Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '07

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
7077
 

Yaşlıların toplumsal iletişim sorunları

Yaşlıların toplumsal iletişim sorunları
 

Toplumsal Dayanışma Milletlerin gücünün temel dayanağıdır


Günümüz zamanın çok daha hızlı aktığı, insanların yeniliklere, gelişmelere yetişmekte zorlandığı bir çağ. Gün geçmiyor ki teknolojide, sanatta, bilimde, .... yeni bir buluş yeni bir bakış açısı gelişmesin. Bu hızlı ilerleme teknoloji ve yaşam standartları açısından büyük avantajlar sağlarken, nesiller arasındaki mesafeyi de büyük oranda açmaktadır. Bu durumda bu çağın insanları ile önceki nesiller arasında büyük iletişim sorunlarının yaşanmasını gündeme getirmiştir.

Her kuşak kendi birikim ve kültürü doğrultusunca kendi mini toplumsal grubunu oluşturmuş ve toplumsal iletişim alanını o kuşak bağlamında sınırlandırmıştır. Bu ayrışma gençler içinde yaşlılar içinde farklılık göstermemekte, kuşaklar arasındaki mevcut durum ‘gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse’ söylemini faaliyette de görünür kılmaktadır. Gençler yaşlıların tecrübe ve bilgi birikiminden bihaber, yaşlılar ise gençlerin enerjik yapısı ve teknolojik yatkınlıklarından eksik olarak yaşamaktadırlar. Toplum bir bütün olarak değil parça parça yaşamını sürdürmeye zorlanmaktadır. Nesiller arası iletişimin sağlıklı bir şekilde yürültüldüğü, kuşakların kaynaşıp birbirini dinleyip anladığı toplumsal bütünlük yerini kimsenin birbirine kulak kabartmadığı, herkesin kendi dar kişisel alanında mahkum olduğu toplumsal bir bölünmüşlüğe bırakmıştır.

Geçen her gün de bu kuşaklar arasındaki iletişim bozukluğundan ötürü, genç ve yaşlı nüfus arasındaki mesafeyi biraz daha açmaktadır. Genç kuşak bu toplumsal iletişim kopukluğundan şikayet etmeyip kayıplarının farkında olmadan hayatını sürdürürken, ileri yaşlı kuşak hem yeniliklere ayak uyduramayıp oluşan metropol hayatından koparak dar yaşam alanlarına sığınmakta, hem de oluşan bu yalnızlık sonucu depresif bir yapıya bürünmektedir. Bu toplumsal iletişim bozukluğu yaşlı insanlarımızın fiziksel olarak yaşadıkları zorluklarla da bir araya gelince onları büyük bir yalnızlığa itmektedir. Yalnızlıkta, beraberinde yaşlı bireylerimizin yaşama sevincini yitirmelerine yol açmaktadır.

Yaşlılıkta kişi iletişim kurmada bazı toplumsal zorluklarla karşılaştığı gibi fiziksel yöndende bazı gerilemeler yaşamakta, bu gerilemelerde ileri yaşlı bireylerin sağlıklı iletişim kurmalarına ket vurmaktadır.

Sağlık, yaşamımızın tamamında getirilerinden yararlanmak üzere korunması ve bakılması gereken bir olgudur. Sağlıklı olmak yaşlılarda bireyin yaşam kalitesini sürdürmesini ve onların topluma katkısını devam ettirir. Topluma katkısı devam eden bir bireyde kaideler dışında yaşama sevincini canlı tutmaktadır. Yaşlanma süreci çevresel etkiler, yaşam biçimi ve hastalıklardan etkilenir. Buna göre, yaşlanma, ilerleyici ve yaşa bağlı olarak gelişen hastalık risklerine karşı koyamama ile oluşan işlev yetersizliği olarak tanımlanabilmektedir.

Dil ve Konuşma ile iletişim kurabilme yetisi her yaştan insan için çok önemli bir özelliktir ve hasarlanması durumunda bireyin tüm hayatı etkilenebilir. Bireylerin dış dünya ile iletişim kurmalarını sağlayan ses ve işitme organlarında yaşlandıkça gerileme görülmektedir. Bu gerileme ileri yaştaki insanlarımızın toplumsal bütünleşme ile ilgili sorunlar yaşamaları sorununu doğurmaktadır. Bu sorun kişinin içe dönmesine, toplumdan koparak karamsar bir yapıya bürünmesine sebep olmaktadır.

İşitme, sözel iletişimin, oluşma, gelişme ve kullanımında en önemli unsurdur. Yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan işitme kayıpları, kişiyi sadece organik yönden değil psiko-sosyal yönden de etkilemektedir. İşitme dış dünya ile bağlantı ve yaşam desteği sağlamada son derece önemli bir araçtır. Bu yetinin kaybedilmesi bireyin sağlıklı iletişim kurmasına ket vurmaktadır. Bu engelde kişileri anlayıp anlatamamaya mahrup ettiği için yalnızlığa itmektedir. Burdaki sorun toplumsal yönden bir kaynaşma sağlansa bile bedensel sağlık sorunları sebebiyle kişiyi iletişim kopukluğuna mahkum etmektedir.

İletişimin diğer önemli unsurlarından birisi olan ses de, kişinin iç dünyasını dışarıya yansıtan en önemli vasıtalardandır. Konuşma ve lisan ise sesi anlamlı kılan iletişim öğeleridir. Ancak, yaşlanma ile bütün bu iletişim öğelerine gölge düşmekte ve iletişimde bir takım bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Yaşlılar eskisi gibi konuşamamaktan yakınmaktadırlar ve bu durumda yaşlılarımızın toplumsal iletişim yönünden sorunlar yaşamalarına sebep olmaktadır. Bildiğini, düşündüğünü anlatamamak bir süre sonra dinlenmemeyi, dinlenmemekte bir süre sonra dinlemeyi de bırakmak anlamına gelmektedir. Bu durum iletişimin tek yönlü olarak uzun süre sürdürülemiyeceğinin bir kanıtıdır. Tek yönlü ilerleyen bir iletişim ise sonunda kişiyi yalnızlığa sürükleyen bir süreçten öteye gidemez.

Konuyu iletişim yönünden ele aldığımızda birde bireylerin içe yöneldiği kendiyle hesaplaştığı içsel iletişim ele alınmalıdır. Yaşlandığını hisseden, çok sevdiği, çok güvendiği gençlik ve dünya zevklerinin ona veda etmeye hazırlandığını düşünen bir yaşlı için ümit ve teselli gerekmektedir. Bir taraftan yaşlılığın getirdiği sorunlar, hastalıklar, yalnızlık duygusu, yetersizlik-güçsüzlük hisleri, diğer taraftan gençliğin ve güzel günlerin özlemi ile ölüme yaklaşmanın bilincinde olma ikilemi ileri yaştaki insanı kaosa sokar. Bireyin kişisel hesaplaşmasında yaşadığı duygu yoğunluğu onun kendiyle kurduğu iletişime çok zaman ayırmasına sebep olduğundan kişi dış dünya ile olan bağlantısını koparır, içine kapanık, karamsar bir yapıya bürünür.

Yaşlı bireylerin gerek kendileriyle, gerek yakın çevreleriyle gerekse de toplumla iyi iletişim içerisende olmasını sağlamak için ileri yaş grubunun zamanlarını iyi değerlendirebilecekleri çeşit olanaklar hazırlanmalı ve bu yolla toplumun onlara her zaman gereksinim duyabileceği hissettirilmelidir.

Sonuç olarak, yaşam her döneminde kendine özgü özellikleri ile değerlendirilmelidir. Doğumdan itibaren, bireylerin gereksinmeleri göz önünde bulundurularak, her yaş dönemi için sosyal yönden sağlanacak hizmetler ayrı ayrı belirlenmeli ve kişilerin bilinçlenmesi sağlanarak bu hizmetlerden yararlanır hale gelmeleri sağlanmalıdır. Bu hizmetler ve bilinçlenme ile ileri yaşlarda da bireyler toplumdan soyutlanmadan mutlu bir yaşam sürdürebileceklerdir.

İleri yaşlı bireylerimizin aktif ve huzurlu bir yaşam sürdürebilmeleri için iki taraflı bir bilinçlenme sürecinin gerçekleşmesi bir zorunluluktur. Bu bilinçlenmenin ilk tarafı yaşlıların yaşlanma süreci ile ilgili bilinçlenmeleri, süreç öncesi ve esnasında bilgilendirilerek gerek sağlık yönünden gereksede psiko-sosyal yönden karşılaşmaları muhtemel zorlukların önüne geçilmesidir. İkinci tarafı ise genç ve orta yaşlı kuşakların yaşlılıkla ilgili bilgilendirilerek bilinçlenmesinin sağlanmasıdır. Tüm insanlara onlarında birgün yaşlanıcakları ve buğünlerin mimarlarının yaşlılar olduğunun bilincini vermek onların yaşlılarla kuracakları iletişide duyarlı bir hale getirecektir. Bu duyarlılık yaşlılarımızı topluma kazandırarak onların aktif ve yaşama sevincini kaybetmeden hayatlarını sürdürmelerini sağlarken, diğer yöndende yeni kuşakların yaşlıların bilgi ve deneyimlerinden faydalanmalarını sağlayacaktır. Kuşakların birbiri ile iletişim kurarak, birbirinden destek aldığı bir yapıda, toplumsal iletişimin başarısı bugünler için yaşlıların önünü, hem gençlik hemde yaşlılık dönemleri içinse gençlerin önünü aydınlatacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 5538
Kayıt tarihi
: 27.06.07
 
 

İnsanım herkes kadar; zengin kadar fakir kadar, kadın kadar erkek kadar, Müslüman kadar Hristiyan ka..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster