Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '09

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
745
 

Yavru Vatan K.K.T.C.

Yavru Vatan K.K.T.C.
 

Yavru Vatan K.K.T.C.


Geçtiğimiz hafta sonu yapılan Kıbrıs seçimleri üzerine gerek siyasilerden, gerek köşe yazarlarından, gerekse MB ailesinden pek çok değerlendirme yazısı okuduk. Çokta uzak olmayan yakın tarihine dair farklı bir perspektiften bakmak ve sizlerle paylaşmak üzere birkaç satırda ben karaladım.

Kıbrıs’ın Suriye ve Filistin havalisine bu coğrafyaya yakınlığı sebebiyledir ki, Yahudiler İsrail’i kurmadan önce, Kıbrıs’ı bir atlama taşı olarak seçmişler ve burası üzerine çeşitli planlar tertiplemişlerdir. Fakat Osmanlı İmparatorluğunun 400 sene boyunca büyük bir dirayetle muhafaza ettiğimiz Halis Filistin toprağı Filistin’i sonra 30 sene bile koruyamayan Araplardan kolayca gasp edebileceklerini düşünen Yahudiler gerekli görüşmeleri yaparak planlarını işleme koymakta gecikmemişlerdir.

Filistin’i ele geçirmeyi hedeflemiş Siyonist faaliyetler hemen her kaynakta yer alan meseleler hakkında Dr. Thedor Herzl’in hatıratlarında Türkiye’yi ilgilendiren kısımları toplayan Dr. Yaşar KUTLUAY’ın “Siyonizm ve Türkiye” isimli eserinde (İstanbul, 1967, s. 270–271) şu bilgilere rastlıyoruz:

“Dr. Herzl’in önünde şimdi üç isim durmaktadır. Kıbrıs, Elariş ve Sina Yarımadası, bu üçü de “Kudüs Sancağı”na yakın ve müstakbel hareket planına uygun yerlerdir. İngiltere’de devlet adamları ile temasa geçmiş ve bunlardan “Müstemlekeler Bakanı” Joseph Chamberlain ile olan konuşması enteresandır. Bakan; Elariş ve Sina Yarımadası konularına hariciye karışır lakin beni yalnız “Kıbrıs” ilgilendirir diyerek Yahudilerin oraya yerleşmelerinin bazı mahzurlar doğuracağını, zora başvurulamayacağını ifade etmesine müteakip, Herzl bir çare bulmuştur. Biz 5 Milyon sermayeli bir şirket kurup, “Elariş ve Sina Yarımadası’na” yerleşmeye girişince ada sakinleri akan altınları görürler. Müslüman Türk halkını adadan def ederler. Rumlar da ellerindeki arsaları satmaya ikna edilirse böylece Ada tamamen bize (Yahudilere) kalmış olur”.

Ki; (1571–1878) yılları arasında Osmanlı Hâkimiyetinde olup, İngilizler 5 Kasım 1914’de 1878’deki anlaşmayı feshederek tek taraflı olarak ilhak ettiklerini ilan etmişler ve akabinde Lozan görüşmelerinde İsmet İnönü Kıbrıs’la kıyaslanamayacak “Meis Adası” ile Tuna nehri kenarında adı var, kendi yok bir yer olan “Adakale” için görüşmelerde, görüşmeleri uzatma pahasına defalarca taleplerde bulunmasına rağmen, Lozan görüşmelerinde Kıbrıs’ı sadece bir kere zikretmiştir. O da Kıbrıs’ı talep etmek için değil, Kıbrıs’ın mevcut olan durumu dile getirmek içindir.

Merak eden arkadaşlarımız Lozan Antlaşmasının 19. Maddesinde bulabilirler.
Lozan Antlaşması, Madde:19. Türkiye 5 Teşrinisani 1914 senesinde Britanya Hükümeti tarafından ilan edilen Kıbrıs’ın ilhakını kabul etmeyi beyan eder. Kıbrıs adasından mütevellid veya sakin olan Türk teb’ası, Osmanlı tabiiyetinde olanlar hariç olmak üzere, kavim-i mahalliyeye riayet şartıyla Britanya tabiiyetine iktisab edeceklerdir (Ankara, T.B.M.M. Matbaası, 1923–1924, s. 9).

Ali Naci KARACAN “Lozan Konferansı ve İsmet Paşa.” 488 sayfalık eserinde Lozana dair her şey mevcut olmasına (yenilen yemekler, gezilen yerler, imzalanan antlaşmada kullanılan kâğıdın cinsi, imza atılan kalemin tarifi vs gibi konular) karşın Kıbrıs ile ilgili tek bir satır yer almamaktadır. Yine Dr. Rıza NUR “Hayatım ve Hatıratım” isimli hatıratlarını topladığı üç ciltlik eserinin 959. ve 1260. sayfaları arasında Lozan görüşmelerine ait en ince teferruat yer alması karşın Kıbrıs’la ilgili tek bir satır yoktur.

Müstemlekeler Bakanı Joseph Chamberlain ile Dr. Thedor Herzl’in arasında geçen görüşmelerden, parçaları birleştirmekle yükümlü olan Biz “Müslüman-Türk Gençliği”nin o dönemde mali krizde bulunan, sömürge halinde bulunan ülkelerindeki askerlerinin giderlerini karşılama noktasında bile zorluklar içerisinde bulunan İngiltere’nin kimlerden ve nelerden cesaret aldığını da görmemiz için çok küçük bir anekdottur. Tabi konuya daha iyi hâkim olabilmek için aynı tarih dilimlerinde Siyonist hareketlerin, Osmanlı egemenliğinde bulunan veya yeni özerklik hakkı kazanmış bölgeler üzerinde izledikleri siyaseti ve o dönemler dâhilinde meydana gelen olayları bir bütün halinde okumaları gerekmektedir.

Sağlıcakla Kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Filistin konusunda biraz ortada bir görüşe sahibim. Yani İsrail'in güvenlik endişelerini de anlamak lazım. Sonra onca desteğimiz rağmen Filistin Doğu Akdeniz ve Suriye konularında bizi desteklemedi.Ama şunu da diyebilirsiniz, biz Filistin'e destek için değil insanlık için yardım ediyoruz.

Kerim Korkut 
 10.11.2019 22:23
Cevap :
Selamlar Kerim Bey. Evet, Türkiye zaman zaman diline, dinine ve ırkına bakmaksızın pek çok ülkeye ve topluluğa yardımcı oldu. Olmalıydı da zira olması gereken de budur. Son yıllarda Doğu Akdeniz ve havzasında yaşananlar Kıbrıs'ın önemini daha da arttırmakla birlikte (Türkiye'nin doğu sınırında kurulmak istenen uydu devletçikler, Mısır'daki darbe, Libya'da Kaddafi'nin katledilişi sonrası General Hafter önderliğinde yaşananlar) halen Türkiye'nin güvenliğinin Kıbrıs, Filistin ve Kerkük üçgeninden geçtiğine inanmaktayım. Doğu Akdeniz’de yaşananları daha iyi anlayabilmek adına size (okumayı sevdiğinizi bildiğim için) bir kitap tavsiye etmek istiyorum Kerim Bey. Dr. Cihat YAYCI'nın Mayıs/2019'da yayınlanan "Sorular ve Cevaplar ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Kavramı" Not: Filistin’in Doğu Akdeniz’e tek kıyısı Gazze’dir. Sağlıcakla Kalın…  11.11.2019 0:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 108
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2277
Kayıt tarihi
: 05.04.08
 
 

1972 Haziranında  Eskişehir'de doğdum. Edirne'de ikamet ediyorum. Duygu ve düşüncelerimi yazıya d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster