Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '10

 
Kategori
Komşuluk
Okunma Sayısı
536
 

Yaşarken saygı, ölürken de saygı olsun...

Yaşarken saygı, ölürken de saygı olsun...
 

İnsana verilen en güzel hediye yaşamak. Çoğumuz bunun farkında bile değiliz. Eğer hiçbir uzvumuz ağrımıyorsa günlük koşuşturma içinde canlı olduğumuzu bile unutuyoruz. Ne zaman rahatsızlansak o zaman diyoruz ki sağlıktan önemli bir şey yok. İyileşince yine hayatın koşuşturması devam ediyor. Hayat kısa diyoruz ama onu güzelleştirmek için pek bir çaba göstermiyoruz. Çalışanlar akşam eve zor düşüyorlar. Hele de büyük şehirde ise trafik neredeyse 3-4 saatlerini alıyor. Yemek falan derken kalan zamanda ne çocuğuna ne eşine ne de anne babasına vakit kalıyor.

Ülkemizde yaşam her geçen gün daha da zorlaşıyor. Memur kıtkanat geçinmeye çalışırken emeklilerin halini hiç sormayın. İnsanlar birbirine karşı hoşgörülü değil. Eski Türk geleneklerimizden eser kalmadı. Komşuluk ilişkileri yok denecek kadar az. İnsanların birbirine ayırcak bir saniye bile zamanları yok. Bir de yaşam şekilleri farklı ise hiç görüşülmüyor. m sınırımız neredeyse sıfırın altında. Yaşarken hayat böyle çünkü izleyebiliyoruz çevremizde olan biteni. En büyük korkum da öldükten sonra ki tahammülsüzlüktü. Bu sabah okuduğum bir
haberle de bu da gerçek oldu. Şimdi internetten okuduğum haberi paylaşıyorum.
<ı>
2004 yılında Bodrum’un Torba Mahallesi Dıngılbükü Mevkisi’nde villa yaptırarak eşi Kanadalı diplomat Hans Himmelbach ile yerleşen bir çocuk annesi, eski milli atlet ve Türkiye rekortmenlerinden İlknur Kumul Himmelbach (61) , 20 Ekim 2010 günü hayat arkadaşını
kaybetti. Himmelbach çok sevdiği yerde, vasiyeti üzerine müftülük
ve belediyeden izin alınarak Torba Mezarlığı’na defnedildi. Eşinin
de isteği üzerine Müslüman, Hıristiyan gelenekleri birlikte uygulandı. Çağırılan papaz da imam da dua ederek hoşgörü örneği sergilendi. Hans Himmelbach, Müslüman geleneğine uygun olarak kefene sarılıp toprağa verildi. Cenazeye katılan Müslüman ve Hıristiyan çok sayıda seveni, törenin hoşgörü ortamına katkıda bulunduğunu düşünüp dağıldı. Buraya kadar her şey güzel görünüyor değil mi?

Sonrasında insan acılarıyla bile baş başa kalacak sessizliği bile bulamıyor.
Hani derler ya acımı bile yaşayamadım diye. Devamı aynen böyle. <ı>İlknur Kumul Himmelbach, bir hafta sonra belediye memurlarının kapısını çalmasıyla şoke oldu. Bodrum’un önde gelen ailelerinden Dayıoğlu Ailesi’nin mezarlarının yanında olması nedeniyle eşinin mezarının başka yere kaldırılmasının istendiğini duyunca kulaklarına inanamadı. Önce eşinin mezarının nakledilmesine itiraz eden ve 4- 5 kez Bodrum Belediyesi’ne giderek eşinin mezar naklini kabul etmeyen Himmelbach, komşu mezarın yakınlarından ve belediyeden gelen uyarılara dayanamayıp, mezarın nakline razı oldu. Himmelbach’ın cesedi bulunduğu yerden çıkarılıp 20 metre daha ileriye, mezarlığın henüz gömü yapılmayan köşesine nakledildi. Tüm bu olanlara eşi çok üzüldü. İlknur Kumul Himmelbach yaşadıklarını şöyle anlattı: <ı>“Altı yıl önce buraya yerleştik. Eşimin cenazesinin komşu mezarın sahipleri istemiyorlar diye mezarlığın bir köşesine konulmasını hazmedemiyorum. Yapılan ülkeme ve ülkemin insanlarına yakışmıyor, yaşadığım şok yüzünden uykularım kaçtı. Bodrum’da ve ülkemde böyle bir olay yaşanacağını 30 yıl önce söyleselerdi inanmazdım. Bu uygulamanın çağdışı bir görüş olduğuna inanıyorum. Eşim bunları hiç hak etmedi, beni mutlu etmek için Türkiye’ye yerleşmişti.

Mezarlığın kaldırılmasını isteyen kişi, mezarın akrabalarının başucuna defnedildiğini, tüm dünyada farklı inançları olanlara aynı mezarlık içinde dahi olsa birer yer ayrılır, duvar veya telle çevrilir. Bu ibadete ve inanca saygıdır. Biz müslüman duası yaparken aynı anda hıristiyan mezarının yanında bulunmasının doğru olmadığını düşünerek buna itiraz ettik demiş. Ben ölünce insanların aynı yere gideceğine inanan biriyim. Şimdi biz mezarlıkta dua ederken yandaki hiristiyan ona gitsin yada gitmesin kaygısını mı duyacağız. Allah bir tane. Bana göre onun katında bütün insanlar birdir.. Yaşarken tüm alanları birlikte paylaştımız bir vatandaşla öldükten sonra 2 metre toprağı paylaşamamak çok garip geldi bana. Dedim ya çok tahammülsüz bir millet olduk çıktık. İstiyoruz ki dünya da tek bir renk olsun. Osmanlı imparatorluğu koskoca ülkelerde gayri müslümlere hep saygı duymuş bizler 3-5 kişiye saygı duyamıyoruz. Sabah sabah çok üzüldüm bu olaya. Sizlerle paylaşayım dedim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 871
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

43 yaşında evli 2 çocuk annesi Elektronik mühendisiyim. Fotoğraf çekmeyi ve örgü örmeyi çocukları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster