Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
408
 

Yaşanmış bir gırgır öyküsü...

Yaşanmış bir gırgır öyküsü...
 

O gün yaşadığım sevinci asla unutamam.

Gırgır dergisinin ‘Çiçeği Burnunda Karikatürcüler’ sayfasında ilk çalışmam yayınlanmıştı. Toprağı bol olsun büyük usta Oğuz Aral biraz fırça kaymıştı ama coşkumun yanında lafı bile olmazdı. Karikatürümün konusu 12 Eylül sonrası tartışılan 1982 anayasası ile ilgiliydi. Anayasa taslağı tüm kurumlarda sözde tartışılıp, görüşler alınırken, üniversite gençliğine bu konuda söz hakkı verilmediğini çizmiştim. Ağzı bantlı bir öğrenci tiplemesi kondurmuştum kareye.

Oğuz Aral, teknik yergilerinin yanına bir de övgü eklemişti. Böylesine ücra bir yurt köşesinden eser gelmesinin kendisini pek hoşnut ettiğini ifade etmişti.
Bende inanılmaz hoşnut olmuştum. Hele o çalışmanın bedeli olarak küçük bir havale almam da ayrı bir sevinç kaynağıydı. diğer yandan 12 Eylül silindiri altında yamulan bir kasabayı güldürmem de ayrı bir haz vermişti bana.
Artvin’in Ardanuç ilçesiydi burası.

Ağabeyim İstanbul Hukuk’tan belgelenmiş, öğretmen kız kardeşim sürgün yemiş. Babam, bir haltlara karışırım kaygısıyla beni de dizinin dibine almıştı. Kasabadaki hırdavat dükkânında emin ellerdeydim yani.

Durum bu ahvaldeyken o gün dükkâna kasabanın savcısı geldi. Koltuğunun altında Gırgır dergisini görünce fırtınayı sezdim. Savcı selamını verdikten sonra dergiyi babamın önüne bıraktı. Karikatürün çıktığından haberi olan ve beni ‘bu işlerle uğraşma’ diye defalarca uyaran babam taş kesilmişti. Kıyamet ha koptu ha kopacak derken bana dönerek gürledi;

“Ulan ……… salağı! Ben sana binlerce kez bu işlerden vazgeç demedim mi? Şimdi tıksınlar içeri de karikatürlerini orada çiz, beyinsiz herif!”

Bana gerekli sözlerini sarf eden babam bu kez savcıya dönerek;

“ Alın bunu savcı bey, ben ıslah edemedim gereğini siz yapın. Kılını kıpırdatan şerefsizdir!”

Savcı, babamın küfür ve isyanından fırsat bulur bulmaz söze girdi;

“Yapmayın Necati bey, durumu yanlış anladınız. Ben buraya oğlunuzu içeri almaya değil, kutlamaya geldim. O muhteşem bir espri bulmuş ve böylesine önemli bir dergide eseri yayınlanmış. Oğlunla gurur duymalısın.”

Babam ikinci kez buz kesilmişti. Tabi ben de. Bu hiç beklemediğimiz bir yorumdu. Babamın yüzündeki hırs çizgileri, memnuniyet ifadesine dönüşürken bu kez bana sevecen bir sesle ünledi;

“Oğlum koş bize şuradan üç çay söyle de gel…”

K.Tipioğlu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çiçeği burnundalara en veciz eleştirisi;"gereksiz taramalardan kaçın!" dı. Bendeniz, onun bu lafını düstur edindim. Oğuz Aral'a rahmetler. O, bir devirdi...

mamut 
 09.12.2007 6:42
 

Sayın yazarım tehlike hala geçmiş sayılmaz, baban bu yazdıklarını da duymasın...Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 07.12.2007 13:48
 

Ahhh...biladert....ahhhh....

kadir tipioglu 
 06.12.2007 16:57
 

haklı adamcağız, o dönemler düşünülünce toplumsal değil bireysel düşünmek zorunda kaldı ebeveynler, ve biz 75-80 yılları çocukları olarak o baskıları gören ailelerimiz sayesinde maalesef apolitik olduk, hoş bir paylaşımdı tşk., sevgiler

Dilek Fuçucı 
 06.12.2007 13:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 99
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 710
Kayıt tarihi
: 27.11.06
 
 

Bir şirketin H.İlişkiler sorumlusuyum. Gündeme mizahi pencereden bakmak ve ürettiklerimi paylaşmak i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster