Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '06

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
713
 

Yavaşlığa dair

Sürekli koşuyoruz, dur durak bilmeden, yorulsak da aldırmadan...
Koşmak bir seçim olmanın çok ötesinde artıkkent insanıiçin, bir zorunluluk, hayatı sürdürebilmemiz içinmecbur koşulduğumuz yol. Koşmazsak geriden gelen kalabalığın ayakları altında kalırız, koşmazsak sürdüremez oluruz hayatı, koşmazsak...

Koşmazsak,suyun genişliğini, dinginliğinigörürüz, ıhlamurun kokusunu duyarız,yaz akşamının esintisine karşı,açık havada yıldızlara bakarız...

M. Kundera "Yavaşlık" kitabında söyle soruyor: "Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle? Ah nerede şimdi geçmişin aylakları? Halk türkülerinin tembel kahramanları neredeler, bir değirmenden ötekine sürüklenip duran, açık havada yıldız palasta uyku çeken şu serseri tayfası nerede şimdi? Kır yollarıyla, çayırlarıyla, harman yerleriyle, doğa güzellikleriyle nereye gittiler?"*

Sahi, nereye gittiler, hiç düşünüyor musunuz? Koşarken benbunu düşünüyorum çoğu kez. İşte o zaman soluğum tıkanıyor, nefes alamaz oluyorum. Yıldız palası, kır yollarını, çayırları özlüyorum...

Oysa masallar bile kötülüyor yavaşlığı, aylaklığı. Olsun varsın! Ben yine de şarkıcı ağustos böceğinin karıncadan daha özgür ve mutlu olduğuna inanmadan edemiyorum...

Dipnot:
* Milan Kundera - "Yavaşlık" Çeviri: Özdemir İnce /Can Yayınları - 1995, sf.6

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yıllar önce okuduğum bir kitapdı Ölü Ozanlar Derneği. Sonraları filmini izlesemde kitapdaki tadı alamamıştı. “Carpediem” uzun süre düşmedi dilmden. Anı yaşamak!!! Dediğin gibi zamanla anlamsız bir yarış içinde insanoğlu. Oysa koşarken kaçırdıklarımız yıllar sonra acıyla burkuyor yüreğimizi. Pişmalıklarımız genelde yaşadıklarımaza değil de yaşayamadıklarımıza yönelikdir diye düşünüyorum. Oysa acele etmeden sindire sindire, tadına vararak yaşasak hayatı. Hayalleri ile özlemleri arasında sıkışmış bir hayat, ikisi arasında koşdukca insan nafile bir yorgunluktan ziyade birşey elde edemiyor. Ataol Behramoğlu’nun söylediği gibi Yaşadıklarımdan öğrendiğim birşey var, Yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi, Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten, Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği .....................

mutedil 
 12.06.2006 8:46
 

Acemiliklerden yavaşça sıyrılıp, ustalaşınca koşmaya başlıyoruz sanki... Oysa hepimiz hayatın acemisiyiz, acemilikten koşarak kurtulunmaz ki...

Peri 
 10.06.2006 9:35
 

Neden durmak isteyipte duramıyoruz... Çünkü dünya altımızda eskisinden çok ama çok daha hızlı dönüyor kontrolünü kaybetmiş bir koşu bandı gibi... Yavaşlamaya başladıkça seni dışarı attığını hissetmeye başlıyorsun, sen durduğunda ne olacağını düşünmek bile istemiyorsun belki denemeye bile cesaret edemiyorsun çoğu zaman ... Ve her şekle giren her kaba uyan insan çoğu zaman koştuğunun, ama yerinde saydığının ve bu koşuşturma içinde kaçırdığı hayatın da farkında değil zaten... İşte bu yüzden sırf bu yüzden işte ...

Ben derim ki... 
 09.06.2006 21:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 766
Kayıt tarihi
: 07.06.06
 
 

Nazım Hikmet, sözdizimini tam anımsayamadım bir mektubunda şöyle diyordu: "Kıyısından bakılan okyanu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster