Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1428
 

Yatağımdaki yabancı

Yatağımdaki yabancı
 

Yatağımda yanımda yatan yabancıyı tanımıyorum onu sanki ilk defa görüyorum. Yüzüne dikkatlice bakıyorum tanıdık geliyor. Kokusu da tanıdık geliyor. Hemen yanı başımda olmasına rağmen benden milyarlarca ışık yılı uzakta. Belki de uzakta olan benim.

Bir zamanlar bu yabancıyla sabahlara kadar sevişirdik. İkimizde dünyanın en mutlu insanı olurduk. Kollarında beni sımsıkı sardığı zaman mutluluktan havalarda uçardım. O anda dünyada yalnızca o ve ben vardık.

Her gecemiz bir öncekinden daha muhteşemdi. Yalansız riyasız aşkla geçen günler geceler. Evde olması beni her zaman rahatlatırdı. Onu görmek sesini duymak kokusunu tenimde hissetmek bütün bunlar rüya gibiydi.

İkimizde çalışıyorduk. Gözüm sürekli saate takılıyor akşam çıkışını dört gözle bekliyordum. O işi gereği eve benden daha geç geliyordu. Öyle acemiydim ki yaptığım yemeği kendim bile yiyemeyecek kadar kötü bir aşçıydım. Bunu hiç sorun etmezdi çok lezzetli bir yemek yercesine iştahla yerdi.

Dünyanın en şanslı erkeği olduğunu kollarımdan daha rahat bir yer olmadığını söylerdi. Üzerime titrerdi. Ben de çok şanslı olduğumu düşünürdüm. Çok seviliyor ve çok seviyordum. İlişkimize herkes hayrandı bizi örnek gösterirlerdi.

Şimdi ise koynumdaki yabancıya baktım *bana neden öyle bakıyorsun?* diye sordu. Nasıl baktığımı sorduğumda onu ilk defa görüyor gibi baktığımı bir yabancıya bakar gibi baktığımı söyledi.

Ona benim için artık bir yabancıdan farkı olmadığını söyleyemedim. Böyle bir şey nasıl söylenir ki. İnsan hayat arkadaşına bunu nasıl söyleyebilir? Üstelik ortada elle tutulan hiç bir neden yokken.

Ellerinin yabancı olduğunu dokunuşlarının yabancı olduğunu bakışlarının yabancı olduğunu hissettirdiklerinin yabancı olduğunu hatta kokusunun bile yabancılaşmaya başladığını ona söyleyemedim.

Bu yabancılaşmanın evveli ve ahiri yokken ona *artık ben çok değiştim ben eski ben değilim sen de çok değiştin* diye nasıl derim? Söylesem beni anlar mı anlamaya çalışır mı? Ortada çok ciddi bir sorun olduğunu kabul eder mi ilişkiyi kurtarmaya çalışır mı? Onun için hala değerli miyim?

En önemlisi de ortada kurtarılmaya değer bir ilişki kaldı mı?

Ben mi yabancıyım o mu uzak bana?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

30.10.2008 TARİHLİ YAZINIZI TESADÜFEN BUGÜN OKUDUM.13.09.2010 TARİH VE GEÇEN YAKLAŞIK 2 YIL.ŞU AN NE ALEMDESİNİZ ACABA? İNŞALLAH SORUNLARINIZ DÜZELMİŞTİR SAYGILARIMLA AHMET KAPLAN

AHMET KAPLAN 
 13.09.2010 11:26
 

Değişen ne insan, ne de zaman… Seninde altını çizdiğin gibi yabancı her zaman YABANCI’ ydı. Değişen tek şey bu zaman sürecindeki sendeki değişiklik; gelişmişsin, bakmak ile görmek arasındaki farkı algılamış, yaşamı ve yaşanılanları sorgulama algını zenginleştirmişsin… O yüzden yaşam ve yaşanılanlar daha zor geliyor. O yüzden bazen DELİ olmak insana daha çekici geliyor. :)))) Bir delinin beynine, kalbine ve ruhuna sahip olmayı böylesi zamanlarda özlüyor insan… Saygılarımla…

Ersen KUR 
 14.10.2009 13:14
Cevap :
cevabı birlikte bulduk.yabancı her zaman yabancıydı.cevap doğruysa geçen ömrüme yazık olmuş.saygılar ersen bey.  14.10.2009 14:32
 

Haklı-haksız diye isimlendirerek konuyu tartışma boyutuna getirmeden kendimce öneride bulunmak istiyorum. Haddime olmadığını da görmezden gelmiyorum tabiî ki… :))) YATAKTAKİ YABANCI’ yı farkla bir gözle görebilmeyi ve tanımaya çalışmayı deneyebilir miyiz? Bildiğiniz özelliklerini geliştirme, zenginleştirme saçmalığına düşmeden ve egonuzu-egomuzu haklıyım-haksız soruları ile irdelemeden tanımaya çalışamaz mıyız? “ Değer mi, değmez mi? “ Bu sorunun cevabını vermeden bu çabaya girişilmez tabiî ki… Gerçekten farklı yönleri ile tanımayı, öğrenmeyi keşfetme arzusu ve isteğinden bahsediyorum. Gerçekten bir değişim yaşanılması isteniyorsa ilkönce bunu arzulamak, istemek ve çabalamak gerekiyor. İstek ve dileklerin yerine gelebilmesi için bunu karşı tarafa dikte ettirmek, değiştirmeye çalışmak yerine de farklı bir yol izlenebilir. Değişimi onun istemesi sağlanabilir, ya da onun istediğinin sanılması… İnsan egosunun kötü bir huyu vardır. Bir düşüncenin ve eylemin başkası tarafından empoze

Ersen KUR 
 13.10.2009 11:50
Cevap :
ersen ben değişen insanlarmı yoksa zamanmı?belkide olaylar insanı değişmeye zorluyor.bir yerde değişim varsa eskiye dönmek neredeyse imkansız.belki yatağımdaki yabancı hep yabancıydıda ben bunu yeni gördüm.sanıyorum ben değişmeliyim.saygılarımla.  13.10.2009 19:36
 

Merhaba;Herkes bir 15-20 yılın ardından 3 aşağı 5 yukarı aynı hissediyor sanki. Aşkın büyüsü ile ilk hislerimiz saygı azalınca yok oluyor.Egolarımızda omuz başımızda bekliyor zaten.Artık tüketecek duygu kalmayınca ilişkiler tükeniyor.Dili tutuluyor insanın,anlatamıyor artık sadece hayat arkadaşı olduğunu karşındakine. Ama özveri devam ettiği sürece süreç uzatılabilir.Keşke o muhteşem büyü hep devam etse yada artık yabancıyız diyebilseydik.Prangaya dönmezdi birliktelikler...Saygıyla

Novno 
 25.11.2008 17:03
Cevap :
iddia ediyorum türkiye'deki uzun süren evliliklerin %99 u prangaya dönmüş evlilikler.keşke böyle olmasaydı.sağlıkla kalın  26.11.2008 11:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 202
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 718
Kayıt tarihi
: 17.10.08
 
 

İnsanın kendini anlatması ne zormuş. Bu bölüm blog yazmaktan bile zor geldi. 10 Temmuz 1963 doğumluy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster