Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '15

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
722
 

Yaşanmışlıklarım - 7 : İnsanlar "çift" mi yaratılmıştır?

Yaşanmışlıklarım - 7 : İnsanlar "çift" mi yaratılmıştır?
 

Bu iki genç adamın yakında ve uzaktan akrabalıkları yok...


İNSANLARIN "ÇİFT ÇİFT YARATILDIĞI" SÖYELENİR; BİLİRSİNİZ...

Başlarken...

Konunun, "bilimsel" ve "dinsel" yanına değinmeyeceğim... Konunun o yanları beni aşar... Ama, bunun insanın gen yapısı ile ilgili bir tesadüf olduğunu söyleyebilirim...

Bir de ister bilimsel olsun, ister dinsel; olasılık hesabını da göz ardı etmemek gerekir...

Kur'nı-ı Kerim'in, Zariyat Suresi, 49. Ayet'indeki, "İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır" ibaresinin de, bu konu ile ilgili olduğunu düşünmüyorum...

Ama, Reenkarnasyon(Ruh göçü) hikayeleri de aklımı kurcalamıyor değil...Bu aşırı benzerliği ya da "çift"liği de, acaba bu hikayenin bir yerine konabilir mi, diye de düşünmekten kendimi alamıyorum...

Çünkü, bu dünyada var mıyız, yok muyuz; yoksa başka yerlerdeki gerçeğimizin görüntüsü müyüz, onu bile bildiğimizi sanmıyorum...

Neyse, ama ister "çift"lik olsun; ister "ruh göçü" olsun, yukarıda değindiğim gibi, bunların bir tesadüf olduğuna inanıyorum...İster, "bilimsel" ister  "dinsel" olsun...

"Yaşam ve ölüm" ve de "ölüm sonrası" konusunda o kadar çok bilmediklerimiz var ki...

Daha fazla düşünerek kafayı üşütmeden, bu konudaki yaşanmışlıklarımı anlatayım.

x       x        x

Önce, gerçek yani biyolojik bir benzeme ya da  -- bloğumun başlığına uygun olan bir deyişle -- "çift"lik...

-- Kızım, Trabzon'da görevli olduğum yıllarda dünyaya geldi. Doğum, Devlet Hastanesi'nde gerçekleşti... Doğumdan sonra, doğumu gerçekleştiren doktora küçük bir hediye almayı düşünmüş ve bir dolmakalem almıştım...

Ama işlerimin yoğunluğu nedeniyle, bir türlü zaman bulup da hastaneye gidip doktorun hediyesini veremedim... Bir gün, bir iş için Belediye Başkanlığı'na gittim...İşimin olduğu ikinci kata çıktım. Etrafıma bakarken doktoru gördüm, hemen yanın gittim. Gülerek,

- Merhaba doktor! Nasılsınız? diye hatırını sordum ve arkasından ilave ettim.

- Kızımın doğumu için size küçük bir hediye almıştım; ama bir türlü fırsat bulup da gelemedim. Kusura bakmayın...

Ben bunları söylerken hem doktor hem de yanındaki diğer iki kişi de gülümsüyordu...

Cümlemi bitirince, benim doktor diye hitap ettiğim kişi,

- Ben doktor değilim; sizin doktorunuz şu anda hastanede, ben onun ikiz kardeşiyim, dedi.

O güne kadar, bu kadar birbirine benzeyen ikiz görmemiştim hayatta...Tek yumurta ikizleri bile bu kadar birbirine benzemez diye düşünmüştüm...

x       x       x

1 - Eşimin çifti(?) "SİDE'deymiş"(?) ama biz göremedik..

Bir yaz tatilini, -- emekli bir memurun bütçesinin yettiği kadarı ile -- Side'de geçirdik... Kaldığımız yer, bir moteldi... Yalnızca sabah kahvaltısı ve akşam yemeği verilirdi...Denize gitmediğimiz ya da denizden erken döndüğümüzde, öğle yemeğini motelin balkonunda yerdik. Pişirme işini de, motelin mutfağında yapardık...

Sebze ve meyvemizi de Side'nin devamlı olan pazarından alırdık... İlk geldiğimiz günlerin birinde, eşim alışveriş yapmak için pazara gitti... Dönüşünde, bu benzeme ya da "çift" olma işiyle ilgili olarak şunları anlattı :

-- Bir tezgahtan bir şeyler seçiyormuş; tezgahın başındaki pazarcı, "abla, çoktan beri görünmüyorsun" demiş eşime. Eşim de, pazara ilk kez geldiğini; hatta Side'ye bile ilk kez geldiğini söylemiş pazarcıya...Pazarcı inanmamış... Hatta şaka yollu, "abla beni işletmiyorsun, değil mi?" demiş...Eşim de, pazarcıya, buralı olmadığımızı, buraya 15 günlüğüne tatile geldiğimizi söyleyerek, "herhalde, müşterilerinden birine benzettiniz beni" demiş...Pazarcı da, "Allah! Allah ya!" demiş.

2 - Yeğenim Almanya'da iken, Türkiye'de çektirdiğimiz bir resimde aynı karede çıkmış(?)...

Bir başka yıl da, yine tatil için bu kez, Manavgat'a gittik...Manavgat Şelalesi kıyısında bir çay bahçesinde ailecek oturmuş hem bir şeyler içiyor hem de şelaleyi seyrediyorduk...Çay bahçesinin hemen yanı başında bulunan ve küçük bir şelaleyi andıran on metre kadar bir yükseklikte düşen suların sesini dinliyor ve beyaz köpüklü görüntüsünü izliyorduk...

Sonra, "hadi bir şelale hatırası olsun" diyerek, küçük şelaleye yakın bir yerde resim çektirmek istedik...O zamanlar cep telefonları yoktu. Küçük şelale de, görüntü içine girsin diye poz verdik. Orada bulunanlardan birine fotoğraf makinemizi vererek bizi çekmesini rica ettik.

İstanbul'a döndüğümüzde, filmleri tabettirdik...Bir de ne görelim, Almanya'daki yeğenimin tıpatıp aynısı, üstelik de hemen hemen aynı yaştaki bir çocuk arka planda yer almış...Bir üstelik daha, o da bizden biri gibi bizi çeken fotoğraf makinesine bakıyormuş...İnanamadık. resmi önce anneme gösterdik. Annem, aynen; "Aaaa! Turgay da sizinle miydi?" diye sordu. Sonra resmi, diğer aile fertlerine de gösterdik; hepsi "Bu kadar da olmaz!" diyerek şaşkınlıklarını gösterdiler...

3 - Oğlumuzu, Rusya'da bir okulda, 8-10 öğrencinin çektirdiği bir fotoğraf karesindde gördük(?)

Oğlumuz 14-15 yaşlarındaydı. Bir gün gazete okurken, gazetenin bir yerinde Rusya'da bir okulda, 8-10 öğrencinin çekilen bir resmini gördüm. Resmin altında da okulla ilgili bir haber vardı. Ama şimdi haberin ne olduğunu hatırlamıyorum...

Resme biraz dikkatle baktığımda, öğrencilerden birini oğlumuza olan benzerliğini görünce çok şaşırdım...Resmi, hem eşime hem de oğluma ve kızıma gösterdim. Onlar da, bu aşırı benzerliğe o kadar şaştılar ki...

Resmi gazeteden kesip, diğer yakın akrabalara da gösterdik. Onlar da, resmi görünce, aynı tepkiyi gösterdiler...

İşin ilginç yanı, bu anlattıklarımdaki benze kişilerin hemen hemen ayını yaşta olmalarıydı...Aynen bloğumun başına koyduğum resimdeki gibi...

İşte böyle...

 

cdenizkent

3 Mart 2015

 

 

 

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanlar çift mi yaratıldı bilmiyorum ama benim başıma nereye gitsem şu olay gelir; Herkes beni birisine benzetir. Ilk defa gördüğüm insan, üniversiteden bir arkadaşına, kimisi yıllardır görmediği bir akrabasina, komşusuna, öğretmenine v.s.. Herkes mutlaka birine benzetir..Akliniza kim geliyorsa ona benzettiler.. Çok şükür, asker arkadaşıma çok benzettim sizi diyen henüz çıkmadı;)) selam ve sevgiler..

Selda Çakmak 
 25.01.2017 20:48
Cevap :
Merhaba Selda Hanım...Güldürdünüz beni...Sizi asker arkadaşına benzeten çıkmamış; ama kim bilir, bir bakarsınız bir gün, bir asker arkadaşınız olabilir...Ben, bu konuda şöyle düşünürüm hep: Dünyada milyarlarca insan var; bir o kadar ve daha da fazlası vardı. Bunların hepsinin birbirine benzemeyecek şekilde yaratılmasına gerek yok...Herkesin bir benzerinin başka bir yerde yaşaması ve ölmesi, benzeri tarafından; hatta onun akrabaları ve arkadaşları tarafından görülmeyebilir, bilinmeyebilir. Doğa için, böyle bir planlama hiç de zor değildir. Bizim gördüklerimiz yaşadıklarımız birer istisnadır...Yaradan, bazen bize bunu hatırlatmaktadır. "Reenkarnasyon" denen "ruh göçü" de buna benzer bir şey olsa gerek...Teşekkürler ve selamlar.  26.01.2017 12:21
 

Bir ilginçlik de ben anlatayım...Çocukken sinemaya düşkündüm. Ama babam yasakladı. Neyse aylar sonra bir gün kaçtım. Sinemaya giderken gayri ihtiyarı tahminde bulundum. "Bugün sinemada Bağdat Hırsızı adlı film oynuyor baş rolünde de Kartal Tibet" dedim. Sinemaya vardığımda bu filmin afişi asılıydı. Kartal Tibet'i biliyordum ama aylarca sinemaya gitmemiş ve bu filmin ismini hiç duymamıştım. Konu benzerlik değil ama ilginç olduğu için...

Kerim Korkut 
 05.04.2015 10:47
Cevap :
Merhaba Kerim bey...Bence sizinki biraz farklı bir olay. Bir önsezi, farkında olmadan edindiğimiz bilgi kırıntılarının ve görsellik parçalarının beyinde birleşerek orta çıkmasıdır...Bir anlamda, uyanıkken rüya görmek gibi de değerlendirilebilir. Yani bu beyninizin oynadığı bir oyundur. Bir arama motoruna, aradığımız bir konu için, o konuda geçen birkaç kelimeyi yazarak, konu ile ilgili yazıların ortaya çıkması gibi bir şey...Bazen başımıza şöyle bir şey de gelir: Yolda yürürken birden aklınıza uzun zamandan beri görmediğiniz bir arkadaşınız ya da bir yakınınız gelir...50-60 metre sonra onu karşınızda görürüsünüz ve "dersiniz ki biraz önce seni düşünüyordum"...Böyle olayları belki sizde yaşamışsınızdır...Bu da, birbirine yakın insanların bu yakınlık sebebiyle paylaştıkları elektromanyetik dalgalarının birbiri ile karşılaşmasından olur...Amma derin düşündüm değil mi?:)) Selamlar.  06.04.2015 15:27
 

Ölümden öncesini ne kadar biliyorsunuz ki ölümden sonrasını merak ediyorsunuz? Selamlar

Matilla 
 04.04.2015 13:39
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey...Ölüm öncesini biliyorum. Ölüm öncesi yaşadığım süredir; ondan öncesi de "portakalda vitamindim"(Not; bunu bilmiyorsanız; bilmiyorum deyin, hemen yazayım)... Ölüm sonrasını bilmiyorum; ama hiç de merak etmiyorum. Çünkü insan ve kainatın "öncesiz ve sonrasız" olduğuna inanırım...Bunlar hakkında, dinsel ve bilimsel öngörülerin, incir çekirdeğini bile dolduracak derecede olmadığını düşünürüm. Mars gezegeninin biraz daha uzağına giderseniz, en kuvvetli teleskoplarla bile dünyayı göremezsiniz...Biz ve dünyamız, Evren denen bu olguda, bazı gök cisimlerine göre zaten yokuz...Biz yokuz...Yapılacak tek şey, "öncesizlik ve sonrasızlığa" inanıp rahatlamaktır...Selamlar.   04.04.2015 18:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 916
Toplam yorum
: 2414
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1318
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster