Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
605
 

Yaşlandık ama akıllanamadık

Yaşlandık ama akıllanamadık
 

Geniş hayallerin kurulduğu eski dostlar bir arada.


 

 

Hatırlar mısınız, bir zamanlar dillerden düşmeyen bir şarkı  vardı; “ Neydi O günler “ (*) Eski bir tavernada kadehler elde, geleceğe dair büyük hayalleri olan, kendi seçtikleri hayatları yaşamaya kararlı ve kendinden emin gençlerin coşkusunu anlatır. Sonra, uzun soluklu yıllar, hızla geçip gider, hayat yollarında yıldızlı ideallerinden uzaklaşmış öylesine, sıradan bir hayatın parçası olmuşlardır. Hiç bitmeyeceğini sandıkları günler tükenmiştir.

Bu adeta gizemli bir sözdür, “hiç bitmeyeceğini sanmak”. Oysa, gerçek öyle mi ya? Zaman sanki insanlığa küskün, yıllar dolu dizgin bir biri ardına geçip gidiyor. Hayaller bitmiyor belki ama, hep erteleniyor. Bazen, çok yaklaşmış hissediyorsunuz kendinizi hayallerinize, elinizi uzatsanız tutacakmış gibi, ama işte hayat  böyle bir şey, bazen  size izin vermiyorRüzgar bazen beklenmedik yönlerden esiyor, bir bakıyorsunuz öncelikleriniz değişivermiş. Neyse, şimdi bunları halledelim, nasıl olsa bir fırsatını bulur, hayallerimin peşinden koşarım diyorsunuz ve öyle de yapıyorsunuz. Zaten, başka şansınız da yok, umutlar içeride hep canlı tutulacak ve siz rüzgarın sürüklediği yöne doğru koşturacaksınız, bıkmadan, usanmadan.

Yine de, insanın doğasında var hep bir mucize beklemek. İçinizdeki hayaller hep aklınızda olarak, içinizde bir melek  sizi geniş kanatlarının altına alıp uçursun diye bekleyeceksiniz bazen. Arada, taverna da kadeh kaldırdığınız dostları anımsayacak, gülümseyeceksiniz, neydi o günler diye iç geçireceksiniz.

Mevsimler gelip geçecek,  aynen şarkıda olduğu gibi, bir gün o dostlardan birine rastlayacaksınız. İkiniz de birbirinize, " yoksa, sen misin? " diye soracaksınız. Büyük bir coşkuyla kucaklaşacak, birbirinizin gülen gözlerinin içine bakarak buruk bir sevinç yaşayacaksınız. Ayrı geçen yılların kısa bir sorgulamasını yapacaksınız muhtemelen. Ve sonra, sıra beklenen sözlere gelecek; neydi o günler ya, ne güzel hayallerimiz vardı, seçtiğimiz hayatı yaşayıp, asla vazgeçmeyecek, bıkmadan, usanmadan devam edecektik, diye karşılıklı itiraflara başlayacaksınız. Ardından, “ dostum, yaşlandık ama akıllanamadık, hayallerimiz aynı, umudumu hiç bir zaman yitirmedim” ,diyeceksiniz. Çünkü bu morale ihtiyacınız var, ikiniz de biliyorsunuz ki, hayaller ölürse siz de ölürsünüz.  Hayallerinizi söndürmeyin, bekleyin, ruhunuzu besleyen umutla bekleyin. Bugüne kadar gelmemiş olsa da, ortalarda hiç görünmese de hep bekleyin.





" En güzel günler henüz yaşamadıklarımız, Nazım Hikmet. "





(*) Neydi o günler, Those were the days. Boris Fomin tarafından bestelenen bir Rus folk şarkısı. Gene Raskin'in İngilizce sözlerle uyarladığı bu şarkıyı, Galli şarkıcı Mary Hopkin söylemiş ve onunla ünlenmiştir.

 



 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 279
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1870
Kayıt tarihi
: 02.07.06
 
 

Yazmak, ufkun da ötesine taşan engin bir serüven gibi gelir bana; ve gençlik yıllarımdan bu yana ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster