Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '06

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
2525
 

Yatılı okulda eğitim

Küçük oğlum lise yaşamına Türkiye'nin en iyi fen liselerinden birinde başlamıştı. Yatılı olmak zorunluydu.

4 kişilik odalarda kalıyorlardı. İlk kez aileden ayrı olmanın burukluğu yanında yatılı olmaktan da keyif alıyordu.

Hafta sonları evde ki konuşmalar hep okul ve oda arkadaşları ile ilgili idi. Akşamları etüd sonrasında bir yandan çerez atıştırıp arkadaşları ile sohbet etmekten çok hoşlandığını ancak büyük sınıfların bu keyiflerini bozduğunu söylüyordu.

Akşam etüdünden sonra odalarında su ısıtıcısında yaptıkları çay yada kahve eşliğinde sohbet ederken zaman zaman üst sınıfta ki çocukların odaya girip ellerinde nevar ne yok hepsini aldıklarını vermezler ise zor kullandıklarını hatta dövdüklerini söyledi.

Okul İdaresine bildirdiğimiz zaman, durumu bildiklerini gereken önlemi almaya çalıştıklarını söylediler. Bu okulda okuyan çocuklar sınavı kazananlar arasında ilk yüz kişi içinde olan çocuklardı. Bu olayın geçtiği yıllarda anadolu lisesi sınavları beşinci sınıf sonunda yapılıyordu fen lisesini kazanan çocukların hemen hepsi bu sınavı kazanmış çocuklardı. İki sınav kazanmış bu seçme çocukların bu davranışları beni çok şaşırtmıştı.

Bugünler de gündemde olan yatılı okuldaki tecavüz olayının faili olan çocukların ''bize de büyük sınıftakiler aynı şeyi yaptılar'' seklindeki savumayı ne yazık ki o zaman bizim çocuklarımızı taciz eden çocuklar da yapmışlardı.

İşin kötüsü o zaman birinci sınıf olan çocukların tesellisi şu idi nasıl olsa seneye biz de ikinci sınıf olacağız.

Bu tesbit çok vahimdi. Benim yapabileceğim fazla birşey yoktu. Ancak aile olarak sürekli şunu anlattık, size yapılan bu davranış sizi ne kadar üzdü ise seneye birinci sınıf olacak ve sizin hiç tanımadığınız üstelik size karşı hiç bir husumeti olmayan bu çocuklara siz hangi hakla aynı şeyleri yaparız diyorsunuz. Bu sözler boşa gitmemişti.

Bir yıl sonra okulun müdürü '' Bu yıla kadar böyle bir ikinci sınıf görmedim. '' demişti. Belli bir düzeyde olsa dahi (O yıl bu çocuklar bilimsel proje yarışmalarında bir çok dalda birincilik kazanmıştı) çocuk mutlaka yönlendirilmeli ve her konuda eğitimine devam edilmeli. Okul yönetiminin çok fazla bir şey yapmasına gerek yoktu. Çocukları insan yerine koyup sadece konuşmakla dahi sonuç alabilirlerdi.

Eğitmen sıfatını taşıyan kişiler iyi eğitilmedikçe bu tür olaylarla daha çok karşılaşırız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Nereden başlasam ortak noktalara... 16 yılım yatılı okullarda geçti; fen lisesinde çalıştım bir süre ve çocuğunuzun anlattığı olaylar vee okul idarecilerinin ipe sapa gelmez (ne yazık ki ben de eğitimciyim) eğitim yöneticisine yakışmayacak mazeretler ileri sürmeleri... Çok haklısınız, öncelikle eğitimciler eğitilmeli, ama ne yazık ki sizin bu yazıyı yazmanızdan 4 ay sonra, daha önce en azından belirli kriterlere bağlanan okul idarecisi olmak koşullarının hepsi iptal edildi, şu anda siyasi bir gücünüz varsa ve 3 yıllık öğretmenlik yapmışsanız büyükçe bir okula bile okul müdürü olabilirsiniz. paylaşımlarınızın devamını okumak dileği ile

ZAKKUM 
 08.06.2007 23:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 653
Kayıt tarihi
: 27.10.06
 
 

Evli, üç çocukluyum. Hukuk mezunuyum. Kitap okumak müzik dinlemek ve yapabildiğim kadar el sanatları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster