Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '20

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
23
 

Yaşasın Cumhuriyet Bayramı

Dedem Priştina'dan yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne göçtüğünde henüz 15 yaşındaymış. Hacıydı benim dedem, bembeyaz sakalları, nurlu bir yüzü vardı. 
Hayatıyla ilgili iki şeyi anlatırken çok heyecanlanır, gözlerinin içi gülerdi. Atatürk ve Kabe. Her ikisi de muazzam deneyimlerdi onun için. 
 
Atatürk'ü ilk kez gördüğü zaman...
Bir araba ile halkı selamlayarak geçerken onu uzaktan görüşü!. Öyle bir anlatmıştı ki ben Almanya'dan yeni dönmüş ve henüz ilkokuldayken...
Vay be demiştim!!... Nasıl bir insanmış bu?.O dönemin içine girmiştim tasvirinden. Merak edip araştırmaya, öğrenmeye başlamıştım. Ve sonrasında onunla ilgili, yaptıkalrı ile ilgili çok okudum.
 
O yıl ilk kez Türkiye'de okula gittiğimde, 10 Kasım'da siyah önlüğüme beyaz yakayı taktırmamıştı annem. Çünkü onun çocukluğunda da öyleydi. Atamızın gözlerini hayata yumduğu gün renk olmazdı üstümüzde, siyah kalırdık. Öyle görmüştü. Okula gittiğimde bütün okul öyleydi. Kaybımızı idrak etmiştim, yıllar azaltmıyordu gidişinin üzüntüsünü. 
 
Annem çok gururluydu hatırlıyorum. Artık memleketimizdeydik ve bize Türk gibi yaşamayı, öğrendiklerini öğretiyordu. Andımızı okumuştum okulda çok sonra, fena mutlu olmuştum. Her çocuk isterdi tüm okula, arkadaşlarına karşı bağıra bağıra son ses okumayı. Bende başarmıştım.
 
Atatürk sevgisi bize kuşaktan kuşağa, genlerden en önemlisi kalplerden geçiyordu.
Dedemden başlayarak.
 
Ve benim dedem hacı olmayı ve Kabe'yi çok sevmişti. Her hacı gibi tekrar görebilmek umudundaydı.
Dindar ve Atatürk'çüydü. En sağlamından. Onun gurur ve mutluluğuydu bu iki konu. Birini diğerinden ayırmaz, diğerinin üstüne koymazdı. Yan yana, kolkolaydı tüm güzellikler. 
 
Çocukluğunda savaş görmüş yokluk görmüş, aile ve topraklarını geride bırakarak göç etmiş, barışı Mustafa Kemal ATATÜRK ile tatmış, ÖZGÜR bir Türk olarak dini vecibelerini yerine getirmişti. 
 
Atatürk'ün bize verdiği özgürlüklerin, hediyelerin en büyüğü ise kuşkusuz Cumhuriyet'in ilanı idi.
Padişahın yerine geçebilecekken yönetime kadını, erkeği tüm bir ulusu dahil etmek ancak onun vizyonunun bir parçası olabilirdi.
Henüz kadının adı yokken üstelik. Bir kadın bir Türk kadını olarak minnetimi ifade edebilir miyim bilmiyorum, çünkü o kadar büyük ki ona olan teşekkürüm.
 
Cumhuriyet'imizin ilanının bu 97. yılında hep birlikte haykıralım o zaman : Ne mutlu Türküm diyene.
Bütün binaları, balkon ve pencereleri kıpkırmızı Bayrağımız ile donatalım. Bu Bayram bizim, hepimizin, sonsuza dek, sevgi ve minnetle..
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 798
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster