Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '18

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
191
 

Yaşlılar Şimdi Daha da Yalnız

Modernizmin ve dijital teknolojinin getirdiği hayat anlayışı, daha çok sosyalleşme yerine, bireyselliği; grup dayanışması yerine kendi ayakları üzerine durmayı, “kaliteli yalnızlığı” ve “kendisi için bir şeyler yapmayı” dikte etmektedir.   Oysa ki kişi, kendisini kişisel gelişimde her ne kadar ileri bir seviyeye taşısa bile, sosyalleşme bir ihtiyaçtır ve giderilmesi gerekiyor.

Bu durumdan en çok zarar görenler ise yaşlılardır.

Çocuk ve gençler gün içinde sosyal ortamlara girip sosyallik ihtiyaçlarını kısmen de olsa doyurabiliyorlar. Bu grupta olanlar, akşamları eve geldiklerinde kendi köşelerine çekilip, bireysel takılmayı tercih ediyorlar. Çünkü ya ders çalışıyor ya da sosyal medyada sörf yapıyorlar.

Bunun yanında sosyalliğini az da olsa yaşayan, yaşamasa bile modern hayatın getirdiği koşullardan dolayı her zaman yapacak ve bitirecek işleri olan anne ve babalar da, yalnız kalıp bir şeyler yapma ihtiyacı duyabilmektedir. Veya onlardan biri TV’de dizi izlerken, bir diğeri sosyal medyada takılabilmektedir.

Tüm bunlar hayatın normal akışı içinde belirli bir ölçüde artık kabul görse de aile yapımızı ve psikolojimizi derinden derine törpüledikleri de bir gerçektir. Herkes, aynı ev içinde kendine bir paralel bir dünya oluşturup oradan çıkmak istemiyor.

Bu durum, iyi dengelenemediği zaman kişileri aynı zamanda bencil de yapabilmektedir. İnsanlar, rahatlıkla kendi duygu ve düşüncelerini, ihtiyaç ve önceliklerini diğerlerine tercih edebilmektedirler. Bu da aile içinde dayanışma, fedakârlık, sabretme, yardım etme, empatı kurma gibi duyguların zayıflamasına neden olmaktadır.

Nasıl mı?

Evin erkeği veya hanımı; kariyerini, iş hayatındaki başarısını, daha fazla para kazanmayı diğerlerine daha fazla zaman ayırmaya, onlarla ilgilenmeye tercih edebilmektedirler. Çocuklar, daha uygun bir odada,  her türlü imkânlar içinde rahatsız edilmeden, özgürce yaşamayı, ders çalışmayı, müzik dinlemeyi daha çok önemseyebilmektedirler.

Tüm bunlar,  aile ile birlikte yaşayan ve eşini kaybeden yaşlı birisi için daha fazla yalnızlık anlamına gelmektedir. Yaşlı,  sosyalleşme imkânı bulamadığı için, yaşama karşı bıkkınlık, monotonluk duygusu yaşamaktadır.

Bu durumdan erkek yaşlılar daha fazla mustarip oldukları için, bazen ileri yaşlarına rağmen yeniden evlenmeyi düşünmektedirler. Evlilik programlarına evlenmek niyetiyle gelenlerin nerdeyse üçte birini yaşlı erkekler oluşturması da bunun açık bir kanıtıdır.  Bu durumda  haklı olarak evlenerek iletişim kurmayı, sosyalleşmeyi, birileriyle etkileşim içinde bulunarak bunlardan kurtulmayı düşünmektedir.

Ayrıca yine aile içinde yaşanan bu aşırı bireyselleşme ve yalnız takılmalardan dolayıdır ki bazı yaşlılar, şehirdeki çocuğunun evinde bu yalnızlığı yaşamaktansa zor şartlar da bile olsa köyüne gidip tek başına orada kalmayı tercih edebiliyor. Nitekim bugün özellikle İç Anadolu ve Karadeniz bölgesinin köylerin nüfusu sadece yaşlı bireylerden oluşuyor.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının dediği gibi,  ” Bireysellik yalnızlaştırıyor, yalnızlık herkesi mutsuzlaştırıyor.

Teknolojiden ve şehir hayatının kendisine özgü ağır şartlarından uzak kalamayacağımıza göre, bize düşen şey, hayatı dengeli yaşamak ve birbirimize mutlaka zaman ayırmaktır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 540
Kayıt tarihi
: 18.10.17
 
 

1963 yılında dünyaya geldim. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster