Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
77
 

Yaşasın bugün Cumartesi ( 17 Mayıs 2014)

Yaşasın bugün Cumartesi ( 17 Mayıs 2014)
 

Merhaba
Bugün sadece İstanbul’un değil, koca Türkiye’nin havası kötü. Moraller sıfır! Soma’da ölen işçi kardeşlerimizin ailelerine sabırlar diliyorum. Acımızı tarif yok! Ama hayat devam ediyor ve Cumartesi yazım yazılmalı.
Çocukluğumdan beri en sevdiğim gün olan Cumartesileri her zaman “yaşasın” diye karşılardım.
O yüzden bu köşenin adı “yaşasın bugün Cumartesi” olacak. İçeriği bazen karanlık konulara değinse bile benim amacım genelde, umutları hiç tüketmemek! Fakat bugün, üç gündür içinde bulunduğumuz kabus saatler ve gerginlikler yüzünden hiç neşemiz yok. Neşe denilen şey bir zaman sonra yerine gelir ancak giden insancıklarımız geri gelmez. İşte o noktada hepimizin ciğeri dağlandı.

Konuya geçiş yapmak için çocukluğumdan bir anımı anlatarak söze başlayacağım. Bir cumartesi günü bizde mevlit vardı. Bütün aile büyüklerimiz bizim başımıza bir eşarp geçirip, bir kenarda huşu içinde, önce kuranın okunmasını, sonrada ilahileri dinlememizi umdular.
Ancak umdukları gibi çıkmadık! Biraz koşturduk, biraz gülüştük falan. Biz yine eğlencemize baktık ama büyükler bundan memnun olmadılar. Hele annem rezil olmuştu sanki!

En son “la ilahe illallah!” diye bütün kadınlar yüzlerce kere söylemeye başladılar. O kadar ciddilerdi ki, bize sıkıntı bastı. Üstelik ritmi, en sevdiğim çizgi film olan “Vikingler”in kayıkta kürek çekerken hep bir ağızdan söyledikleri “haydi yallah hop hop hop” ritmiyle aynıydı. Ben bunu dayımın kızının kulağına fısıldadım. O da benzetti ve ikimizde içimizden onu söylemeye başladık. Tüm büyükler ciddiydi, bizse kayık çeker gibi yaparak eğleniyorduk. Gülmeye başladık. Tabii hemen mutfağa gönderildik. Orası nispeten daha eğlenceliydi. Yiyecekler falan vardı ve biz bu cezadan memnun olduk.

Fakat daha sonra genel kalabalık gittikten sonra birkaç yaşlı teyze bizim günah işlediğimizi söylediler. Münkirle menkiri ilk o gün öğrenmiştim. Mezarda başımıza gelecekler ve bizi sorguya çekeceklerdi. “Onu niye yaptın bunu niye yaptın” diye kafamıza kafamıza vuracaklardı. Üzdüğümüz her insan karanlık dehlizlerde kabus olup karşımıza çıkacaklardı.

Sonra bu dünyada kılmadığımız namazlar için mezarın içinde kızgın küllerin üstünde namaz kılacaktık ve bu kıyamete kadar sürecekti. Ayrıca giydiğimiz kısacık minicik etekler yüzünden bacaklarımız cayır cayır yanacaktı. Takmadığımız eşarp yüzünden saçımızın her bir teli yılan olup bizi boğacaktı.

Yani biz zaten ölüme akıl erdiremezken hepten aklımızı uçurup, sadece öbür dünyayı düşünerek korku içinde yaşamamızı ve bu sayede dünyayı ıskalamamızı sağladılar. Tabii bir müddet!

Her neyse aklı olan gerçeği araştırır ve er geç ona ulaşır.
Ülkemizin şu günlerde dindar bir yapılanma sürecine girmesi ve bunu bizzat yönetim kadrosunun önemsemesi beni çok düşündürüyor. Halkımız birer birer bu konuda eğitiliyor. Özellikle Cuma hutbelerinde! Erkek erkeğe muhabbetlerde kadını baştan sona örtülere saracak, korkulara bulayacak sürüyle yaptırımlar için uğraşılıyor.

İyi de onlar akça pakça mı? Harama bulaşıp bunu halka helal göstermeleri bir yana ölen bir tek genç için bile uykularının kaçması gerekirken, suç sadece “kader”in oldu.
Düşünüyorum da Soma’da devletin, şirketin ve yetkililerin ihmali yüzünden ölen o insancıklar geceleri kabus olup hepsinin başına çökseler ne iyi olur. Hiç bir resmi sorumluluğum olmamasına rağmen ben bile uyuyamıyorsam, onlar nasıl uyuyor?
Bende amma safım dimi.. Nelerden umut eder oldum. Tabii başka çaremiz mi var. Yaşayan herkesin üzerine ölü toprağı serpilmişse, ölülerden medet ummak, biz Müslümanların işi!

Daha mutlu cumartesiler umuduyla, 19 Mayıs Atatürk'ü anma, Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun!
 

 

Berrin AKSU

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 262
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 473
Kayıt tarihi
: 18.12.10
 
 

Üniversite mezunuyum. Dekoratörüm. Yazmayı çok seviyorum. 200 kadar şiirim var. Sinema ve tiyatro..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster