Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
587
 

Yaşlanmış gönüllerde yaşlanmayan sevdalar...

Yaşlanmış gönüllerde yaşlanmayan sevdalar...
 

Yıl 1975 önceleri ve sonraları...
Ortaokul, lise çağları, deli dolu yaşların verdiği deli dolu çoşku, sıcacık, içten, sanki olmazsa olmaz dedirten ve yaşamı birleştirmeye kadar giden arkadaşlıklar, ardından birer birer gelen evlilikler, evlerin içine güneş gibi doğan, eşleri birbirine dahada kenetleyen çocuklar. Sonra yaşamın taa içi, mücadeleler, didinmeler...

Bu arada evliliğe varamayan bir ilişki, hoşçakal sen yoluna ben yoluma, olmadı birleşemedik biz birleşemeyiz ve ayrılık. Herkes kendi yolunda. Kız başka bir çevrede başka bir evlilik iki çocuk pek de iç açıcı olmayan bir birlikteliğin girdabında, iki erkek evlat yetiştirmiş bu zaman içinde büyük olan evliliğin eşiğinde parmağında sevda halkası, yanında sevdalısı. 20 yıl sonra olmadı yapamadık, hoşçakal, kendine iyi bak sen yoluna ben yoluma ve veda... Bir son...Erkek beklemiş, yıllarca bıkmadan usanmadan, sabırla kimbilir belki birgün bir kez görürüm diye. Tekrar keşişmiş bir gün yollar, yıllar yıllar sonra, önce gözler kenetlenmiş sonra tekrar yürekler. Bakmışlarki yıllar önce edilen veda yersizmiş sevgi aynı sevgi, bıraktıkları yerde onları beklemiş, zaman üzerini örtmüş sadece ama eritememiş, tüketememiş o sevgiyi, aşkı...

Zaman 2008 20 Aralık...
Beyaz bir elbise giymiş kadın, başında küçük beyaz çiçekler, zaman eskitmiş onu azda olsa ama sanki böyleside çok güzelmiş, biraz mahçup, biraz ürkek, yaprak gibi titreyerek tutmuş kendisine uzanan eli...Erkek mutlu, sanki kadının beyaz elbisesi varsa erkeğin de beyaz güvercinin beyaz kanatları, uçacakmış gibi ayakları yerden kesik, "nasılım yakışmışmı smokin?, yıllardır kendimi bu kıyafetin içinde ve bu masada düşünmemiştim" hiç diyerek bastırmaya çalışıyor yürek seslerini... zamanı gelmiş yaşamı birleştirmenin, buyrun demişler masaya. Kadına, "gelin çiçeğini unutma, dur saçını düzelteyim" diyen bir genç kız, özenle giyinmiş, önemli belliki gelin onun için, çünkü evleneceği adamın annesi o gelin, birlikte girilmiş salona... Meraklı bakışlar arasına."Belediye Başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak" diye söze başlamış memur, gönül rızasıyla hiçbir baskı altında kalmadan eş olarak kabul ediyomusun demiş erkeğe, erkek yürekten gelen pırıl pırıl bir sesle, "26 yıl sonra evet demiş"...

Gönül gözümle gördüğüm bu güzel günün sonunda düşündüm ve dedimki kendi kendime; "yaşam düşündüklerin, hayal ettiklerin değil, yaşarken içinden geçtiklerindir"...

Sevgiyle kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşayamadıklarını yaşadıkların çıkardığında hiç bir şey kalmamasıdır... Sevgimle.

Olgun Ekinci 
 12.01.2010 10:11
 

çok etkileyici, hem hikaye, hemde anlatım, teşekkürler

minikmine 
 22.12.2008 11:34
 

evet gerçektende yaşam yaşamayı düşündüklerin değil, yaşadıklarındır, sanki yaşadım o günü sizinle birlikte, umarım mutlu olurlar yıllar sonra bütünleştirdikleri yaşamda...

minikmine 
 22.12.2008 11:31
 

Yürek sesiyle yaptığınız bu güzel değerlendirme için teşekkür ederim, fakat bu güzel olayı yaşayanlar yıllar önce ayrılıklarına, yıllar sonra da kavuşmalarına tanık olduğum en yakın arkadaşlarım, bu güzel sözlerinizi onlar adına aldım kabul ettim, sevgiyle kalın sizde...

Nuray Ors 
 22.12.2008 11:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 899
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1545
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

Yaşamayı seven, yaşamı dürüst ve içten yaşayan, evi, eşi ve iki yavrusunun annesi... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster