Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYPERİ NESLİHAN GÖK

http://blog.milliyet.com.tr/ayperi

28 Ocak '21

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
191
 

Yavaşlamayı Denemek!

Tarihe not düşmek ne kadar özel bir şey… Bunun için tarihçi olmanıza da gerek yok hem. Bu yüzden severim ben ajandaları. Yıllardır ocak ayına yepyeni bir sayfayla başlamak büyük heyecan verir bana. Önemli notlarımı, çocuklarımın kurslarını, doktor kontrollerini, okuduğum kitapları, gezdiğim yerleri, … aklınıza ne geliyorsa akıllı telefonumun not bölümüne değil de ajandama kaydetmek en büyük vazgeçilmezlerimden biri. Acaba tüm yıl nasıl geçecek, neler yazacağım, son sayfama düştüğüm notla bu yıl nasıl özetlenecek, hedeflerimin hangilerini gerçekleştirebileceğim, beni neler mutlu edecek, bu yıl okuduğum kitaplarla geçen yılı geçebilecek miyim? Kendimle olan yarışımda bu yıl hangi ben kazanacak?,... merak ederim hep. Zaman zaman açar okurum geçmiş yılları... Instagram hikâyeleri gibi aynı, çok eğlenceli ve vazgeçilmez…

Aylardan ocak, günlerden cumartesi, ajandamı açtım ve güne notumu düştüm: ”Yılın ilk karı! Mucize nedir diye sorarsanız karın yağışını izleyin derim...“  

Ben ona not düşerken, o da sayfanın altında bir not bırakmış bana bugün okumam için: ”Yavaşlamayı denemek için güzel bir gün“… Yavaşlamak? Yavaşlamak da neydi? Acaba nasıl yavaşlanabilirdi? Saatin pilini çıkarmak olmamalıydı tabi. Neler yapılmalıydı? Ya da yapmamalı,… İnanmazsınız günlerce düşündüm. Cevabı olmayan sorular keyif verir, çok kıymetlidir benim için. Özgürsünüzdür düşüncelerinizde, kafanız karışır, neler neler çıkar ortaya…

( Lütfen yazıya devam etmeden önce siz de bir düşünün “İnsan zamanı yavaşlatabilir mi?” fikir sahibi olmadan mantık yürütmek, orijinal fikirlere ulaştırır. Cevaplarınızı merakla bekliyorum…)

Yavaşlamak acaba sorumlulukları gözden geçirmek, dinlenmek, ‘an’ a odaklanmak, kendine dönmek, zamanı durdurmaya çalışmak falan mıydı? Ya da yanlış sokaklarda mı geziyor, yanlış kapıları mı çalıyordum ya da işime mi geliyordu bu düşünceler yoksa istediklerim miydi bunlar? Bilmiyorum…  Ne güzel söylemiş Konfüçyüs: “Hiçbir şey karanlık bir odada siyah bir kedi aramak kadar zor değildir. Hele odada siyah bir kedi yoksa…!”

Aslında düşününce yavaşlamaktan da öte belki zamanın bile durduğu anlar…  Geçmesini isteseniz de bir türlü ilerlemek bilmeyen dakikalar… Uzayan saniyeler var insanın hayatında… Sizlerin de oldu mu böyle zamanları?

Belki insan özlediğinde yavaşlıyor hayat… Yavaşlamak tam olarak beklemek belki de! Ya da ne bileyim belki de kavuşmak…

Sizi bilmem ama ben düşününce sevmedim yavaşlamayı denemeyi...

Sanki zaman akarken onu izlemek bile daha keyifli…

O kediyi karanlıkta aramak yerine, belki de elimize bir fener alıp, karanlığı aydınlatmak en güzeli…

Belki de bambaşka şeyler anlıyoruz okuduklarımızdan, ne dersiniz?

Okuyan değil, anlam katan; durdurmaya çalışan değil, akışına bırakan; mucize arayan değil, karın yağışını izleyen; siyahı değil, içindeki beyazı gören; kaybedince kıymet bilen değil, yanındayken sımsıkı sarılan; başkası değil, yarışı kendisiyle olan herkese selam olsun…

Nesrin Saldıran, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 198
Kayıt tarihi
: 05.01.21
 
 

1981 Salihli doğumluyum. Evli, 2 çocuk annesi bir matematik öğretmeniyim. Doğa gezilerini, 'an'ı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster