Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYPERİ NESLİHAN GÖK

http://blog.milliyet.com.tr/ayperi

10 Şubat '21

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
217
 

Yaşayan Evler!

Aile apartmanında büyüdüm ben. Hani şu bolca çocuk seslerinin duyulduğu, yardımlaşmanın çokça olduğu, kıyafetlerin büyük çocuktan küçüğe miras kaldığı, yemeklerin bayram tadında yendiği, oyuncağa bile ihtiyaç duyulmadan zamanın su gibi akıp geçtiği bir apartman…

Hani bizim çocuklar kuzenlerini görmek için tatili beklerler ya heyecanla, işte biz onu hiç yaşamadık. Biz hep birlikteydik çünkü, beraber büyüdük, çok kavgalarımız oldu yalın ayak evlere kaçıştığımız, anne kurabiyelerimiz vardı ikram ettiğimiz, tadını hiç unutmadığım salçalı ekmeklerimiz, kapısını açmanın bize yasak olduğu misafir odalarımız : ), … güzel günlerimiz,… çocukluğumuz…

Ne güzeldi çocuk olmak! Sokaklarda, bize çizilen sınırlar içinde oynamak. Telefonlar olmadan, tam saatinde buluşmak. ‘Kirlenmek güzeldir ’in anlamını hiç bilmeden çamurdan oyuncaklar yapmak, top oynamak, ip atlamak, en sevdiğimiz oyunlardan biriydi cinci oynamak…

 Oyunda mızıkçılık yapar; birbirimize girerdik, kavgalar bile nasıl eğlenceliydi, küslükler çok uzun sürmezdi. Çok gürültü yaptığımız için bizi mahalleden kovalayan, üzerimize su döken teyzelere karşı hep tek yürektik! Tek kural akşam ezanından önce eve girmekti.

Çocukluğumu düşününce çocuklarıma her geçen yıl daha da üzülüyorum ben. Test kitaplarının başında geçen bir çocukluk. Çöze çöze çözülemeyene doğru giden bir çocukluk! Sokakta oynamayı hiç bilmeyen bir çocukluk!

En azından ‘yaşayan evler’i çok görmesek mi ki çocuklarımıza? Yasaklara hiç olmazsa şu sıralar ara mı versek? Her ne kadar anneler için kabus olsa da biraz dağınık mı kalsak? Çocukluklarını hatırlayan yetişkinler olduklarında, “O dönemleri evlerde nasıl da eğlenerek geçirdik” diyebilmeleri için biraz gayret mi göstersek? Bu günleri lehimize mi çevirsek? Hani biraz çılgınlıklara göz mü yumsak? Ne dersiniz?

Çocukların pahalı oyuncaklara, oyun bilgisayarlarına mı ihtiyaçları var sizce? İstesek dört bir yanımız oyun, her şey oyuncak olamaz mı? Evler de oyun salonlarına çevrilemez mi istersek? Yemek masalarına kurulan tenis kortları, salonlara kurulan çadırların içinde kamp yapıp mumdan kamp ateşleri mi yaksak? Duvarları boydan boya kapladığımız kâğıtlara devasa resimler mi yapsak? Saklambaç mı oynasak, salıncak mı kursak?

Biz bunların hepsini yapıyoruz zaman zaman. Mesela bu hafta da önyargılarımızı yıkmak ve besinlerin tatlarının zannettiğimiz kadar kötü olmadığını anlamak için bir etkinlik yaptık. Küçük kâselere farklı yiyecekler koyarak,  gözleri kapalı tadına bakarak tahmin etme oyunu. Ekşi, tatlı, biraz acı, sıvı, katı, koku tahminleriyle geçen, yine bol kahkaha garantili bir oyun. Mesela yoğurdun tadını bilmeyen kızımla yoğurt mayaladık etkinliğin ardından. Kendi emeği nasıl tatlı geldi, yoğurdunun beğenilmesi nasıl özel hissettirdi anlatamam : )

En büyük zevklerimizden biri de sokağa çıkma saatlerinde sandalyelerimizi, kitaplarımızı alıp kendimizi yeşilliklere atmak.Olmadı en azından yürüyüşe çıkabilirsiniz. Ot, çırpı, yaprak ne varsa toplayın. Evde yapılan etkinliklerde kullanılacak malzemeleri de temin etmiş olursunuz hem. Doğa ilaç gibi gelir onlara. Enerjilerini de atarlar hem.

Ama sakın unutmayın geçen hafta da paylaştığım gibi; her şeye müdahil olmadan, her anlarını doldurmaya çalışmadan bir şeyler yapmaktan bahsediyorum.

Bir bilgeye sormuşlar: “Zehir nedir?” diye. “İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir” demiş. “Fazla güç, fazla dinlemek, fazla yiyecek, fazla ihtiras, fazla korku, fazla sakinlik, fazla öfke, fazla neşe hatta iyi niyet,…”  belki de sevgi… Unutmayın ki her şeyin fazlası zehirdir. Yaşamın özü dengede kalabilmektir! Çocuklarımızı da hep fazlası, daima fazlası diye diye daha fazla zehirlemeyelim. Bırakın her şey dengede kalsın.

Mükemmeli değil mutluluğu arayan, hayatı oyunlardan öğrenen,  mutlu çocuklar yetiştiren, her şeyi dengede yaşayan herkese selam olsun…

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel bir yazı,tebrik ederim.Cocuklugumuzun üzeri şekerli kurabiyeleri geldi gözümün önüne ve çılgınca sürdüğüm bisikletler.. güneşli günlere o zaman;)

Gizem ELMAS 
 11.02.2021 10:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 168
Kayıt tarihi
: 05.01.21
 
 

1981 Salihli doğumluyum. Evli, 2 çocuk annesi bir matematik öğretmeniyim. Doğa gezilerini, 'an'ı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster