Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
934
 

Yaşlılık ve Ölüm

Yaşlılık ve Ölüm
 

1996 yılı yaz aylarından biriydi. Sıcaktan bunalıp arkadaş grubumuzla beraber orman içinde bulunan piknik alanına gittik. Soğuk suların içine atılan karpuz, oğlak kuyu tandırı derken keyfimiz yerine gelmişti. Öğle vaktine doğru arkadaşımızın dedesi çıkageldi. Ege’nin yaşlıları yaz-kış uzun kollu gömlek, gömlek üstüne yelek ve başta olmazsa olmaz Kemal Paşa’nın köylü kasketini giyer. Bıyıkları ya çizgi bıyık ya da nohut bıyıktır. O da öyle giyinmiş çizgi bıyık bırakmıştı. Bizlere selam verdi. Kendisine ikramda bulunduk. Aldı ama bizim masaya oturmadı. Kendi yaşına yakın arkadaşlarının yanına geçti. Hep beraber içmeye başladılar. Bir süre sonra alkolün etkisiyle duygusal bir hava çöktü içlerine. Derken arkadaşımın dedesi gayet duygusal bir şekilde:

—Arkadaşlar bu bizim son beraber içişimiz olacak. Seneye ben aranızda yokum!
—Haydaaa, ne diyorsun sen Veli dayı, olur mu hiç? Daha çook beraber rakı içeceğiz.
—Yooo, bu son içişimiz olacak!

Veli dede geçen 4 Mayıs günü aramızdan ayrıldı. 11 yıl boyunca her gün her saat Azrail’i bekledi. Sağlığı giderek bozuldu. Azrail onu hiç beklemediği bir anda tatlı bir bahar gecesinde rahatsız etmeden uykuda alıp gitti.

Hayatımız okuldu, işti derken hep memleketten uzakta geçtiği için bayramların büyük önemi vardı bizim için. En küçük fırsatta memlekete gider, hasret giderirdik. Yaşlı ve bizi seven bir ninemiz vardı. Gördüğü yerde sarılır öperdi. Bayramsa mutlaka eski ve yamalı elbisesinin gizli yerlerinde bulunan şekerlerden verirdi. Nezaketen alırdık ama ağzımız çikolatalara alıştığı için ağzımıza atmaz elimizde tutardık. Ayrıldıktan sonra karşımıza çıkan tatlı olsun da ne olursa olsun diyen çocuklara verir onları sevindirirdik. Zamanın, Rus atasözüne göre bazen solucan gibi bazen daldan uçan kuş gibi geçtiği günler çabuk biter, gitme zamanımız gelirdi. Gideceğimiz gün mutlaka uğurlamaya yaşlı nine gelirdi. Gözlerinden akan yaşları temiz ama yıpranmış mendiliyle silerek, “Seninle bir vedalaşayım yavrum, Allah bilir belki bir daha seni göremem.” derdi.

Aradan yıllar geçse de bu anlar tekrarlandı. Artık alışmıştık ninemizin bu sözlerine: “Allah bilir belki sizi bir daha göremem.” Ezberden söylüyorduk. Onun ölmeyeceğine bile inanmaya başlamıştık. Ama birkaç yıl önce göçtü gitti aramızdan. Sözleri kulaklarımızda kaldı.

İnsan gençken ölümü kendisine uzak hissediyor. Hayatın bir sıkışta suyunu çıkaracağını sanıyor. Ancak zaman geçerken asıl suyu sıkılanın kendimiz olduğunu anlıyoruz. Yaşlıları daha iyi anlamaya başlıyoruz. Onlara karşı saygısızlık etmenin, bilmeden onları incitmenin farkına varıp “keşke” demeye başlıyor insan. Oysa onların son günlerinde bizlerden istediği fazla bir şey yok, sadece saygı istiyorlar. Biraz da anlayış.

Yaşlılara üzüldüğüm bir olay daha var. Genelde erken ölen birisinin cenazesinde neden söylendiğini anlayamadığım, “Ah ah, bu öleceğine onun yerine bir tane yaşlı ölseydi ya!” serzenişleri dökülür ağızlardan. Belki günün birisinde bunu söyleyen yaşlanacak, bu sözler kendisine söylenecek. O kadarını düşünemiyor olsa gerek. Bu sözleri duyan yaşlılar boyunlarını bükerler. Sanki ölmek onların istedikleri zaman olacakmış gibi. Onlarda istemezler ömürlerinin son günlerinde paraları varsa zoraki bir saygı, paraları yoksa itilmişlik duygusunu tatmayı. Gerçekten çok zor duygular her gün ölecekmiş gibi güne başlamak. Bu sıkıntıdan çatlamak üzere olup Allah’a canını alması için yalvaran çok yaşlı biliyorum.

Bir ülkenin kalkınmışlığını ölçmek için sanayisine bakmak gereksiz. Yaşlılara ve özürlülere bakalım yeter. İstanbul’a gittiğim zaman Topkapı Sarayı’na değil oraya gelenlere hayran olmuştum. Yaşlı yaşlı yabancı turist kafileleri emekliliğin keyfini çıkarıyorlardı. Bizim yaşlılarımız ise Azrail’in ziyaretini bekliyorlar!

Murat Taşkın bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne yazıkki günümüzde günden güne azalan bir kavram. Şimdiden kendimden küçüklerden saygı bekler halde kırılganlıklar hissediyorsam yaşlanınca neler hissedeceğim kimbilir, İnsanı sanırım en çok üzen de yitirilen yüreklerle zamanında fazla vakit geçirilememiş olması, pişmanlıklarsa fayda etmiyor, "gidenler memnun ki yerinden dönen yok seferinden." Sevgi ve Saygılar...

Demet 
 23.08.2008 0:01
 

İnanılmaz lezzette, buram buram duygu kokan bir yazı yazmışsınız Harun bey bu muhteşem yazınız için sizi tebrik ediyor, bizimle de paylaştığınız için ayrıca teşekkür ediyorum. Tadı inanın damağımda kaldı. Yanlız şunu da belirtmek istiyorum. Topkapı sarayını gezen o yaşlı turistlerinde yanlız kaldıklarında içinlerinde yaşadığı duyguları bizler ne kadar bilebiliyoruz ki. Yüreğinize sağlık. Sevgiler

Haşim Arıkan 
 14.05.2007 16:03
 

Harun bey merhaba.sizin bu yazınızı okuyunca benim şahit olduğum garabati her ne kadar inandırıcı olmasa da sizle paylaşmamazlık yapamazdım.Benim 79 yaşında bir amcam var.Hayatta ki iki kızı şu anda İstanbul'dalar.Bursa'da ben ve kardeşimden başka yakını yok.Biz amcamla aynı mahalle de oturuyoruz.Akşam ziyaretine gittim.Rakı masasını donatmış,güzelleşiyordu.Dinsel nedenlerle alkol tüketilen ortamlara girmeme prensibim olduğu halde sırf amcamı kırmamak için mecburen masaya bende oturuyorum.Mesele yanlız alkolle kalsa öpüp başıma koyarım.Bir de amcamın çapkınlık maceraları var ki evlere şenlik.Yatıyor,kalkıyor,izdivaç yapma umudu taşıyan hatun kişilerin sıkboğaz yapmasından şikayet ediyor.Amcama kalsa imam nikahıyla olayı tatlıya bağlıyacak.Yenge adayları resmi nikah diyor da başka bir söz söylemiyorlar. Bu da durumu zora sokuyor.Amcamın huyları da bir tuhaf.Mesela sabah erken kalkmaz.Az önce onun doğalgaz ödemesini yaptım,makbuzu ve artan parayı kapının altından attım.Selamlar.

Ümit İpekçeker 
 11.05.2007 10:11
 

görenek... çok güzel değerlendirmişsiniz, bu konuda maalesef ketumuz.

Ruksan İLDAN 
 10.05.2007 22:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 150
Toplam yorum
: 850
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 2856
Kayıt tarihi
: 14.01.07
 
 

1975 Aydın doğumluğum, bir Ege sevdalısıyım. Dostluğa, arkadaşlığa önem veririm...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster