Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
578
 

Yaşanan İstanbul'da ''evden işe-işten eve dönüşler''

Yaşanan İstanbul'da ''evden işe-işten eve dönüşler''
 

Sabah işe gidiş saatlerinde 127 yolcularının tipik görünüşü..


Hergün uyandığınızda nasıl bir hayat bizleri bekliyorun farkındalıksızlığında mı yaşıyoruz??

''Yaşamda yaşamak'' sadece işe gitmek, istanbul trafiğinde olmak, zar zor zamanımızın olmadığı zaman aralığında ne bulursak atıştırmak, kalan zaman aralığı ne bilmeden uyuyabilmek mi olmalı??

Bunları okurken, bunu yazan ''ben '' için bir çoğunuz ilk anda ; o kadar mutluyuz ki; diyerek saçmaladığımı düşüneceksiniz. Çünkü; söylemeye çalıştığım ve farkındalığına çekmek istediğimi bile algılayacak, düşünecek zamanınız yok aslında.. Ama lütfen!! düşünün bir daha düşünün... Haklı olduğumu göreceksiniz. İstisna olanlar bunu anlamayabilirler ama sizler o kadar azsınız ki. Lütfen çoğunluk bu yaşamın içinde maalesef ki sadece bunları yapabiliyor. Bir tek gün 24 saat değil mi??

Tüm çoğunluk ve azınlıklar insan olmanın vicdanı sorumluluğu içinde düşünelim.. İnsan olmanın ve bize verilen bu yaşamın elimizden böylesi yaşanılarak geçip gitmesine izin vermeyelim. Farkedin..

Ve canlıların en akıllısı olan insan sadece canlı kalmanın fiziki koşullarını yaratabilmek için yaratılmadın. Ama sen öyle bir hale getirildin ki, maalesef sadece bunları yaşamak gibi algılıyor oldun. Köleleştirildik, hayvandan ayrılan özelliğimiz olan düşünce ve fikir hala mevcut ama sadece yaşamımızı fiziki olarak kullanabileceğimiz kadarını uygulayabilir hale sokulduk. Nasıl Mı??.

Trafik hallerini hepimiz biliyoruz. Trafik yoğunluğunda en yakın evi iş yerine giden bile; en az 3 saat içinde işe gidip gelebiliyor... Trafik şehir içinde yoğun olduğundan dolayı otomobiller, otobüsler hareket kabiliyeti kazanamıyor, durakta beklemek eve yürümek derken yorgun argın insanlarımız evine ulaşabiliyor. Şehir içi metro tercih edilse bu seferde metro içinde yürünülen mesafe 10-15 dk. sürüyor. Beklemek ve gideceği mesafe için metroya binse ayakta... Ve tekrar ana caddeye çıkması, evine olan mesafeyi yürümesi derken 24 saatinin 3 saatini yolda geçirmektedir. Otomobilini kullanmak isteyenin çilesi de bir başka zaman kaybı... Otomobilini kullanan kişinin yoğun trafikte de hareket kabiliyeti uzun zaman alıyor.Ayrıca park sorunu yer ararken kaybettiği zaman, arabasını nasıl nerde park ettiği ve varmak istediği yere ulaşmadaki kaybettiği zaman, yolda yürümek derken yine hayatının günlük zamanından enaz 3 saat gitmektedir. Halk otobüsleri olarak taşıma araçları içinde olmak ise başka bir işkence... Sabah işe gitmek için ilk durağa evi yakın olanlar oturma şansına sahip. Metro ve Metrobüslerimizde aynı durumda... Ara duraklarda binenlerin vay haline... Ayrıca ara durakların metro ve metrobüslerimizdeki hali içler acısı...

Aynı güzergahtan farklı bir istikamete geçmek isteyenler hiç düşünülerek organize edilmemiş durumları içler acısı... Büyük metropol olan İstanbul'da yaşayan ve en uzak mesafeden hergün işe gidip gelenleri düşününce; yaşam bir felç ve yaşarken ölmek olsa gerek... Mesleğim gereği 24 saatin farklı zamanlarında, farklı mesafelerde yol da olduğum zamanlarında yukarda bahsi geçen örneklere çok şahit oldum ve çok üzüldüm. Akşam saatlerinde işten evine dönen insanları çok farklı noktalarda hala eve dönüş için beklerken ki gördüğüm halleri beni çok düşündürttü. Saat gecenin 21.00'i, 22.00'si olmuş ve duraklarda insanlar yığın yığın bir halde... Ve ister istemez empati kuruyorsunuz. ''Bu İnsanlar bu ülkenin insanları'' nasıl eve varacaklar, ne zaman yemek yiyecekler, hangi aralıkta banyo yapacaklar, hangi nefes aralığında çocuklarına sevgilerini gösterecekler...

Bırakın kendilerine zaman ayırıp, kitap okumayı, sevdiği bir filmi seyretmeyi çoktan unutmuşlardır.

Böylesi bir toplumun gençleri Nasıl ?? Seslerini Globalleşen dünyada duyurabilecekler.!!!!..

Bu planları yapanlar, projelendiren kişiler sanki istanbul'u bilmiyorlar... Bilmiyorsunuz ama bir proje hayata geçiriyorsunuz??!!! 0nyedi milyona yaklaşan nüfusa sahip olan ve her gün büyüyen İstanbul nüfusuna yönelik bir projeye imza atıyorsunuz. Ve yaptığınız projeler öyle küçük projeler değil... Ve öylesine birgün de hayata geçen projeler değiller. Uzun yıllarda hayata geçiyor. Ben gençtim, okuyordum, çalışan oldum, anne oldum, çocuklarım büyüdü, onlarda okula gitti. Bugün onlar çalışır hale geldi. Ve ancak Metro hayata geçti.

Ama gerekli ihtiyaca yanıt vermediği gibi... Projelendirilen şekliylede ihtiyaca ve amaca yönelik olma halini çoktan yitirmiş oldu. Lütfen bugün yap, yarın yok projelere dur diyelim..

Büyük metropol olmak önemli... Ama büyük metropol projelerini hayata geçirmek günlük planlarla olmaz.

Dünya örneklerine bakalım. Dünyadaki metropollerde yapılan projeler yıllar sonrası ihtiyaçlar hesaplanarak yapılabiliniyorda; bizler neden bu tür projeleri üretemiyoruz. Bunun altındaki gerçekleri; lütfen!! düşünelim. Konuşurken; zeki bir millet olduğumuz söylenir, en iyi mühendisler, doktorlar, işadamlarını v.b meslek insanlarını bu ülke üretebiliyorsa!!! Neden projeleri hayata geçirirken uzun yıllara yanıt verecek şekilde yapıp, başarılı olamıyoruz.

Yazar/Kıymet Güzeliş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Asla metropollerde yaşam düşündüğümüz gibi olmayacaktır.çSadece karın tokluğunda ev ile iş arası mekik dokumaktayız yaptığımız ne sadece ömrü işle tüketmek.Oysaki huzurlu bir yerde küçük bir kasabada olmak için neler vermezdim inşallah birgün mutluka birgün bu kocaman şehri terk edeceğim.Kaleminize sağlık

KOMAR ÇİÇEĞİ 
 11.01.2011 12:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 2823
Kayıt tarihi
: 25.04.07
 
 

Hayatım boyunca insan ve insan psikolojisi üzerine her türlü yazı ve bilgi içerikli yayınları tak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster