Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '07

 
Kategori
Arkeoloji
Okunma Sayısı
956
 

Yaşayan dionisos

Yaşayan dionisos
 

Diınisos ve Telete Mozaiği Gaziantep Müze Müdürlüğü Teşhirinde Bulunmaktadır.


Dionysos: Asya, Hindistan kökenli olup İran, Arabistan ve Anadolu’da tapınım gördükten sonra Adalar’a ve Kıta Yunanistan’a geçmiş bir inanç sisteminin sahibidir.[1] 

Dionysos adı Dio, Diu, Div (Tanrı) kökünden türetilmiştir. Nysos eki: Tanrının Yunanistan’a geçmeden önceki tapınım merkezlerinden olan Ege Bölgesindeki Aydın ilimiz sınırları içindeki Nysa dağının adı olup Nysa Tanrısı anlamındadır.[2] 

Dionysos’u konu alan antik kaynaklardan Euripides M.Ö 5 nci yy.’a ait Tragedya adlı eserinde Dionysos’u şu şekilde konuşturmaktadır. “....Tanrılığımdan soyunup insan suretine girdim... Ben Lydia’nın altın ovalarından geliyorum. İran’ın güneşten kavrulan kırlarını, Baktriya’nın (Afganistan ve civarı)[3] uzun surlarını Çin seddi), saadet diyarı Arabistan’ı..... dolaştım. Şimdi kendimi Helen’lere tanıtmak istiyorum....”[4] 

Dionysos’un Yunanistan’ın Thebai kentinde tapınım görmesi üzerine Thebaili Pentheus şöyle der: “Yabancı bir sihirbazdan söz ediyorlar. Lydia’dan gelmiş, kokulu saçları, sarı perçemleri, mor yanakları varmış; siyah gözlerinde Afrodit’in sihri parlıyormuş.”[5] 

Dionysos Yunan Panteonunda (inancı simgeleyen tanrılar topluluğu içinde) doğa tanrısı olup, baharla beraber doğanın uyanışını, doğadaki coşkuyu ve bu coşkuya ermeyi simgelemektedir. Bu bağlamda Dionysos inancı ve bu inançta adı geçen önemli kavramların açıklanması gerekmektedir. 

İnsan oğlu varlık sahnesinde rol aldığından bugüne varlığı irdelemiş ve bu işleyişin bir mimarı olmalı yargısına vararak bir yaratıcı aramıştır. Bu arayış halen devam etmektedir. Bu arayış içinde insanlar inanç sistemleri içinde toplumlaşarak tüm değer yargılarını dilden kulağa aktararak günümüze ulaştırmışlardır[6]. İnsanların yerleşik düzene geçişi ile birlikte bu inanç kurumsallaşarak kendi içerisinde sınıflaşmıştır. İnsanlar da bu sınıflara uyarak toplumsallaşmıştır. Her toplum bu süreci yaşamıştır, yaşamaktadır. Bu süreç bazı toplumlarda erken başlarken bazılarında geç başlamıştır. Bu süreci etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Günümüzde bu farklılıklar iletişim ve ulaşım araçlarının artması ile birlikte ortadan kalkmaya başlamıştır. 

İnsanoğlunun yerleşik düzeye geçerek uygarlıklar kurma sürecinin Ortadoğu’da başladığı varsayılmaktadır. Mezopotamya, Mısır ve Anadolu’da kurulan bu uygarlıklar inançların gelişmesine merkezlik etmiştir. Bu merkezlerde yaşayan insanlar inançlarını karşılıklı etkileşimlerle işleyerek kendi kimlikleri ile özdeşleştirmişlerdir. Dionysos’da M.Ö 750 li yıllarla birlikte Anadolu’da koloni şehirleri kurmaya başlayan ve takip eden süreçte klasik çağ dünyasını yaratan Yunan’lıların kendi inançlarıyla özdeşleştirdikleri bir baş tanrıdır. 

İnsanoğlu tekrarlar girdabında, ürettiği maddi manevi her değer ile iç içe yaşamaktadır. Bu değerleri bir bütün olarak kendisi temsil ettiğinden ve bu değerlerin içinde, iç içe olduğundan, çok yakınlıktan bu değerler görülmemekte, yapılan işler de alışkanlık kazandığından kıymet bilinmemektedir.[7] 

Dionysos, öğretisinde bu girdaptan kurtuluşun yolunu göstermiştir. Bu yol aşktır. Aşk; insanlarda kendi alışageldik değer yargıları ile değerlendirildiğinden yapıcı iksir gücünü gösterememektedir. Bunun için Dionysos aşkı doğada göstermiştir. Bahar ile birlikte doğanın yeniden dirilişinin ve bu dirilişte rol alan canlıların coşkuyla rollerini oynamaları gösterilerek insanın da sorumluluklarını ve yaşamını aynı coşku ile devam ettirmesi gerektiğini salık vermektedir. Bu coşkunluk insanın gençlik evresinde kendisi göstermekle birlikte bu evre güdüsel, hayvansal olduğundan devamı getirilememektedir. Ancak kutsal, ilahsal bir düşünce çekiminde bu coşkunluk fark edilerek yaşanmakta, yaşatılmaktadır. Bu nedenle ilk çağ düşünce yapısı içinde Dionysos öğretisini ilke edinenler doğayı taklit etme ve doğayı anlama yönüne gitmişlerdir. Benzer inançlar incelendiğinde yukarıda anlatılan Dionysos öğretisinin farklı kültürlerde ve inançlarda varlığı anlaşılacaktır. 

Dionysos ayinlerinde rol alan kişiler: 

Mainad’lar: Dilimizde Menat diye telaffuz edilen bu kelime Yunanca “mainomai” kelimesinden türetilmiş olup anlamı doğanın sırlarına erdiren güç demektir.[8] Bu güce eren – erdiren kişilere Mainad denmektedir. Menatlar’ın cinsiyeti konusu kavram olarak bir ayırma mümkün olmazken Yunan Tregadyasında ellerinde ucunda çam kozalağı takılı değnek taşıyan, ceylan postuna sarılan, başlarında çelenk takılı, kırlarda gezen kızlar olarak tanımlanmaktadır.[9] Tanım, elinde uzun asası ile rüyalarımıza giren, köy köy gezen ak sakallı dedeyi hatırlatmıyor mu? 

Bakha’lar: Dionysos ayinlerinde yer alanlara denmektedir. Bakha adı Yunanca “iakhe” çığlık kökünden türetilmiş olup çığlık atanlar demektir. Bu törene ve törene katılanlara da Bakhus, Bakhalar denmiştir.[10] Törenlerde doğa kutsandığından ve taklit edildiğinden doğal yankılanmalar dile getirilmektedir. Böylelikle “Nysa Tanrısı Dionysos” Bakhus adını almaktadır. şarabın insana geçici bir coşku verdiği ve özgürleştirdiği bilindiğinden şarap içerek özgürleşme inancı klasik çağda Dionysos inancında yer almıştır. Roma Döneminde ise Dionysos, Bacchus diye anılmaya başlanmıştır.[11] Sokaklarda gece yarısı nara atarak dolaşan sarhoşlar olarak içimizde mi yaşıyorlar? 

Satyr’ler: Dionysos ayinlerinde yer alan Satyrler doğayı simgeleyen cinler olarak ifade edilmektedir. Belden üstü insan, belden aşağısı at ya da teke biçiminde resmedilen bu varlıklar kırda gezer menatların ve nymphelerin (su perileri) peşinde koşar rolü verilmiştir.[12] Yapılan arkeolojik kazılarda böyle bir anatomi ile karşılaşılmamış, karşılaşılması da düşünülmemektedir. Satyrler ile ilgili bu tasvir simgesel olup hayvansal, güdüsel düşüncelerden arınmamış Dionysos inancına sahip gençler olarak kavradığımızda bu tasvirin Satyrlerin işlevlerine uygun olduğu gözükecektir. 

Silenos’lar: Satyrlerin kocamışlarına “Silen” denmektedir. Dionysos’u yetiştirenin Silenler olduğu söylenir. Yassı burunlu, çirkin ihtiyar, hep eşek üstünde ve hep sarhoş olduğu için eşeğinden ikide bir düşen koca karınlı bir adam olarak canlandırılır. Ama öyle akıllı ve bilgedir ki insanlar hayat sırlarını onun ağzından almaya can atarlar.[13] Ne dersiniz Nasrettin Hoca’yı mı anlatıyor yoksa Bektaşi Babasını mı? 

Zeugma kazılarında Dionysos betimli birçok mozaik ortaya çıkmıştır. Bu mozaiklerden bölgede aktif bir Dionysos kültürünün yaşadığı anlaşılmaktadır. Bunun nedeni Dionysos’un günlük yaşamın içerisinde olmasıdır. Günümüzde dahi sergilenen keçi postuna bürünmüş oyuncuların Nevruz şenliklerindeki gösterileri, tiyatrolar, bunun açık örneklerindendir. Bu mozaiklerin biri de Dionysos Telete ve Skirtos’un bir arada gösterildiği “Yaşayan Dionysos” mozaiğidir. 

Mozaiğin Tanımı: 

Mozaik, Gaziantep Müzesi Başkanlığında, Zeugma Örenyeri 2000 yılı Müze Kurtarma Kazısında, Poseidon Villası diye adlandırılan binanın B1 odası zemininden kurtarılarak Müzeye getirilip restore edilerek teşhire açılmıştır.[14] 

Mozaik pano: 144 x 144 cm ebatlarında, kare bir çerçeve içinde ortada başı tanrısallığı ifade eden haleli Dionysos ayakta ve üreme organına kadar kısmı çıplak şekilde, solunda “CKIPTOC” Skirtos adlı bir genç erkek, sağında ise ”?Telete” adlı bir genç kız ile birlikte resmedilmiştir. Tanrı figür olarak efemenik bir görünümdedir. Tanrı sol kolu ile genç erkeğe sarılarak sahiplik göstermektedir. 

Skirtos adlı genç belinde benekli hayvan postu sarılı, sol omuzundan bir şal sarkar şekilde, sol eli havada ve sağındaki genç kıza bakıp el sallar şekilde tasvir edilmiştir. 

Telete adlı genç kız ise giysili, ürkek bir tavırla kaçamak olarak genç erkeğe bakar şekilde tasvir edilmiştir. 

Skirtos adının anlamı konusunda yazılı kaynaklarda bir açıklamaya rastlanılmamıştır. Bunun üzerine adın fonksiyonel anlamı üzerine düşünülmüş ve adın kaynağının Arapça’da kullanılan “sekran” inandığı bir şeyin cazibesinde olma kelimesiyle ve “Şakirt” ilimizde kullanım şekliyle “şaert – çırak” ve Azerbaycan’da kullanım şekli olan ve dilimizce de bilinen “Şakirt” bir öğretisi olan hocaya[15] – şeyhe talebelik eden genç, mürid anlamlarını çağrıştırmıştır. Bu etkileşimin doğu batı veya batı doğu yönlü olması gerek mozaik panodaki konumu gerekse anlamı açısından bir olumsuzluk getirmemektedir. 

Bu isim Dionysos inancı ile birlikte değerlendirildiğinde: Doğanın uyanışı olan baharla nasıl her şey coşuyorsa insanın uyanışı, baharı olan ergenlikte de insan duygularının coştuğu, bu coşkunluğun güdüsel – hayatsal olduğu bu nedenle genç erkeğin üreme organlarının hayvan postu ile örtülü olduğu. Bu hayvansallıktan kurtulmanın yolunun ise Tanrısal bakış açısı olan evrensellikte olduğu yargısı çıkmaktadır. 

Dionysos’un sağında bulunan adlı kızın adı olarak algılanan Telete yazısı’nın anlamı eski Yunanca’da toprak anlamında olup bugünkü Arapça’da kullanılan “Telate”nin de bu anlamda kullanıldığı düşünülmektedir. Bunun dilimizdeki karşılığı “üçüncü”dür. 4 asıl unsurdan (hava, su, toprak, ateş) üçüncüsü. Bu bağlamda Dionysos Mozaiği şu şekilde bir anlam kazanmaktadır. 

Tanrı Dionysos evrensel varlığı temsil eden özdür. Bu öz artı ve eksi, erkek ve dişi adlı iki kalıp sayesinde vücut bularak varlık sahnesinde gözükmektedir. 

Tanrı Dionysos ile Skirtos arasındaki yaşamsal devamlılığı gösteren gençlik sıçraması gösterilmektedir. Bu sıçrama varlık nasıl ki her baharda yeniden yapılanıyor insan da aynı yöntemle yapılanmaktadır. Bu idrak seviyesi ise gençlik duygularından arınma çağındaki yetişkin erkekte kendini göstermektedir. Bu yapılanmanın görünen iki ucu erkek ve dişidir. Halkımız arasında bu felsefe “tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar” ikilemi döngüsü olarak bilinmektedir. Ancak insan aklı isme ve resme bağlı olarak mantık yürüttüğünden varlığın 3 boyutu ve birliği algılanamamaktadır. Bunu algılamanın yolu ise kişisellikten soyunarak evrenselleşmektir. Evrensel olma dünya memleketlisi olma demek değildir. Büyük öğretiler bunun yolunu anlatmaktadırlar. 

Mevcut dinler incelendiğinde, Hıristiyanlıktaki “Teslis” Baba, Oğul, Kutsal Ruh üçlemi ile Müslümanlıktaki Allah, Muhammed, Ali inancı mozaikte işlenen bu konu ile birlik içinde olduğu anlaşılacaktır. Bu bilgiler tarihin karanlık kadavra sayfalarından arındırıp özümsenip yaşanması halinde kendimizde hayat bulacağına inanıyorum. Yoksa bu yazımız da önceki yazılan ve söylenenler gibi mitoloji, masal olarak okunmaya devam edilecektir. 

Kendi yaşantımızdan, kendi kültürümüzden emsal alırsak evimizin duvarına astığımız bir kilim veya resim, büfemize koyduğumuz inancımızı temsil eden bir biblo, sandığımızın veya sehpamızın üzerine serdiğimiz danteldeki motifler neyse o gün yapılan mozaiğin de dönem inancını ve yaşam tarzını ifade eden yansımalar olduğunu düşünüyorum. Yoksa yüzlerce yıl önce olmuş bitmiş bir olayın sözünü insanlar neden dudaktan kulağa aktara aktara devam ettirsinler. Bu motif ve figürleri canlandırmak bize bırakılmıştır. 

Tanrı Dionysos’un Euprites’in Tragedyasındaki kendi kendini tanıtım sözleri olan “Tanrılığımdan soyunup insan suretine girdim” söylemi ile Yunus Emre’nin ve benzeri düşünce sahiplerinin “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm”[16] söylemi Dionysos’un farklı dönem ve kültürlerdeki versiyonları mı? 

Hacı Bektaşi Veli portrelerinde gözüken Hacı Bektaşı Veli ve iki yanında kolları altındaki aslan ve geyik görünümlü figürler ile mozaiğimiz aynı temayı işlemiyor mu? Ne dersiniz içinde bulunduğumuz bahar mevsiminde Dionysos hala içimizde yaşayarak bizleri tanrısal coşkunluğuna davet etmiyor mu? Gaziantep, Mart 2005 


 


* Ahmet BEYAZLAR, Arkeolog, Gaziantep müze Müdürlüğü 

[1] Mitoloji Sözlüğü, A.Erhat, İstanbul 

[2] age 

[3] Tarih Atlası, F.R.Unat, İstanbul 

[4] Mitoloji Sözlüğü, A.Erhat, İstanbul 

[5] age 

[6] Yüzyılların Gerçeği ve Mirası, S.Tanilli, İstanbul 1984 

[7] Hüsnüname 2, H. Karaata, Gaziantep 2000 

[8] Mitoloji Sözlüğü, A.Erhat, İstanbul 1989, S. 100…. 

[9] age 

[10] age 

[11] age 

[12] age 

[13] age 

[14] Gaziantep Müze Müdürlüğü Kazı Raporu 

[15] Osmanlıca Türkçe Sözlük, A.Hikmet Par, İstanbul 1984 

[16] Yunus Emre Divanı 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 677
Kayıt tarihi
: 24.12.07
 
 

Anadolu'da var olan, varlığını Anadolu'nun yaşamına vermiş kişiler için var olanlara. Atatürk Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster