleştirdikleri kaynak makinesi ve diğer aletlerle birlikte Colombia Üniversitesinin tavan arasındaki eski bir kasayı açmak üzere hareket ettiler.

Uzun süreden beri kapalı duran kasayı açamayan usta Charles M. Courtney, genç çırak Juncko’ya oksijen kaynağı ile bu işi yapmasını söyleyince delikanlının beyninde şimşekler çakar ve rüyasını hatırlar.

Çırağın tereddüdünü gören ustası bu işi kendisi yapmaya kalkar.

Çırak rüyasını anlatarak, oksijen kaynağı kullanmaması için ustasını zorla ikna eder.

Uzun uğraşlarına rağmen kasayı açamayan usta, tekrar oksijen kaynağına el atar...Ama delikanlı son bir gayretle kasanın kapağını açar.

Sırrını ortaya döken yaşlı kasanın içinden bir yığın değersiz evrak ve iki dinamit çıkar.

Delikanlının rüyası ikisini de mutlak bir ölümden kurtarır.

İki Yüzlü Adam :
Robert Lois Stevenson, küçüklüğünden beri bir hikayenin tamamını rüyasında görebiliyordu; hatta daha sonraki geceler aynı hikaye gene rüyasına giriyor, fakat her defasında da başka şekilde sonuçlanıyordu. Hikayeleri için gerekli entrikaları da rüyasında görecek şekilde kendini yetiştirmekte güçlük çekmedi. Stevenson, “İki Yüzlü Adam” romanı için nasıl entrika bulduğunu şöyle anlatıyor: “Herhangi bir entrika bulmak için iki gün kafa yordum. İkinci gece rüyamda şunu gördüm: Bir suç için takip edilmekte olan Hyde önce kendisini değiştiren tozu yutuyor ve sonra kendisini takip edenlerin gözleri önünde; bu defa toz olmaksızın bir şahsiyetten öbürüne geçiyordu. Bundan sonrasını uyanıkken yazdım. Rüya bana esaslı bir fikir vermişti: Önceleri ilaçla meydana gelen şahsiyet değişmesinin sonraları ilaçsız ve kendiliğinden meydana gelişini anlattım.

Trenler üst üste yığıldı :
Dr. Walter Franklin Prince, Amerikalı bir tarihçi ve rahiptir. Dr. Prince’in rüyalarındaki görüntüler olağanüstü canlılıktaydı ve uyandırdıkları duygular da çok yoğundu. O, gördüğü rüyalardan birini şöyle anlattı:

"Bir trene bakıyordum. Trenin arkası bir tünelden çıkıyordu. Sonra, aniden başka bir tren ona çarptı. Dehşetle vagonların birbiri üzerine yığıldığını ve parçalandığını gördüm. Bu yıkıntılardan yaralı yolcuların ıstırap dolu çığlıkları yükseliyordu. ..Sonra buhar yada duman bulutu şeklinde bir şey yükseldi ve çığlıklar daha da fazlalaştı.“ O anda eşim tarafından uyandırıldım. Uykuda rahatsızlık ifade eden bir takım sesler çıkarıyormuşum!..

Ertesi sabah New York’ta bir tren kazası oldu. Dr. Prince kazanın ayrıntılarını gazetelerden okuduğunda, rüyasına benzeyen kısımların çokluğu karşısında şaşkınlık içinde kaldı. Trenler bir tünelin girişinde çarpışmışlardı. Kazada ölen ve yaralananlara ilave olarak, buhar boruları patladığından enkaz tutuşmuş, ölü ve yaralı sayısı artmıştı. Felaket rüyadan 6 saat kadar sonra ve Dr. Prince’in evinden yalnızca 125 km. uzaklıkta olmuştu.

Tren Kazasını Rüyasında Gördü :
Dunne, rüyalarını erkenden kaydederdi. 1913’ün sonbaharında gördüğü bir rüya ilginçtir. “Gördüğüm sahne, üzerinden demiryolu geçen yüksek bir toprak seti idi. Yöreyi bilen herkesin bilebileceği gibi, kimseye sormadan, o yerin İskoçya’da ki Forth Bridge’in körfezinin biraz kuzeyi olduğunu biliyordum. Toprak setin altında görülen yer açıklık ve meralıktı. İnsanlar küçük gruplar halinde yürüyorlardı. Sahne birkaç kez göründü ve kayboldu. Sonunda birkaç kez göründü ve kayboldu. Sonunda kuzeyden gelen trenin toprak setten yuvarlandığını gördüm. Yamacın dibinde yatan birkaç vagon ve büyük bloklar halinde yuvarlanan ve kayan taşlar gördüm.”

Dunne rüyasında kazanın tarihini öğrenmeyi denedi. Ancak tek öğrenebildiği kazanın gelecek bahar olacağı idi. Kendisine göre kazanın olacağı ay, Nisan ortalarıydı. 14 Nisan 1914’te “ Uçan İskoçyalı” adlı posta treni, Forth Bridge’in 24 km kuzeyindeki Burntisland istasyonu yakınlarında raydan çıktı ve 6 metre aşağıya yuvarlandı.

Rüya ve Ölüm :
Kanserden ölmek üzere olan ve ölüm anından korkan Susan, rüyasında bir mum alevinin yavaş yavaş sönmekte olduğunu görmüştü. Bunun kendi yaşamının sona ermekte olduğunu sembolize ettiğine inanarak büyük bir üzüntüyle uyandı. Bir süre sonra tekrar uyudu ve alevin pencere dışında daha parlak olarak yanmakta olduğunu gördü. “Öteki Dünya”da varolmanın devam ettiğini gördüğüne inanması korkusunu yoketmişti. Rüyayı gördükten yirmi dört saat sonra huzur içinde öldü.
resim:twilighttimes.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 113
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 4905
Kayıt tarihi
: 11.09.06
 
 

Kişisel gelişimde, düşüncelerin kullanımını sanat gibi gördüğümden, 1986yılından itibaren çok sevdiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster