Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '13

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1335
 

Yaşlı Adamın Öyküsü (Bölüm 1)

Yaşlı Adamın Öyküsü (Bölüm 1)
 

Bugün size bir yaşlı adamın öyküsünü anlatacağım. Aslında bu ikili bir öykü demeti. Bir Yaşlı Kadın Öyküsü ve Bir Yaşlı Adam öyküsü. Ama bu sefer bir değişiklik yapıp once yaşlı adamın öyküsünü yazacağım. Zira daha once hep kadın öyküleri yazdım. İlk defa bir erkek öyküsü yazacağım. Umarım başarılı olur.

Şu anda sıcak iklimli bir yerde cırcır böceklerinin sürekli öttüğü büyük bir çam ağacı altında öykümü yazmaya başlıyorum.

Yaşlı adam aslında çok yaşlı değildi. Ama son senede vücudunda gelişen ve kendisinin fark etmediği, belirtilerini de dikkate almadığı rahatsızlığı sebebiyle kısa sürede beyaz sakallı bir dede haline gelmişti. Oysa ki bir yıl öncesine kadar kanlı canlı bir adamdı. Yaşamında karşılaştığı tüm zorlukları başarı ile atlatmasını bilmiş ve etrafındakilere ışığı ile yardımcı olmuştu. Öylesine olumlu bir karektere sahipti ki başına gelen en kötü olayda bile olumlu bir taraf bulmakta usta idi. Gençliğinde çok yakışıklı olduğu yaşlılığında bile anlaşılan adam şehirli köklü bir aileden geliyordu ve zamanının şartlarına gore iyi bir eğitim yapmıştı. Gerçi yaptığı eğitimi bitirememişti ama girdiği işte sebatkarlığı ile başarılı olmuş ve toplumda saygın bir yer kazanmıştı. Kendi gibi çok güzel bir kız sevmiş ve onunla bir çok zorluğa rağmen bir yuva kurmuştu. Birbiri peşi sıra doğan kızları yaşamlarına büyük mutluluk vermişti. Bu mutlu ailenin kaderi genç annenin bir rahatsızlığı sebebiyle birden gölgelenmişti. Gene de genç adam ümitsizliğe kapılmamış eşinin gittikçe ağırlaşan rahatsızlığında ona destek olmuş bu rahatsızlığın etkilerini çocuklarına ve ailesine yansıtmamıştı. Olumlu karekteri burada da kendini göstermiş ve bu zor günlerde hep daha zor şartları düşünerek mutlu olmuştu. Evet eşi rahatsızdı ama yaşıyordu. Yıllarca gözleri görmeyen eşine göz olan , çocuklarına bu olayı yansıtmayan baba, bir gün gelip işini de eşine daha fazla destek olmak amacı ile ikinci plana itmişti. Şimdi onlar beraber gezen bir yaşlı karı koca idi. Görmeyen eşine göz olan, mutluluğu onun mutluluğunda bulan adam bu zor şartlarda, son yıl hastalığının gelişmesini fark bile etmemişti.

Kızları babalarının sağlığındaki olumsuz  değişikliği  fark ediyorlardı ama  yaşıl adam, onların uyarılarına her yaşlı insanda olan duygu ile karşı çıkıyordu. O sağlıklı bir adamdı ve bir şeyi yoktu.

Bir sabah kalktığında kendini çok kötü hissetti, Zaten son günlerde yataktan kalkmakta zorlanıyordu. Oysa ki kalkması ve eşine kahvaltı hazırlaması gerekti. Şiddetle evde bir yardımcı kadın istemiyordu. İmkanları olmasına rağmen eve gelecek bir yardımcının eşi ile aralarındaki mucizevi beraberliği bozacağına inanıyordu. O eşine bakmaktan mutlu oluyordu. Halsizliğini son günlerde geçirdiği yorgunluğa verdi. Vücudu bir takım kötü sinyaller veriyordu bugün. O sırada eve gelen kızı ondaki bu değişikliği fark etti. Kızları evil idiler ve başka evlerde oturuyorlardı. Arasıra onları yoklamaya uğruyorlardı. Bugün de onları yoklamaya uğrayan kızı babasının  durumunu görünce hemen bir sağlık kuruluşuna gitmeleri gerektiğini söyledi. Yaşlı baba gene bir şeyi olmadığını, biraz dinlenirse bunu atlatacağını anlatıp duruyordu. Onu dinlemeyen kızı hemen en yakındaki sağlık kuruluşuna babasını götürmek için arabasını getirdi. Araba ile sağlık kuruluşunun önüne gelen baba hala direniyordu.

Babayı muayene eden ilk doktor hastadakı bulgular karşısında şaşırıp diğer meslekdaşlarını da çağırdı. Bir kaç dakika içinde odaya dolan bir çok doktor hastanın durumunu tartışıyordu. Babasında ufak bir rahatsızlık olduğunu düşünen kız ve baba gördükleri telaş karşısında şok olmuşlardı. Hemen kanlar alındı, tahlile gönderildi ve bir çok tetkik yapıldı.

Yaşlı adamın böbrekleri iflas etmişti, kanındaki üre oranı rekor seviyedeydi. Bir kaç saat içinde Periton diyalize girmezse ölebilirdi. Kız ilk defa duyduğu bu tıbbı deyimler karşısında şaşırmıştı. Baba ise perişan etrafa bakınıyordu. Hemen Hastaneye girişi yapıldı ve acilen Periton diyalize alınmak üzere çalışmalar başlandı. Kız bu olayın ne olduğunu sorduğu uzmanlardan öncelikle 48 saat karından girilerek kandaki tüm ürenin temizleneceğini daha sonra hastanın periyodik diyaliz olayına bağlanacağını öğrendi. Babası bundan sonraki yaşamını diyaliz makinesiyle geçirmek zorunda idi. Ama öncelikle kanındaki rekor seviyedeki ürenin temizlenmesi gerekiyordu.

Periton diyaliz olayının ne kadar zor bir müdahele olduğunu ilgili birime geldikleri zaman öğrendiler. Tamamen steril, yoğun bakım ünitesinde yapılan bu uyarlama için hasta yakınının imza vermesi gerekiyordu. Kızı bu sorumluluğa tek başına nasıl katlanacaktı. Babasına bir şey olursa kardeşi ona ne derdi. Telefon edip kardeşini ve eşlerini hastaneye çağırmak istedi ama hastayı orada bırakıp bir yere gidemezdi. Zaten zaman aleyhlerine çalışıyordu. Babası diyalize girmezse ölebilrdi. Kız ağlayarak önüne konan kağıdı imzaladı. Bir zamanlar onun yaşamını şekillendiren adamın hayatına o karar vermişti şimdi. Babasını ne kadar çok sevdiğini, düşündü ve onun için dua etmeye başladı.

Bir ömür kadar uzun süren 48 saatlik diyaliz süresince babasının başında bekleyen kız  babasının kendini kaybetmiş bir şekilde bir şeyler mırıldandığını duydu. Babası diyaliz sırasında yarı uyur, yarı uyanık İvo Andriç'in 'Drina Köprüsü'adlı kitabını anlatıyordu. Bir ara hastanın başında yorgunluktan içi geçen kız bir genç adamın kendisine çay getirdiğini gördü. Karşı bölmede diyalize giren genç kadının eşi idi bu genç adam. O da eşinin başında bekliyordu. Uyuyan kadını görünce ona acımış ve çay getirmişti. Birbirlerini hiç tanımayan bir kaç insanın yolları bu hastane bölümünde kesişmişti. Aynen kaderleri gibi.

Bu hikayenin sonunu ikinci bölümünde anlatacağım. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizin öykünüzü mesajla bir blogdaşıma Önerdim, sanırım bu bu şekilde önermenin 'İlK'İ OLDU:))

Mehmet Beyazıt ATEŞ 
 31.07.2013 15:41
Cevap :
teşekkür ederim. Saygılar  31.07.2013 16:54
 

Bak daha devamını yazmadın, ama sonu mutlu bitsin ya. bak bu senin elinde, senin kaleminde. Mutlu bitsin ya, nooooolurrr. hatırım için. Yaşlı kadının öyküsünü de beklerim... Ha bakarsın devamını okumam da... İçimde sanki mutsuz bitecek gibi bir sıkıntı oluştu:))

Mehmet Beyazıt ATEŞ 
 31.07.2013 15:39
Cevap :
Sayın Yazarım, yorumunuz için çok teşekkür ederim.Öykümün mutlu bitmesini ben de çok istiyorum. Zira ben de sizin gibi mutlu biten öyküleri seviyorum. Ama nasıl biteceğini henüz bilmiyorum. Zira ikinci bölümü daha yazmadım. Kahramanımız çok olumlu bir adam. Mutlu bitecektir sanırım. Sevgiler.  31.07.2013 16:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 826
Toplam yorum
: 1069
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1039
Kayıt tarihi
: 26.04.11
 
 

Ben emekli bir iktisatçıyım. 21 yıldır bir sanatçı annesiyim. Küçük kızım klasik müziğe eğilim gö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster