Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ocak '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
87
 

Yaşıyor musunuz?

Yaşam varolmak ve varolduğunun bilincinde olmak olarak tarif edilir. Buradaki nüans bilinçtir. Oysa rüyada ya da ayık olduğunuğunuzu bilinç size söyleyemez. Bu durumda yaşıyor olduğumuzun kanıtı bizim hayatta olduğumuzu gözlemleyip söyleyendir. Kuantum mekaniğe göre bu gözlemcinin verisinin doğru olduğunu kanıtlayan diğer gözlemcidir. Peki bu ikinci gözlemcinin hayatta olduğunu kanıtlayan nedir? Üçüncü gözlemci. Üçüncüsünün hayatta olduğunu kanıtlayan dördüncü gözlemci. Bu sarmal sonsuza dek gidemez. Sonuncu gözlemcide biter. Peki o halde sonuncu gözlemcinin hayatta olup olmadığını ve gözleminin doğruluğunu kanıtlayan nedir? Görüldüğü üzere hayatın varolduğunu kanıtlama döngüsü sonuncu gözlemcide çıkmaza girer. 
 
O halde yaşadığınızı ve yaşamın varolduğunu kanıtlayan veri-olgu nedir?
Bilincin bu yeteneğe sahip olmadığını olası olarak iki durumdan biri halinde olabileceğini kanıtladık. Ya uyku halindedir ya da uyanıktır. Bunu bilincin kendisi kanıtlayamaz.
O halde yeniden soralım.
Yaşadığınızı kanıtlayan veri-olgu nedir?
Hayatta olduğunuzu nasıl kanıtlarsınız?
 
Bu duruma ben yaşamsal paradoks diyorum.
 
Uyanık ya da uykuda olduğunuzu ; hayatta ya da ölü olduğunuzu kanıtlayan bir parametre daha olmak zorundadır. Yüzde elli hayatta, yüzde elli ölüyüzdür. İlk yüzde ellinin yüzde ellisi kadar uyanık, yüzde ellisi kadar ise uykudayızdır sonucunu yüzde 100 olarak kanıtlamak için bu özel parametreye gereksinim vardır. İşte bu parametre, size durumuz halkında kanıtlayıcı veriyi üretebilir. Bu parametre içinde bulunduğunuz uzay-zaman denkleminin dışında olmak zorunda ki sizi koşullandıran şartlardan bağımsız olsun.Bu parametre öyle bir durumda olmalı ki aynı döngüsel yapıya bağımlı olmamalı. Verinin doğruluğunu kendi gözlemi ile tanıtlayıp kanıtlayabilir olmalı. 
İşte bu noktada evrensel bir paradoksla karşı karşıya kalıyoruz demektir.
Çünkü evrensel-fiziksel kuralların dışında  ve kendi gözlemini tanıtlayıp kanıtlayabilir bir yapıya sahip olmadığımız gibi bu bilgiye de ulaşabilmiş değiliz. Bilim bu noktada ölçümleyemediğini kendi sınırları içine alamadığından, problem bu noktada çözümsüz kalıyor. 
 
Sonuç olarak, bilimsel perspektifte yaşamı kanıtlayan bir parametreye ya da veriye sahip değiliz anlamı çıkar. Yalnızca elimizde olan x,y,z ve t,e değerlerinin ölçümleri ile sınırlı kalmakta. Eğer yaşamsal paradoksa geri dönecek olursak; bu ölçümleri kanıtlayacak bir parametreye de sahip olmadığımızı söylemek zorundayım. Boyutların boyutlar olduğunu, zamanın bir fonksiyon olarak aktığını ve enerjinin varlığını kanıtlayacak; evrensel paradokstan etkilenmeyen bir veri ya da olguya sahip değiliz. Basit bir örnek verecek olursak; gözlerimizin gördüğü renklerin varolduklarını ya da gördüğümüzü (ölçümlediğimizi) varsaydığımız tayfta olduğunu kanıtlama şansına sahip değiliz.
 
Bugünkü bilgimizle, yaşamın bir varsayımdan ibaret olduğunu kabul etmekten başka bir yolumuz yoktur. Belki halen rüya görüyorumdur...
 
http://seslenisler.blogspot.com.tr/
 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 41
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1582
Kayıt tarihi
: 04.08.10
 
 

Gökyüzünüz mavi, aklınız bilimle olsun. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster