Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ağustos '09

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
3133
 

Yavru bir köpeğin hatıratı

Yavru bir köpeğin hatıratı
 

Seçim onun değildi, dünyaya bir köpek olarak gelmişti..
Tıpkı bizim hangi ülkede, hangi milletten, hangi dil ve dinden ve hangi ana babadan dünyaya gelmeyi seçemediğimiz gibi..

Bir meme arandığı ve kardeşleri ile itişip kakışarak karnını doyurduğu ilk bir haftadan sonra birden bire kardeşleri ortadan kaybolmuştu, annesinin süklüm püklüm yanına bir kaç kez daha geldiğini hatırlıyordu, yaralıydı annesi kalça kemiği üzerinde büyük bir açık yara vardı, belliki birisi bir şeyle vurmuş ve yaralamıştı. Annesinden meme emerken onun kesik kesik nefes aldığını ve sızlandığını hissetmişti. Annesi yine de bir yandan onu emzirirken bir yandan kafasını yalardı. Adeta çabuk büyüsün diye farklı bir çaba içine girerdi.

O sabah onu ensesinden tutup bir merdiven altına bıraktığında, ağlayarak peşinden gitmek istemiş ama annesi hırlayıp kızarak ordan çıkmaması gerektiğini ikaz etmişti. Merdiven altının loş ve tozlu ortamında yere uzandı, kafasını öne uzattığı ayaklarının üzerine koyup uykuya daldı..Uyandığında neredeyse akşam olmuş hava kararmıştı..annesi yoktu

Hiç böyle yapmazdı, annesini merak etti, kesik kesik havlamaya ve ağlamaya başladı, acıkmıştı ve korkuyordu.. Binaya giren çıkanların ayak seslerini ve kapının açılıp kapanışını duyuyordu, ama korkudan ortaya çıkamıyordu, annesi onu hep insanlardan uzağa götürmeye çalışmıştı, demek kaçmak saklanmak gerekiyordu..Hava zifiri bir karanlığa bürününce korkusu bir kat daha arttı, etraftan yabancı köpek havlamaları geliyordu, her duyduğu havlamada küçük sarkık kulaklarını diker ve acaba annemmi diye kulak kesilirdi. ama olmadığını anlayınca kulakları düşer ağlamaklı bir boğuk ses ağzından çıkardı..

Onun bu seslerini duyanlar arada eğilip merdiven altına bakar ve ne olduğunu anlamaya çalışır, sonra uzaklaşırlardı. Ama o adam uzaklaşmamıştı, yanında bir de küçük kız vardı..

"Kızım bak burda bir yavru köpek var."
"bakıcam baba, bakıcam"
"dur kızım önce bir çıkartalım ordan, yazık korkmuş hayvancık"

Annesinin uyarısı ve tedbirleri aklına geldi, kendisini ordan çıkarmaya çalışan adama ince sesi ile havlayarak ve iyice merdiven altına sinerek tepki verdi.

"bak sen demek birde havlıyosun he, yerim seni bıcırık"
"baba hadi"
"dur kızım korkmuş hayvan, yazık azıcık sakinleşsin"

Küçük kızın sesi çok ince ve yumuşaktı nedense ona daha çok güven duydu, adamda gülerek yumuşak sesle bir şeyler söylüyordu, sanki ona zarar verecek gibi durmuyorlardı, havlamayı kesti. Ama korku dolu gözlerle bakmaya devam etti, derken adam onu ön ayağından yakaladığında bir çığlık atıp ağladı..

"dur yavrum dur korkma"
"baba bana veeerrr"

köpeğin başını bir kaç kez okşayıp, kızının kucağına verdi.
"baba ısırmaz dimi"
"bilemem valla, canını yakmassan sanırım kesinlikle ısırmaz"

Isırmak mı.. demek bu küçük sevimli kızda ondan korkuyordu..

Kendisini tutmayı bile bilmeyen ama tatlı bir sesle sürekli bir şeyler söyleyen bu çocuk belliki ona zarar vermeyecekti.

Onu eve götürdüler, bir tabağa süt koyup içine ekmek doğrayıp önüne koydular.

Off ne çok süt vardı, annesinden damla damla emerdi, oysa burda koca bir tabak süt vardı nasıl yiyeceğini bilemedi, ama öyle açtıki ağzını burnunu tabağın içine daldırdı ve ürküp geri çekti.

Siyah burnu bembeyaz süt olmuştu, kızla babası kahkayı bastılar, kız gelip kafasını sevdi, ilk kez insanlara güven duydu, yavaş yavaş sütü yalarken bir yandan küçük kuyruğunu sallamaya başladı..kuyruk sallamayı bile bilmiyor, kıçıda bir o yana bir bu yana sallanıyordu..

Allah'ım çok şeker bir şeydi, sütlü kahve rengi kılları vardı, ama dört patiside bembeyazdı, sarkık küçük kulakları ve burnunun büyük bölümü kahverengiydi, ıslak sümüklü küçücük siyah burnu bir zeytin gibi duruyordu. Kıpkırmızı dili ile sütü yalarken çok sevimliydi. adını yumak koydular..tombiş karnı, kısa bacakları ve kısacık kuyruğu ile sanki bir oyuncak gibiydi. O gece evde bir karton kutuya bez serip onu evde yatırdılar, gece bir kaç kez adamın ışığı yakıp kendisini kontrol ettiğini ve kafasını okşadığını hatırlıyordu.. ama karşılığını vermiş her defasında kuyruğunu kıçıyla beraber sallamıştı.

Sabah olunca karnını doyurup, evin bahçesine bıraktılar, bırakırken onu bir güzel evirip çevirip sevmişlerdi, söylediklerini anlamadı ama oradan gitmemesi gerektiğini hissetti, zaten gün içinde küçük kız sürekli bahçede yanında oyalandı, ona süt ve su getirip bol bol kucağına alıp sevdi.

Bu şekilde yaklaşık 15 gün geçtiğinde epeyce büyümüş sayılırdı, artık sesi daha gür çıkıyordu..

Adamın arabasının sesini bile ayırd edip yola koşuyor, oda bundan hoşlanıp onun kafasını okşuyordu..

Sanırım annesi yanılmıştı, insanlar öyle kötü değildi, hele küçük kız arada farkında olmadan canını acıtsada en çok onu seviyordu küçük kızında kendisini bir başka sevdiğini onun gözlerinden ve ses tonundan anlıyordu, onun kucağına yatar, arada yakasını paçasını çekiştirirdi.

Bir gün babası ve kızı yürüyerek evden uzaklaştılar, arkalarından gitmek istedi ama adam izin vermedi, oda bahçenin önünde oturup beklemeye başladı.

Küçük kızı parka götürmüştü babası..biraz sonra baba kız parkta oyalanırken evin önüne bir adam yaklaştı, hiç gülmüyordu, bir şey anlamadı, ama adamın elinde bir küçük kağıt paket vardı
adam ona doğru seslenip kağıdı yere koydu.. yaşasın işte demek bu iyi adamda ona yemek getirmişti.

Önce bir kokladı, bir tuhaflık hissetmedi ve kağıda eğilip bir kaç lokmada o azcık et parçalarını yedi. Gelirken gülmeyen adam giderken gülüyordu, bir şey anlamadı ve hatta şükran borcu olarak adamın ardından kuyruk salladı, ama adam görmedi..

Küçük kız parkta epeyce oynayıp yorulunca, eve gitmek istedi.. eve doğru yola koyuldular, biraz ilerde yol kenarında çoğu çocuklardan oluşan ve bağırıp söylenen bir kalabalık vardı kız bir şey anlamadı, yaklaşınca yerde yatan zehirlenmiş üç sokak köpeğini gördüler, çocuklar ağlıyordu..kadınlar ellerinde yoğurt kabı hayvanlara yoğurt yedirmeye çalışıyordu, ama nafileydi..

"lanet olsun yine mi"
"baba nolmuş o köpeklere"
Nasıl izah edecektiki altı yaşındaki o sevgi dolu yüreğe, bir dostu böyle acımasızca öldürmeyi nasıl anlatacaktı.

"baba ne olmuş onlara"
"kızım zehirlenmişler"
"baba niye"
"........."
"baba niye dedim sana"
"kızım birisi zehirli yemek vermiş"
"zehirli yemek mi?"
"niye baba düzgün yemekleri yokmuymuş"
"......"

Gel de anlat şimdi, Allahım...

"babaaa"
"noldu kızım"
"baba bizim yumak?"

Adamın içine de bir sızı düştü, allahım inşallah öyle bir şey olmamıştır diye dua etti

"yok kızım bizim ev uzakta, ona bir şey olmamıştır"
"baba çabuk gidelim"

Kızın solukları hızlanmıştı, belli ki kalbi de gümbür gümbür atıyordu, bir anda kızının ellerinin buz gibi olduğunu hissetti, uzaktan ev göründüğünde kız babasının elinden kurtulup koşmaya başladı

"yumak"
"yumaakkkk"

Evin önüne vardığında bahçeye bir çırpıda bakıverdi yumak yoktu, oysa çoktan ses vermesi gelip ayaklarının arasında dolanması gerekirdi, merdiven altına bile baktı ama yumak yoktu.

Henüz biraz daha uzakta olan babasına doğru koştu, babasının yüzü kireç gibiydi, babası birşeyler anlamıştı sanki.. koşarken ayağı takıldı yüzü koyun düştü..kalkamadı, toprağa kapanıp ağlamaya başladı

"baba yumak yok, yumak yok"
"baba, yumak nerde"

Adam kızını yerden kaldırdırıp kucağına aldı ve onu omzuna yatırıp sırtını okşayıp sakinleştirmeye çalıştığı sırada çöp konteynerinin altında yatan yumağı gördü, dudakları büzüldü, bir damla yaş kızının omzuna düştü.. Allahım görmemesi lazım diye düşündü, biliyordu yıkılırdı kızı..kızı hemen eve bırakıp yumağı bir umut veterinere götürmeyi düşündü.. yumak sanki belli belirsiz nefes alıyordu..

"baba neden zehirliyorlar, yumak nerde, yumak onlara ne yaptı"
Nasıl izah edilirdiki sevgi dolu 6 yaşında bir kıza bu vicdansızlık..

"kızım biraz büyü anlatırım sana"
"şimdi anlat, şimdi anlatttt"
"........."

Ne tuhaftı, belliki bir başka baba, çocuğuna akşam ekmek götürebilmek için kendisine verilen emri hiç düşünmeden uygulamış ve bir hayvanın canını alarak çocuğuna mutluluk sağlayacağını sanmıştı..

Bu bir çocuğa nasıl izah edilirdi. o ağzı olmayan, şikayet edemeyen, derdini söyleyemeyen ama insana sonuna kadar güvenen o sadık ve sevimli hayvancıklara bu vehşet niye uygulanırdı..

O sırada küçük kız kafasını yana çevirdiğinde çöp kutusunun altında yerde yatan yumağı gördü

"baba orda , baba yumak orda yerde yatıyo"

"tamam kızım seni eve bırakayım ben onu doktora götürürüm"

Kız babasının kucağında debelendi, yere inip yumağa koşmak istedi, adam kızı tutamadı zaten, kız koşarak yumağın yanına varmıştı bile, boğuk boğuk ağlıyor ağlarken o küçücük bedeni sarsılıyordu

"yumak"
"yumak kalk, yumağım benim"

Yumak küçük kızı belli belirsiz duyduğunda bir gözünü hafifçe araladı ve kıza baktı, bir kulağını havaya dikmeye çalıştı..

ve..

"baba baba, kuyruk sallamaya çalışıyor bak..baba kurtar onu, baba ne olur"
yumak kuyruğunu son kez salladı, kuyruğu yere son kez çarptığında çıkan tok ses adamın içine oturmuştu
Önce kulağı düştü ve gözü hafifçe kapandı, yarı kapalı gözü küçük kızda kilitli kaldı, artık ışık kesilmişti, küçük kızı görmüyordu, ama hayalinde onunla oynarken ve onu severken olan görüntüsü vardı
sesler bile uzamaya başladı sanki
"yumakk"
"yumaaakkk",
"........."
Yumak artık kımıldamıyordu.. küçük bir kızda insanlara güveni, sevgiyi ve sadakati öğrenmiş, yine bir bir başka insanda vicdansızlığı ve vahşeti tatmıştı.
....
Yumaklara kıymasınlar....

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 117
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 4326
Kayıt tarihi
: 28.09.07
 
 

Fotoğraf sanatı, çevre ve siyaset, özel uğraşlarımdır. Manifestom'da sadece iki madde vardır, bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster