Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
816
 

Yaşlı bir adam

Yaşlı bir adam
 

Yaşlı Bir Adam....


Etrafımıza baktığımızda çeşit çeşit konutlar görürüz. Kimisi devasa boyutta, kimisi ahşap, kimisinde bahçe vardır nefes almaya yarayacak, kimisi gecekondu, kimisi apartman, kimisi villa ve büyük bloklar.

Bir dam, birkaç pencere, eğreti bir kapı, bir baca, belki damı sac, belki de kiremit. Velev ki bir gecekondu, çocukların defterlerine çizdiği ev resimlerine benzer çoğu kez. Önlerinde birkaç çiçek saksısı, içlerinde özenle yetiştirilen birkaç begonya belki de sardunya, duvarları beyaz badanalı, doğadan pek de ayırt edilmeyen eğreti yapılar.

Diğer yandan girişleri demir kapılı ve mermerli, nefes darlığına birebir birbirine yapışmış hissi veren apartmanlar, kimsenin kimseye selam vermediği ön ve arkası balkonlu ve balkonlarında nefes alınmaya çalışılan lüzumsuz yapılar.

Devasa boyutta toplu konutlar sarıp sarmalamaya başladı etrafımızı, insanların bir arada topluca yaşamasını hedefleyen. Ve villalar, bahçeli evler veryansın ediyor gecekondu semtlerine, apartmanlara, toplu konutlara uzaktan uzaktan, villalar sanırsın yıldız gecekondular gezegen.

Durup seyretmeye uygun bir aralık bulunca insan, seyre dalıyor hoyratça devam eden yaşamı, sokakları, caddeleri, sağa sola can havli ile seğirten insanları.

Balkonda minik bir kedi, miyavlayıp duruyor. Belli ki aç, üşümüş ve sahipsiz. Eve alınmayı bekliyor o yaşam dolu siyah mı siyah gözleri ile. Alın içeri, okşayın, sevin, karnını doyurun, ısıtın, sonrasında yalanmaya başlasın, o pembemsi dili ile tüylerine çeki düzen versin sessizce.

Sonrasında bir çift güvercin, ya da bir çift serçe gelsin balkona. Kanatlarının hışırtısını savurarak etrafa. Yem verin onlara da açlıklarını bastırsınlar, acı çekmesinler, üşümesinler, rahat ve mutlu olsunlar çevreye uyumlu halleriyle.

Kaldırım kenarında bir ihtiyar sessiz. Dileniyor, titriyor, belli ki midesi boş. Ellerini açıyor uzaktan gelenlere. Üzerinde paçavralar, savruluyor rüzgârdan usul usul. Anlamsız ve boş gözlerle etrafa bakıyor ihtiyar. Damarlarında ki kan çekilmişçesine, doğaya uyumsuz. Alın götürün evinize, bir kâse çorba verin ve bir dilim ekmek, içi ısınsın, o saat canlanır, rahat bir nefes alır o yaşında kendinden beklenmeyen bir hızla. Bir teşekkürdür size vereceği belki çoktandır özlemiştir birine teşekkür etmeyi.

Gençliğinde belki ayyaş, dayakçı, belki de serseri bir mayındı kim bilir. Deli dolu bir yaşam savurmuştur onu bu hallere. Belki vardır bir iki oğlu kızı ve birkaç torunu. Belki de yoktur kimi kimsesi, sormayın varsın kendine kalsın. Deşmeyin yarasını, eğer çektirmişse gençliğinde cefa ailesine, çoktan olmuştur pişman.

Şunu unutmayın ki, aslanı bozkıra salınca, ilk önce saldıracaktır avına. Kaplanı kutuplara götürsen ilk yapacağı şey penguene saldırmak olacaktır. Canlının doğasında vardır saldırganlık. Yaşamının bir parçasıdır bu. Ancak sonrasında sıra kendisine gelecektir. Kaplan kutuplarda donup ölecektir, aslan ise bozkırda.

Sahip çıkın etrafınızda ki kimsesizlere. Bu bir insandır belki de bir çift güvercin ve serçe. Sevin onları, doyurun karınlarını, ısınsın içleri hiç olmazsa bir günlüğüne.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 208
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 902
Kayıt tarihi
: 04.05.08
 
 

Eğitimciyim. Bir insanın çağdaş bir gelecek için, aydınlanma için çok okuması gerektiğine inanıyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster