Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ocak '13

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
627
 

Yaşanmamış Hikayeler Limanı

Yaşanmamış Hikayeler Limanı
 

Adam pervasızdı, kadın gidiyordu. Adam yoktu, kadın anlatıyordu. Adam duymuyordu, kadın ağlıyordu. Kadın sorun yok giderim ama olma bir kez daha dedi. Adam kınından çektiğin kılıcı kullan bu kez, kan akıt dedi.

Oysa kan zaten akmıştı. Kılıcı illa ki karşıya sallamaya gerek yoktu. Kadın bedenine baktı, en taze yarasını sevdi. Sende hoşgeldin dedi.

Vardı iki üç yarası daha, kabuk tutmuş, zamanla kabuğunu atmış, her ne kadar gizlesede görünen ve zaman zaman sızlayan. Her yeni aşkta ve her yeni ayrılışta tekrar sızlayan yaralarının hikayelerini geçirdi ezberinden. Yeni bir söz duymadı, yeni bir kelime daha okumadı; dönüp dönüp en baştan hatmedilmişti zaten hepsi.

Yelkenine rüzgar doldurdu kadın, yaşanmamış hikayeler limanına döndü tekrar. Dinlenmek, durmak, hikayenin başını defalarca düşünmek, hataları bulmak, mutlulukları katlamak, bir kaç güzel anı toplamak, kendisini ve karşısındakini affetmek ama en önemlisi unutmak, unutmak denen derin girdaptan sağ salim çıkabilmek için limanına döndü ve demir attı yeniden.

Çok zaman geçirilmişti orada. Çok kez dost meclislerde rakı muhabbetlerine oturulmuş, Zeki Müren dinlenmiş, çok nağme kalp çeperlerinden çarpılmış, çok şarkı sözü zihne yansıtılmış, ruhtan süzülerek dışarı akıtılmıştı irin gibi.  Bitmeyen uzun ve uykusuz geceler vardı, konuşmaların defalarca tekrer tekrar yinelendiği, can yakan sözlerin cımbızla çekildiği. O sözler alınıyor, suya atılıyordu akıp gitsin ama bir daha hiç dönmesin diye. Ne gidenle gelsindi ne de yeni gelenle. Tam en mutlu anlarda umut yeşermesin kök salmasın diye muhakkak vurulmuş ince işçilikli darbelerin anısına fırtınalı günler vardı. Dalgalar bir türlü durmaz, süt liman sular günlerce bekletirdi kendisini. Huzur bir türlü hakim olmazdı limanda. İliklerinin en dibine su sızıp oturana ve ruhu dondurana kadar, suçlamaların güçlü yağmurları döverdi bedeni. Günler geçer, aylar geçer, zaman akar, zaman akar , zaman akar ve nihayet güneş yüzünü gösteriverirdi ansızın. Uzun uğraşlarla doğdurulmuş günün, açan güneşin ışığı ansızın süzülüverir bulutların arasından, kamaştırıdı insanın gözlerini. Yansırdı tekrar ve aydınlatırdı etrafı yeniden.Gülücükleri besler umut olup akardı yaşamın her hücresine. Yeniden nefes alınsın yeniden olunsun diye.

Yeniden olmak için limandan gitmeden, etrafına bakınınca kadın, çok neden biriktiğini gördü. Çöplerinin ağzını bağlarken ve bir daha aynı nedenle bir daha dönmeyeceğim buraya diye düşünürken, ağzı zor bağlanan çöpü inceledi uzun uzun. O kadar çok neden vardı ki, tüm bu nedenler olmadan nasıl yeniden ilişki yaşanabileceğine aklı ermedi. Ermedi, boşverdi ama sorguladı. Neden korkuyordu insanlar bu kadar anlamıyordu. Ne bağlanma korkusunu, ne de acı çekmekten kaçma telaşlarını,  sorumluluk almayı azrailmiş gibi görme körlüğünü, yalancı beden ve gecelerde kaybolma dürtüsünü, aileye sevgisini anlatamama acizliğini, emek harcamanın erdemini bilmeme cahilliğini anlamadı. Bu korkularda bu kaçışlarda kaybolan, hiç yaşanmamış günlere ve mutluluklara, hiç yazılamamış sonlara üzüldü. Hiç gidilememiş tatillere, hiç uyanılamamış birlikte sabahlara, hiç alınmamış keyifli ortak nefeslere, hiç bitirilememiş dokunuşlara, hiç tamamlanmamış sohbetlere bir iç çekti.. O gülüşleri özledi, o gülüşleri doya doya yaşamamış olmanın acısını hissetti bir an, sonra döndü yüzünü ileriye derin bir nefes aldı. Derin bir nefes, uzun bir soluklanış ve hadi vira dedi yeniden. Limandan çıkılacak, açık denizlerde yol alınacak ve mümünse aynı limana yaralı bir ruh ile tekrar dönülmeyecekti. O nedenler ve korkular hiç unutulmayacak ama hiç yaşanmamış gibi de tekrar kulaç atılacaktı sularda. Her seferinde dayatılan olmazlarla başlayıp ama sen böylesinle biten itme, kakmalara inat inanılan olurlar can simidi yapılacak ama yine de o sularda nefessiz kalınmayacaktı.

Kılıç kullanmaktan korkup gölgelerde saklanılmayacak, bir yarayı daha severek taşımanın hüzünlü de olsa gülümsemesi ile yeni hikayeler yaşanılacak, eskiler buruk bir mutluluk ile anılacaktı.

Kadın gidiyordu, adam pervasızdı. Kadın ağlıyordu adam kılıcını güzel kullan diyordu ve yine altyazılar hiç okunmamıştı bir hikayede daha.

Yaşanamamış bir aşkın daha üstünden günler, aylar mevsimler geçiyordu ve hüzünlü bir  Zeki Müren güftesi duyuluyordu ayrılınılan limanın sakin gecesinde.

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bekliyordum geldi :)sevindim tabi. Nedense ne alaka ise içim bir bahar akşamı rastladımmm sizeee şarkısını söyledi..sevgimle :)

Tülay EKER 
 28.01.2013 16:14
Cevap :
Siz bana hep moral veriyorsunuz desem yanlış, moralin kendisi oluyorsunuz :))Çok teşekkür ederim.Sizin ve benim keyifli yazılarımızda buluşmak üzere..  28.01.2013 21:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 922
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster