Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1494
 

Yaşasın ideolojilerin kardeşliği…

Yaşasın ideolojilerin kardeşliği…
 

Zor iştir siyaset, çok hassas dengeler üzerine kuruludur çünkü. Hassas bir teraziye benzetebiliriz onu. Kefelerden birisinde ki ufak bir fark bütün dengeyi bozacaktır. Hatta bırakın farkı, ağırlıklardan birisini birkaç santim yana kaydırmak bile alt üst edebilir bütün dengeyi. Teraziyle bile tespit edilemeyecek bir hassasiyettir bu. Ağırlığın hangi kefede olduğu kadar, kefede ki konumu da önemlidir yani. Bu yüzden bir tahterevalliye benzetmek çok daha doğru olacaktır belki de siyaseti. Tam biri başlarken düşmeye, bir diğeri yükselir siyasetteki gibi. Yükselişler coşkulu düşüşler çok daha serttir ve zaman zaman acı verir.

Siyaset gibi karmaşık bir olguyu bir tek tahterevalli ile açıklayabilmek mümkün değil elbette. Tahterevalli de inen ve yükselenler birbirinin karşıtıdır. Mesela sağda ki inerken solda ki yükselir, ya da tam tersi. Siyasette ise inenin de, çıkanın da aynı tarafta olması mümkündür. Sonra çok daha kaygan bir zeminde yapılır siyaset. Yer değiştirir ağırlıklar. Ancak ne kadar bozulursa bozulsun, tekrar yeni dengeler kurulacaktır. Hangi noktaya kaydırsanız ağırlıkları sonuç değişmez. Ülkenin dengesi bozulabilir belki, siyasetin dengesi bozulmaz. Çünkü oyun değildir siyaset; çok ciddi iştir.

Siyaset yeni dengeler kurmayı başarsa da, ülkenin dengesinin bozulduğu bir süreçten geçiyor Türkiye. 12 Eylül’ün hışmına uğrayarak iyice hırpalanan sol, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından kaynaklanan bir ideolojik boşluğun içine de yuvarlanmıştı. Liberalizmin çok sesli korosu, artık sağ-sol kalmadığını muştuluyor, solsuz bir dünyanın çok sıkıcı olacağını söyleyerek dalgasını geçiyordu. Ancak siyaset, çok kaygan bir zemin de yapılıyordu. Böyle bir dönemde CHP’yi ele geçiren Baykal, merkez sağın oylarına göz dikecek ve usulca merkez sağa doğru kayıverecekti.

Liberal yorumcuların öngördüğü gibi; merkezin solu bomboş kalmış, sağında ise bunaltıcı bir yoğunluk yaşanıyordu. Sağın en solunda ki Baykal nefeslenmek için sola geçip dönse de zaman zaman, liberal partiler kaygan zemin rağmen kıpırdayacak bir boşluk bulamıyor, gittikçe durağanlaşıyor, hızla tükeniyorlardı. Solsuz bir Türkiye liberaller için yalnız sıkıcı değil, yıkıcı da olacaktı.

Bu dönemde, aşırı sağda yer alan partilerin üzerine de büyük yükler binmiş, ciddi çalkantılar yaşamışlardı. Liberal partilerin sahneden çekilmesi, nicedir çalkalanan şişenin bir de kapağının açılması demekti. Kapak patlamanın etkisiyle CHP’nin boşalttığı alana düşerken, şişenin içindekiler, liberallerin çekilmesinden doğan boşluğa saçılacaktı.

Siyaset, bir kez daha yeni dengeler kurmayı başarmıştı. Hiçbir partinin, ayaklarını kendi doğal tabanı üzerine basmadığı, sıradışı bir süreç yaşamaya başladı Türkiye. Sağa yaslanmış bir CHP, geleneksel kalelerini kaybederek büyüyen MHP ve anormal bir fiziki duruş sergileyerek, muhafazakarlıktan liberalizme, liberalizmden sosyal demokrasiye uzanan, ince uzun bir AKP. Siyasetin ürettiği bu yeni dengenin bedeli ise ülkenin tüm dengelerinin alt üst olması idi. Sosyal devlet çökmüş, üretim dibe vurmuştu. İçinde üretime yer olmayan bu dengenin finansmanı ise dış borçlanma ve fiziki varlıkların satışı ile mümkündü.

Bu süreci anlatmamızın sebebi, CHP’de yaşanan lider değişikliği sonrası, siyasetin kaygan zemininde yeni bir hareketlenme ve yeni dengeler bekliyor olmamız. Daha yolun başında, üstelik tek aday olarak girdiği CHP kurultayında bu hareketlenmenin işaretlerini verdi yeni genel başkan. CHP, merkezin solunda ki eski arazilerini geri almaya çalışacak gibi görünüyor bu yeni dönemde. AKP cephesinde, başbakandan başlayıp aşağılara doğru uzanan Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler, AKP’nin mesajı aldığını ve bundan duyduğu rahatsızlığı gösteriyor.

Kılıçdaroğlu’nun başarılı olması, siyasetin normalleşmesi anlamına da gelecek. Karşıtlar güçlerini ve hatta varlıklarını yine karşıtlarına borçludurlar. CHP’nin merkez solda gerçek tabanıyla kucaklaşması, merkez sağdaki karşıtını da yaratarak, yeni ve belki de daha sağlıklı bir liberal hareketin doğuşuna önayak olacaktır.

Türkiye geçmişte bu karşıtlıklardan kaynaklanan çok büyük gerilimler yaşadı. Muhtemelen yaşanacak olan bu yeni süreçte ümit ediyorum ki; çekilen acıların ışığı altında, karşıtlarımıza ne kadar ihtiyacımız olduğu anlaşılarak, zaman zaman gerginlikler yaşansa da, bunlara bir çeşit kardeş kavgası olarak bakılacaktır. Hatta CHP’nin merkez solda ki gerçek yerine dönmesi; koşulların zorlamasıyla dine sarılan söz konusu liberal yazarların, içine düştükleri sıkıntıdan sıyrılmasını da sağlayacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 73
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1639
Kayıt tarihi
: 29.05.08
 
 

21/12/1966 doğumlu olup Mersin Meslek Yüksek okulu İşletme bölümü mezunuyum. Bir deri firmasında ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster