Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1052
 

Yaşlı Adamın Tarlası (2 kere oku )

Yaşlı Adamın Tarlası (2 kere oku )
 

Resim Google-Görseller aracılığıyla gercekinsan.com sitesinden alınmıştır.


Bir zamanlar tüm insanların sahip olmak istediği çok verimli bir tarla varmış. Tarlanın sahibi uzun yıllar tarlasını korumuş kollamış. Ekmiş, biçmiş, ailesinin geçimini sağlamış.

Sonra adam yaşlanmaya başlamış. Eskisi gibi tarlasına bakamaz olmuş. Komşularından yardım istemek zorunda kalmış.

Başlarda komşuları tarlayı ekip biçiyorlar, mahsulün yarısını yaşlı adama veriyorlarmış. Gel zaman git zaman adam iyice çökmüş. Adamın bu acizliğinden faydalanmak isteyen komşuları mahsulün tamamını kendilerine almaya başlamışlar. Adamcağız dayanamamış ölüp gitmiş.

Adamın çok çalışkan, güçlü ve cesur bir oğlu varmış. Babasının ona bıraktığı tarlayı kimseye kaptırmaya niyeti yokmuş. Kendisi gibi cesur ve çalışkan bir genç kızla evlenmiş. İkisi birlik olup bütün komşularını tarlalarından kovmuşlar ve yeniden tarlanın tek sahibi olmuşlar.

Genç çift tarlayı eskisi gibi güzel ve verimli hale getirmek için çalışıp durmuşlar. Çiftin bir de üçüz çocukları olmuş. Genç adam tarlayı komşularından geri almak ve yeniden eski haline getirebilmek için çok çalışmış. Vücudu bu yorgunluğa daha fazla dayanamamış ve genç yaşta hayatını kaybetmiş. Tarlasını ve karısını çocuklarına emanet etmiş.

Kadın zorluklar içinde çocuklarını yetiştirmeye çalışıyormuş. Çocuklarına hep babalarını örnek gösterip duruyormuş. Her birinin babaları gibi çalışkan, güçlü ve cesur olmalarını istiyormuş. Çocuklar tıpkı babaları gibi çalışkan, güçlü ve cesur birer delikanlı olmuşlar. Tek farkları çocukların her birinin çok kıskanç olmalarıymış.

Babaları olmadığı için evin bir reisi olması gerektiğini, bu reisi annelerinin seçmesini isteyip duruyorlarmış. Annesi asla çocuklarını birbirinden ayıramazmış. Her zaman onların birlik beraberlik içinde olmasını istermiş. Fakat onların bu ısrarına dayanamamış. Çocuklardan bir tanesini evin reisi olarak seçmiş. Diğer iki kardeş çok kıskanmışlar bu durumu. O günden sonra tarlanın ekilip biçilmesi için yardım etmemeye başlamışlar. Hatta çoğu kez gizli gizli onun ekinlerine zarar bile vermişler. Reis olan çocuk bu duruma daha fazla dayanamamış ve annesine diğer kardeşlerinden birisini seçmesini istemiş. Anne de oğlunun sözünü dinlemiş ve diğer çocuklardan birini evin reisi olarak seçmiş. Yine aynı durum olmuş. Evin yeni reisi olan çocuk da tarlanın işlerini tek başına yapmakta çok zorlanmış. Bu kez anne üçüncü çocuğunu reis olarak seçmiş fakat o da bu duruma dayanamamış.

Doğru düzgün ekilip biçilmeyen o güzel tarla çoraklaşmaya başlamış artık. Anne üç kardeşin birlik olup çalışmalarını salık verse de çocuklar birbirlerine olan kıskançlıkları yüzünden bir türlü buna yanaşmazlarmış. O günden sonra da yarı aç yarı tok yaşamlarını sürdürmeye devam etmişler.

Bu hikâyedeki tarlanın ilk sahibi Osmanlı, tarlayı komşuların elinden kurtaran genç Atatürk, evlendiği genç kız ise halk. Üçüz çocuklar Atatürk’ten sonra gelen bütün siyasiler.

Şimdi bu hikâyeyi tekrar okuyunuz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Apaçık anlatmışsınız durumu, "Ben'den Biz'in daha önemli olduğunu kavrayıp yaşama geçiremediğimiz sürece bu durum değişmez üzgünüm. Paylaşım için elinize sağlık mutlu olun selamlar

Cemile Torun 
 01.07.2012 14:09
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim, haklısınız, sadece devlet hayatında değil kendi hayatımızda da ben'den önce biz diyebilirsek çok daha mutlu olacağımız kesin.saygıyla kalın.   01.07.2012 14:39
 

:)))Günaydın...''evlendiği genç kız ise halk'' mı dediniz...o zaman şeyi ııı...naneyi yiyen ''halk' mı oluyor...uğurlu sayınız ''2'' mi:)))...eyvallah...

nedim üstün 
 01.07.2012 8:57
Cevap :
yıllardır yemiyor mu halk naneyi? saygıyla kalın.uğurlu sayım yok aslında, hepsin aynı mesafedeyim :)  02.07.2012 13:11
 

ben şunu da anladım ( 2 defa okumama gerek yok) 3 kardeş bile bi tarlasına, evine diyeyim ikilik, sokmuşlar, evin dumanını tüttürememişler... yani koskoca ülke yönetiyorsunuz, haliyle demekki bu çok zor... Belki de tek adamlık ya da hilafet kaldırılmamalı, demokrasi bi işe yaramıyor galiba... İsmet İnönü'nün paralardan Atatürk resmini kaldırtması ve tek adam olma statüsünü şimdi anladım. Demek herşey ülke içindi:)) Yorumum bloğunuza zenginlik katsın inş. Benim ki yorumlama ile ilgili. yoksa öykünüz çok güzeldi, verdiği mesajlar gayet açık

İbrahim ARSLAN 
 28.06.2012 9:08
Cevap :
Yorumunuz gerçekten zenginlik kattı.Benim bakış açımın daha ötesinde bir yorum getirmişsiniz, teşekkürler.Tarih sahnesinde varlığından beri monarşiyle yönetilen bir milletin Cumhuriyete bu kadar kolay alışmasını beklemek olmaz zaten.Zamanla değişecektir her şey.  28.06.2012 11:39
 

Benzetmeniz çok mükemmel. Ülkeme uyuyor. Saygılar...

hssensoz 
 27.06.2012 22:41
Cevap :
yorumunuz için teşekkürler.  28.06.2012 0:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 974
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

1987 Rize Hemşin doğumluyum. KTÜ - Sınıf Öğretmenliği mezunuyum. Halen Rize- Kalkandere'de Sı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster